Bosna’nın Bilge Kralı Aliya Ekranlarımıza Misafir Oluyor! Kültür - Sanat

Bosna’nın Bilge Kralı Aliya Ekranlarımıza Misafir Oluyor!

“Yaratan Rabbinin adıyla oku!” Alak Suresi 1.ayet

Çağdaş toplumlarda dinin toplumun ilerlemesini engellediği ve dogmalara yöneltici olduğu görüşü hakimdir. Dinin sorgulamayı kabul etmeyeceği algısı küçük yaşlardan beri bilincimize yerleştirilmiştir. Üstelik küçük yaştaki çocuk bu izlenimi dindar olmayan insanlardan çok dindar olanlardan edinmektedir. Zira sorgulamanın imana zarar vereceği ve bazı soruların cevaplarını yalnızca Yaratıcı’nın bileceğine inandırılmışızdır. Oysa, din bunu kabul etmemeliydi. Beni Yaratan bir bilinçle yaratmıştı beni, bilincimi bir kenara atmamı ve sorgulamamamı istememeliydi.

Bu düşüncelerle din araştırmalarına girişmiştim. Okuduğum dini kitaplardan aklımı kurcalayan soruların cevaplarını alamıyordum, konuştuğum insanlar ise sorunumu çözmeme hiç yardımcı olmuyordu. Bana din; susmak, sabretmek, boyun eğmek olarak; sorgulamamak, kurcalamamak, çok da şey yapmamak* olarak anlatılmıştı. Fazla düşünürsen dinden çıkardın. Tam bu sıralarda tanımıştım Aliya’yı. “Doğu-Batı Arasında İslam” adlı kitabı karşıma çıkmıştı. Dini, felsefeyle açıklıyordu. Din, sorgulamamak değildi ona göre. Aksine, sorgulamaya mecburduk. Ki ben de böyle düşünüyordum. Söz konusu adalet olduğunda fiillerinden sorumlu tutulabilen tek mahlukat bizdik: insanlar; iyiyle kötüyü ayırt edebilme bilincine sahiptik çünkü. Beşeri adalette dahi bu durum geçerliyse ondan çok daha üstünü olan ilahi adalet söz konusu olduğunda elbette bilinç ayırt edici rol oynayacaktı. Benim dinden sorumlu olmamı gerektiren şey bilinçse, dinde de bilincin övgüsü yapılmalıydı. Ve Aliya bunun farkındaydı, sorguladı. Ve Aliya, sorguladığı dinin boyun eğme dini olmadığının da farkındaydı. Bu yüzden kendini ve inancını baskılamaya çalışan komünizmi ve yayılma gösteren faşizmi tenkit etmekten kendini alıkoymadı. Eski Yugoslavya’da, Avrupa’nın ortasında, çok büyük trajedilere maruz kalındığında susmadı, sinmedi. Hem zekiydi hem de oldukça cesurdu Aliya. Platon’un özlemini çektiği “Filozof Kral”dı o. Aliya’ya hem bir düşünür hem de bir siyasetçi olarak başarılarından dolayı Bilge Kral denirdi Türkiye’de.

Ve bugünlerde Aliya ile ilgili olarak sevindirici bir şey oldu. Uzun zamandır beklenen Alija mini dizisi TRT’de yayınlanmaya başladı. 90 dakika sürecek 6 bölümden oluşan dizinin çekimleri 110 gün sürdü, Bosna-Hersek’in çeşitli bölgelerinde çekimler yapıldı. Dizinin senaryosu Ahmet Tezcan tarafından 6 ayını Bosna’da geçirdiği koskoca 6 senede yazıldı. Dizinin senaryosunda Aliya’nın anılarını yazdığı kitaptan detaylar izleyiciler tarafından fark ediliyordu. Projenin çekimlerine başlanacağı duyurulurken gerçeğe bağlı kalınması açısından Aliya İzzetbegoviç’in kızı Sabina İzzetbegoviç’ten ve şu anda Bosna Hersek Cumhurbaşkanı olan oğlu Bakir İzzetbegoviç’ten de yardım alındı. İkisi de çekimler süresince defalarca seti ziyarete gelmekle birlikte, babalarına bir başka ülke vatandaşlarının gösterdiği bu ilgi karşısında duygulandıklarını da belirttiler.[1]

Dizide kullanılan mekanlar bize “gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür” minvalinde tarihi bir Bosna gezisi yaptırdı. Dizi, müzikleriyle de bu hissi kuvvetlendirdi. Benim en hoşuma gidense Himzo Polovina’nın seslendirdiği, dizinin ilk bölümünde iki sefer dinleme fırsatı bulduğumuz Emina şarkısıydı. Dizide Boşnakça müzikler seçilmekle birlikte, zaman zaman “Çanakkale Türküsü” gibi Türkçe şarkıları da dinleyebildik karakterlerden.

Başarılı müzik seçiminin yanı sıra, dizinin senaryosu da oldukça başarılıydı. Bir düşünürün hayatını anlatmanın en zor yanı, ekranda o düşünürün düşüncelerini seyirciyi sıkmadan verebilmektir. TRT’nin benzer şekilde 7 önemli şairimizin hayatını anlattığı 7 Güzel Adam dizisindeki şiirsellik hoşumuza gitse de, sık sık yer verilen uzun konuşmalarla diziyi takip etmek güçleşebilmekteydi. Oysa, Alija’da bunun dengede tutulduğunu görüyoruz. Ve hatta hemen her kelimenin seçilerek, ince ince elenerek senaryoya dahil edildiğini düşünüyorum. Eski Yugoslavya’da o dönemde yaşanan siyasi hayata ilişkin gelişmelerin dizide karakterlerin televizyonlarının ekranlarında verilmesi, dizide gerçeklik bağını kurmak açısından güzel bir seçimdi. Bunun yanı sıra, zaman geçişlerinde kuruca “15 yıl sonra” yazmak ve geçmek yerine o dönem ait siyah beyaz gerçek görüntülerin verilmesi de biyografik diziyi kurgusallıktan tamamen çıkarmasa da belgesele bir adım yaklaştırdığı söylenebilir. Döneme ve Bosna’ya ilgi duyanlar için heyecanlandırıcı bir detay sayılabilir.

Bu kadar emek verilmiş bir dizide gözüme batan bir nokta Müslümanların katledilme sahnelerinin gerçekten uzaklığıydı. İlk bölümde iki sefer toplu katliam sahnesi verilmiş olup ikisinde de yan yana dizilen silahsız Müslümanların karşısına geçip onları diz çöküp iki el ateş ederek öldüren askerleri izledik. İki sahne de birbirinin hemen hemen aynısıydı, askerlerin durduğu noktalar ve yaptıkları atışlar aynı aralıklarlaydı. Bu aynılığın da düşünülerek yapıldığına kanaat getirdim, Bosna’da yapılan sistematik katliamların başlangıcı sayılacak bu olayların da bir sistemle ekrana yansıtılması, seyirciyi rahatsız ederek bu konuda düşünmesinin sağlanması bir amaç içindi. Aslında rahatsız olmamızı gerektiren şey sahnelerin tekdüze ve sistemli olması mı yoksa yapılan zulmün sistemleşmesi ve sıradanlaşması mıydı?

Son olarak değinmek istediğim nokta ise, dizide sıkça verilen Alija, Bosna ve Türkiye bağlantılarıydı. Dizinin Türk bir ekip tarafından Türk seyirciler için yapıldığını bildiğimiz için bu bağlantılara sıkça değinilmesini olağan buldum. Ancak bu durum ilerleyen bölümlerde artar mı, bu dizi Alija’yı ve davasını anlatmak için mi çekildi, yoksa böylesi heyecanla beklediğimiz proje ilerleyen bölümlerde siyasi bir kisveye mi bürünecek gibi sorular aklımı kurcaladı. Bu sorularımın cevaplarını ancak ilerleyen bölümlerde alabileceğim. Ve yine bu bölümdeki gibi tarafsızca Alija’yı ve davasını izleyebilirsek bu 6 bölümlük yapıtın uzun süre adından söz ettireceğini ve temel başvuru kaynakları arasında dahi yer alabileceğini düşünüyorum.

Sizlere de bundan sonraki 4 hafta boyunca Salı günleri saat 20.00’da yayınlanacak olan bu diziye bir göz atmanızı ve Alija’yı biraz olsun tanımanızı tavsiye ediyorum.

 

 

[1] https://www.sabah.com.tr/yazarlar/gunaydin/sb-mevlut_tezel/2017/08/15/trtden-bilge-lidere-yakisan-bir-dizi-aliya

İlgili Yazılar