Kişisel Serginizi Açın Hobi - Yaşam

Kişisel Serginizi Açın

Hayal etmek arzu, tutku ve hayal gücü gerektirir. Ancak tarife eylem eklenmedikçe, hayaller kenara koyulup küflenir. Benim hayalim yaşadıklarımı, hissettiklerimi ve öğrendiklerimi başkalarıyla paylaşıp onların da ruhuna dokunmak için bir fotoğraf sergisi açmaktı.

Açılış günü kalabalığı

Anladım ki, peşinden koştuğumuz hayaller olunca, korkusuz olmak gerekir. Yani hayalimin önündeki en büyük engel bendim. 4 Şubat 2018’de, açılışı gerçekleşen, 9 Şubata kadar süren  “farklı, ama aynı” isimli ilk kişisel sergim içinde anlatmak istediğim tüm fikirlerin yanı sıra benim için korkularımı yenişimi, en büyük düşmanım olan kendimi alt edişimi gösteriyor.

19 yaşındayım.

Amatörüm.

Zaten her profesyonel, Steve McCury bile (!), bir zamanlar genç ve amatör değil miydi?

Oradaysanız ve hayalimiz ortaksa, gerçekleştirmenize yardım etmek için izlediğim haritadan bahsedeceğim.

İddialı sergiler bir sanat manifestosuyla başlar. Sanatçı neyi gelenekselden farklı yaptığını ve ziyaretçilerine neyi aşılamak istediğini yani dünyada neyi değiştirmeyi hedeflediğini yazar.

Afiş

Daha naif, erken çalışmalarını yapanlar ise (yani ben!) temalarını belirlerler. Bu konuda “ne ifade etmek istedim?”, “ne düşündüm?” gibi temel sorulardan yol çıkmak, eserlerinizin bütünlüğünü düşünerek bir evren yaratmak çok önemli. Serginin başlığı da bu temayı ifade edecek, çarpıcı ve kısa bir biçimde belirlenmeli, afişlerde kullanılacak kapak fotoğrafı seçilmelidir. Bu fotoğrafın seçiminde objektif yöntemler kullanmak gerekse dahi ben duygusal olarak çekerken en çok etkilendiğim fotoğrafı seçtim, sanatçı olarak afişe kendimi de ekledim.

Ardından karar vermeniz gereken öncelikli konu hangi boylamda temsil edilmek istediğiniz.Eserlerinizin topluma ulaşmasının tek yolu sergi açmak değil.

Fotoğrafların baskısı

Blog, internet siteleri hatta instagam bile sanatınızla toplum arasında bir köprü olabilir. Ancak böyle konularda eski kafalı olan ben, bilgisayarda kalmasındansa fiziksel boyuta taşımayı tercih ettim fotoğraflarımı. Böylece bir atmosfer yaratabilecek, galeriye adımını ataları farklı, belki de bilmedikleri bir dünyaya taşıyabilecektim.  Farklı türleri olan fotoğraf baskısından eserlerinizi en güzel göstereni seçmeli, yansıtmak istediğiniz temaya uygunluğunu düşünerek çerçevelerinizi belirlemelisiniz. Sergi oluşturmanın yaratıcı ve romantik tarafının yanı sıra, karar verirken düşünmeniz gereken şeylerden biri de masraflarınız ve galerinin büyüklüğü olmalı. Fotoğrafınız uzaydan bile görünen Çin Seddi’nin ortasına minik bir  kırmızı nokta koymuş gibi görünsün istemezsiniz, değil mi?

“Sergi”, “galeri” gibi kelimeler gözünüzü korkutmasın. Eserinizin sergileneceği yer kütüphane, okulun koridorları hatta geleneksel olmayan seçeneklerden bir kafe bile  olabilir. Ulaşmak istediğiniz kitlenin kimliği bu bağlamda rehberiniz olacaktır. Bir çok galeri gezdikten sonra, Yolgeçen Hanı’na düştü yolum ( @yolgecenhani_ankara).

Ziyaretçiler

İsmi gibi, bambaşka insanları ağırlayan bir yer orası. Sahibi Başak Çetin gibi; açık fikirli, sevecen ve samimi. Sanırım insanlara şans verirsen, onların gökteki yıldızlar gibi parlayacağına inanıyorlar. Çünkü pek çok galerinin aksine, bir amatörü kucaklamayı ve hayallerinin gerçekleşmesine vesile olmayı kabul ettiler.

Etrafa haber salın. Çünkü kimsenin haberi olmadan olan şey hiçbir şeydir. Bu işin şakası,ama hem sanata verilen değeri arttırmak, yeni sanatçılara örnek olup desteklemek hem de sevdiklerinizden cesaret alıp tutkularınızı sürdürmek için ziyaretçilerinizin olması önemli. Sosyal medya paylaşımları, gazete ilanları ve davetiyeler bu konuda kullanabileceğiniz metotlardan. İlk izlenimi yaratmak için asla ikinci bir şansımız olmuyor. Dolayısıyla içeriğinden şekline kadar bu tanıtımlar çok önemli. Ben, temama uyum sağlaması amacıyla kartpostal şeklinde hazırladım davetiyelerimi. Böylece gelen herkes farklı bir kültüre giriş yapacağının farkında olarak geldi.

Kartpostal davetiye

Açılış yapın. İster jet sosyeteyle bir cuma akşamı olsun, ister arkadaş canlısı bir pazar öğleden sonrası…. Mutlaka açılış yapın! Konuşmanızı sunacağınız, destekleyenlere teşekkür edeceğiniz, kendinizi ve eserlerinizi tanıtıp en çok satış yapacağınız gündür açılış. İlk araştırmalarımda gördüm ki açılışlarda şarap, şampanya ikramı şartmış; sushi, kanepe gibi aperatifler ise ziyaretçileri özel hissettiriyormuş. Bence temanıza ve kişiliğinize saygın kalmak, gösterişçi ve sahte bir hava yaratmaktan çok daha önemli. Dolayısıyla Hindistan’dan getirdiğim masala çayı ve yeşil çay eşliğinde

Atıştırmalık sunumu

Masala çayı ve egzotik kuru meyve

egzotik kuru meyvelerden oluşan bir ikram masasını tanrı Şiva’ya sunuyormuş edasında hazırlamayı tercih ettim.

Her temaya ikram bulmak o kadar kolay ki! Siyah-beyaz bir sergi için bitter ve beyaz çikolatalı sunumlar, çiçek temalı bir sergi için çiçek şeklinde dekore edilmiş meyveler sunulabilir. Sergi sizin, yaratıcılık sizin.  Görsel ve tatsal duyuları birleştirirken bir şarkı listesi hazırlayıp işin içine duymayı da kattınız mı ziyaretçileri yepyeni bir evrende ağırlıyor gibi olacaksınız.

Gelişmek için değerlendirilmek şart. Ziyaretçi defteri sayesinde eserinizle ilgili yorumları saklayabilir ve gelişiminizi gözlemleyebilirsiniz. Ayrıca ulaşmak istediğiniz ziyaretçilere ulaşabilirsiniz.

Ziyaretçi defteri

Küratörünüz çok önemli. Küratör yani sergi yapımcısı ya da sanat yönetmeni belirli sınırları olmayan bir iş aslında. Sergilenecek eserleri seçmek ve onu izleyiciye sunmaktan tutun serginin açılacağı kurumla iletişimi kurmaya kadar çok yönlü bir ilham ilişkisini yönetiyor aslında. Bakışı ve tutkusuyla fotoğrafçılıkta adını duyurmuş isimlerden olan Püren Türker (@purenturker), küratör olarak benim kendime inanmadığım dönemlerde bile bana inandı, gökkuşağını arayışımda beni yönlendirdi. Umarım siz de benim gibi kendinizi açıkça ifade edebileceğiniz, size ilham veren, ,inanan ve destekleyen problem çözücü biriyle beraber çalışma fırsatı yakalarsınız.

Başak Çetin, Dilge İris Girgin ve Püren Türker

Bir eserin değer görmesi için fiyatı çok büyük bir etken oluyor. Halbuki bu doğru değil. Ben, fotoğraflarımı satmamaktan yana karar verdim. Çünkü onlara biçebileceğim herhangi bir değer, benim için anlamlarına ve bana hissettirdiklerine tercüman olamazdı. Eğer satmak isterseniz, fotoğraf sergilerinin resim sergilerine göre avantajlı olduğu nokta, fotoğrafın çoğaltılabilinir olması. Dolayısıyla aynı sergide pek çok kişi tarafından beğenilen fotoğrafa herkes sahip olabiliyor ve eserin orjinal hali sizde de kalmış oluyor. Galerilerin bu hususta farklı anlaşmaları var ve yüzde alabiliyorlar. Yolgeçen Hanı, sanatçıdan yüzde almamasıyla da onu koruyor.

Hayallerinizin peşinden koşun. Nefes nefese kalın. Sonra tekrar koşun. Hayat anlamını ancak öyle kazanıyor.

Artık bu kadar yardımdan sonra beni de serginize davet edersiniz umarım!

Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği yönetim kurulu başkanı Koray Olşen’e varlığıyla sergimi onurlandırdığı ve genç sanatçıları desteklediği için teşekkür ederim.

 

Koray Olşen, Dilge İris Girgin

 

 

 

İlgili Yazılar