İYİ Parti’nin Bilkentli Gençlik Kolları Başkanı Osman Ertürk Özel ile Röportaj Mezunlar

İYİ Parti’nin Bilkentli Gençlik Kolları Başkanı Osman Ertürk Özel ile Röportaj

Kuruluşunun üzerinden çok uzun zaman geçmemesine rağmen kendinden çokça söz ettiren ve Türk siyasetine yeni bir nefes getirmeyi vaadeden bir siyasi oluşum, İYİ Parti… Partinin kuruluşunun iki ay ardından Genel Başkan Meral Akşener tarafından Gençlik Kolları Başkanlığına atanan Osman Ertürk Özel ise bir Bilkentli. 2013 yılında Hukuk Fakültesinden mezun olan “Osman Başkan” ile Bilkentli olmak ve İYİ Parti üzerine güzel bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar…

GazeteBilkent: Öncelikle kısaca kendinizden bahseder misiniz?

4 Nisan 1990 tarihinde göçmen bir ailenin çocuğu olarak İzmir Selçuk’ta dünyaya geldim. İlk ve ortaöğrenimimi Selçuk’ta tamamladıktan sonra, Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandım.

2013 yılında buradan mezun olduktan sonra Londra Brunel Üniverstesi’nde, Uluslararası Ticaret Hukuku alanında yüksek lisans yaptım. Aynı zamanda sahibi olduğum özel avukatlık danışmanlık şirketinde de çalışmalarımı sürdürmekteyim.

GazeteBilkent: Bir Bilkent mezunu olarak Bilkent’i üç kelimeyle özetler misiniz?

Bilkent deyince benim aklıma, “İktisat önü” gelir.  Birçok insanın, özellikle farklı fakültelerde okuyanların kendilerine buluşma alanı olarak seçtikleri bir mekan olması sebebiyle İktisat önü benim aklıma gelen ilk kelime grubu diyebilirim.  Bilkent ile alakalı aklıma gelen ikinci kelime ise,  “zor” kelimesidir. Çünkü ben fakültede okurken bir yandan da siyasi faaliyetler ile ilgili çalışmalar yaptığım için,  sınav zamanları oldukça zorluk çektim.  Bilkent’i tarif edebileceğim üçüncü kelime ise “medeni” olabilir. Çünkü Bilkent Üniversitesi, belki de Ankara’da yaşanan kampüs hayatları arasında öğrencilerin kendisini en rahat şekilde ifade edebildiği, her türlü bürokrasiden uzak bir biçimde öğrencilerin birbiriyle olan diyaloglarının “medeni” seviyede olduğu bir ortamı bizlere sunabilmiştir.

GazeteBilkent: Bilkent size neler kattı ?

Bilkent öncelikle bana, çok ciddi bir arkadaş çevresi kazandırdı. Bununla birlikte Bilkent diplomasının, sosyal, ticari ve aynı zamanda siyasi hayatta olan itibarı sebebiyle de birçok alanda çok daha kolay bir biçimde kendimi ifade edebilme ve yükselme imkanı buldum.  Bilkent’in hemen hemen her fakültesinde ve değişik bölümlerinde okuyan arkadaşlarımıza, bugün geldikleri noktalara bakıldığında, çok ciddi bir çevre, bir diğer Bilkentli tabiri ile bir “network” kazandırdığı kanaatindeyim. Ayrıca, aldığım eğitimin kalitesi sebebiyle de iyi bir hukukçu olmama vesile oldu diyebilirim.

GazeteBilkent: Neden hukuk okumak istediniz? Hukuk okuyan öğrencilere ne tavsiye edersiniz?

Benim hukuk okumak ile alakalı hedefim, aslında mesleki bir hedefti. Bilkent Üniversitesi’ni de bu açıdan tercih etmemin nedeni, Bilkent Hukuk Fakültesi’nin gerek kaliteli bir şekilde hazırlanmış ders içerikleri, gerekse de akademisyenlerinin avukat olabilecek öğrenci yetiştirme eğilimine sahip olmasaydı.  Bugün birçok devlet üniversitesinin hukuk fakültesi, daha çok hakim, savcı ve bürokrat yetiştirecek şekilde kurgulanmıştır ama Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi daha çok avukat yetiştirecek tarzda eğitim veriyor. Avukat olmanın yanı sıra itibarlı bir meslek sahibi olmak istediğim için, iyi İngilizce eğitimi alabileceğim, iyi bir hukuk formasyonuna sahip olabileceğim ve bununla birlikte itibarlı bir diplomaya sahip olabileceğim bir yer olduğunu düşündüğüm için Bilkent Hukuk Fakültesi’ni tercih ettim.

Hukuk okuyan öğrencilere tavsiyem, en az bir yabancı dil öğrenip bunu en üst seviyeye çıkarmaları olabilir. Bununla birlikte öğrendikleri bu yabancı dille, yabancı yayın yapan dergilerde ve hatta kitaplarda da yayınlar yapmaya gayret etmeleridir. Buna ek olarak, kendilerine spesifik bir hukuk alanı belirleyerek bu alanda özellikle yurtdışı kaynaklı master ve doktora programlarına başvurmalarını tavsiye ederim.

GazeteBilkent: Bilkent’te nasıl zaman geçiriyordunuz? Derslerle aranız nasıldı?

Ben genelde ders zamanları dışında, ilk üç sene yurtlarda kaldığım için yurt bölgelerinde zaman geçiriyordum. Bilkent’te okuduğum yıllarda CİNE5 dediğimiz bir kantin vardı. Bu kantinde maç yayını yapıldığından kantinin adı CİNE5 olarak kaldı.  Gece sabaha kadar açık olan tek yer orası olduğu için, bakımsız bir yer olmasına rağmen orada arkadaşlarımızla zaman geçirdik. Onunla beraber Bilkent Alışveriş Merkezi’nde bulunan sinemada ve oradaki restoranlarda arkadaşlarımızla beraber vakit geçirirdik. Okulun içerisinde ise, genel olarak Hukuk Fakültesi binasında bulunan Mozart Cafe’de ve iktisat binasının içerisinde bulunan Cafe Break’te vakit geçirirdik.

En sevdiğim ders sorunuza da, birden fazla bu şekilde ders vardır ancak bunu Anayasa hukuku ve Anayasa hukukunun türevleri olan seçmeli dersler olarak gösterebilirim. Kendim de Türk Dünyası Araştırmaları Topluluğu başkanlığı yaptığım için en sevdiğim kulübü bura olarak gösterebilirim. Favori hocamı da fakülteye başladığımız yıl bir dönem hocalığımı yapan ve daha sonradan da karşılaştırmalı Anayasa hukukunda hocalığımı yapan Ece Göztepe Çelebi olarak söyleyebilirim.

GazeteBilkent: Biraz İYİ Parti’den ve aldığınız görevden bahsedebilir misiniz?

İYİ Parti günümüz Türkiyesinde siyasetin tıkanmışlığının önünü açabilmek, iktidardan bunalmış, iktidarın siyaset pratiğinden bıkmış insanların önünde bir iktidar alternatifi olarak duran ve çok kısa bir zamanda çok ciddi bir teşkilatlanma faaliyetiyle aslında insanlarda nasıl bir beklenti olduğunu hemen kanıtlamayı başarabilen bir siyasi partidir. İYİ Parti geçmiş siyasi jargonlarda sağ-sol vesaire olarak adlandırılamayacak kadar geniş bir siyasi yelpazeye ve seçmen tabanına sahip olan bir parti olmakla birlikte, özellikle bir kadın ve genç hareketi olarak tanımlanabilir. Partinin tüm kadrolarında uygulanan %25 cinsiyet kotası ve partinin liderinin kadın oluşu bunu kanıtlar nitelikte diyebilirim.  Bununla birlikte İYİ Parti, bir gençlik hareketidir. Gençlerin partimize olan ilgisi ve Gençlik Kolları teşkilatımızın da ülke çapında çok kısa bir zamanda teşkilatlanmaya başlaması da bu durumu kanıtlamaktadır.

Gelecekle alakalı projelerimiz noktasında, itibarlı bir dış politikaya sahip olan Türkiye öncelikli hedefimizdir. İçeride ise; adalete dayanan güven ortamı tesis edilmiş, bununla birlikte kimsenin bir başkasına üstünlük ve tahakküm kurma amacının bulunmadığı, eğer ki böyle bir amaç varsa da bunun doğrudan devlet tarafından bertaraf edildiği bir memleket hayalimiz var. Gençler için insanların, gençlerin mezun olur olmaz rahatlıkla iş bulabileceği, okudukları üniversitelerde bulundukları dönemlerde hiçbir tarikatın-cemaatin yurduna düşmeksizin bizzat devletin yurtlarında veya okuduğu okulların yurtlarında barınabilecekleri, gerçek manada kredilerle ve burslarla desteklenebilecekleri bir Türkiye hayalimiz var. En nihayetinde herkesin Türkiye’de yaşamaktan memnun olduğu, başka bir ülkeye bir nevi artık sığıntı gibi gitmenin bir kurtuluş olarak görülmediği bir Türkiye hayalimiz var.

GazeteBilkent: Türk siyasetini nasıl bir “Osman Başkan” bekliyor?

Türk Siyasetini aslında kendi siyasi amaçlarını veya geleceğe ilişkin hedeflerini yalnızca kendi siyasi varlığı üzerinde temellendirmeyen bir Osman Başkan bekliyor. Aslında Türk Siyasetini tek başına bir Osman Başkan değil, Osman Başkanla birlikte;  Ahmet Başkan, Ayşe Başkan da bekliyor. Türk Siyasetini bir kadro hareketi kurgulama gayesi olan bir gençlik ve genç başkanlar dönemi bekliyor.

Osman Ertürk Özel Bey’e GazeteBilkent’e verdiği röportaj için çok teşekkür eder, hayatında ve kariyerinde kendisine başarılar dileriz.


Osman Ertürk Özel Sosyal Medya Hesapları:

Instagram: www.instagram.com/osmanerturkozel/

Twitter: twitter.com/osmanerturkozel

 

İlgili Yazılar