Geçmişten Günümüze Ekonomik Krizler – 1929 Ekonomik Krizi Ekonomi ve Iş Dünyası

Geçmişten Günümüze Ekonomik Krizler – 1929 Ekonomik Krizi

Dünya siyasetini dikkatlice incelediğimizde ekonominin ve politikanın ayrılamaz iki kavram olduğunu görüyoruz. Kimi zaman ekonomi mevcut politikayı etkilerken, kimi zamanda politika ülkelerin ekonomilerini etkileyebiliyor. Bu yüzden binlerce yıl önce toprak için yapılan savaşların da, hammadde için işgal edilen ülkelerin de, çeşitli iç savaşların ve kitlesel ayaklanmalar gibi büyük ses getiren olayların da arkasında yatan sebeplerin çoğu ya ekonomi yada politika temelli oluyor. Ekonomik krizlerin serbest piyasa politikalarından sonra giderek arttığı, krizlerin doğmasında yada mevcut ekonomik krizlerin gelişmesinin ise yine dönemin siyasi havasına bağlı olduğu da bir başka gerçek. Bu anlamda günümüze ışık tutabilecek, serbest piyasa ekonomisinden sonra gelişen ve oldukça ses getiren ekonomik krizlere bir seri yazı olarak değinmek istedim. Bunlardan ilki, elbette dünyada yaşanmış en büyük ekonomik kriz olarak kabul edilen 1929 Ekonomik Krizi olacaktır.

Amerika’daki İşsizlik Protestolarından

 

1929 Dünya Ekonomik Krizi (Büyük Buhran)

Büyük Buhran tanımı genelde ABD’de borsanın çöküşüne ithaf edilse de, öncelikli olarak dönemin gelişmiş ülkelerini -ABD, İngiltere, Almanya- daha sonra da yayılarak tüm dünyayı etkilediğini görüyoruz.

50 milyon kişiyi işsiz bırakan, yeryüzündeki toplam üretimin neredeyse yarı yarıya ve dünya ticaretinin de %65 azalmasına neden olan bu krizin pek çok farklı dinamiği var aslında ama I.Dünya Savaşı’nın ekonomik ve sosyal koşullar üstündeki yıkıcı etkisi bana göre en önemli neden olarak düşünülebilir.

Krizin sebeplerini, sonuçlarını ve nasıl aşıldığını ülke bazında incelersek eğer :

   Vaatler ülkesi Amerika’dan Büyük Buhrana karşı Tepkiler

Amerika’ya baktığımızda Büyük Buhran’ın  sebeplerini üç başlık altında toplayabiliriz : Bağımlı ekonomi, yetersiz bankacılık sistemleri ve başkan Hoover’ın ekonomi politikası. Amerika’nın I.Dünya Savaşı’ndan önceki ekonomisine baktığımızda -1870’li yıllar- daha çok irili ufaklı pek çok şirket olduğunu görüyoruz. Savaşın getirdiği zorluklara bir şirketin tek başına dayanması oldukça zor olduğundan şirketler birleşmeye veya tekelleşmeye gittiler.

Öyle ki, krizin başladığı dönemde ekonominin üzerinde söz sahibi olan şirket sayısının yaklaşık 200 kadar olduğu düşünülüyor. Bu yüzden bir şirketin iflası bile piyasalar üzerinde oldukça yıkıcı bir etkiye sahip.

Yine bankacılığın ve bu konudaki hukukun yeterince gelişmemesi, yatırımcıların piyasaya karşı duydukları güven eksikliği ise gösterebilecek diğer sebepler arasında. Hoover’ın liberal ekonomiyi benimsemesi ve ekonomiye hiçbir şekilde müdahile edilmemesi gerektiğini savunması üzerine gereken müdahalenin çok geç kalması krizi daha da şiddetlendirdi. Dünya’nın altına bağlı para bastığı bir dönemde Amerika’nın ısrarla para politikasını uygulaması ve piyasada paranın bitmesi sonucu ekonomi durdu.

 

Bunalımın acı yüzü : Çocuklarını satmak zorunda kalan aileler

Roosevelt’in seçilmesi ile birlikte gereken devlet müdahalesi gerçekleştirildi. Devlet müdahalesinden ilk nasibini alan bankacılık sektörü oldu. Merkez Bankası kuruldu, mevduatlar devlet güvencesi altına alındı. Azalan talep sorununu çözmek için minimum ücret belirlendi, böylece insanlar daha çok tüketime yöneleceklerdi. Denge politikası ile birlikte gözle görülür bir iyiye dönüş gözlendi. Bundan sonra da pek çok ülke yine bu politikayı kendi ülkelerindeki krizleri aşmak için kullandı.

 Üzerinde Güneş Batmayan Ülke: Birleşik Krallık

Savaş sonrası Amerika’dan alınan borçlarla kurulan altın standardıyla birlikte pound fazla değer kazanınca ihracat oldukça azaldı. Azalan ihracatla birlikte altın ülke içinde kalmak yerine dışa akınca, borçlanma kaçınılmaz oldu.

Türk İşçilerinin Yavru Vatanı; Almanya

Alman ekonomisi Savaş sonrası alınan tazminatlara çözüm olarak daha fazla para basmak gerektiğini düşünse de bu paranın Amerika tarafından kabul edilmeyeceğini öngörememesi ülkede büyük bir hiperenflasyon yarattı.

Buna rağmen ekonomik depresyonu bitirerek, istihdam seviyesini yeniden dengelemeyi başaran Almanya diğer ülkeler içinde bir örnek teşkil ediyor.

Alman fabrikalarının hammadde ve sürüm alanı oldukça kısıtlıyken, hammadde ve sürüm açısından zengin olan Orta Avrupa ve Güney Amerika ülkeleri ise serbest dövizle ticaret yapamıyordu. Almanya’nın ise bu durumu karşılıklı mal ticaretini benimseyerek aşması, tarım ve sanayi sektörlerinde de oldukça büyük bir ilerleme sağladı. Karşılıklı mal ticaretini bir anlamda o günün şartlarına göre devrimsel olarak sayabiliriz çünkü bu yöntem daha sonra sadece Almanya’da değil Fransa ve ABD gibi ülkelerinde de kullanıldı. Nazi totalitarizminin ve II.Dünya Savaşı’nın ortaya çıkışının yine bunalım sonucu olduğu da diğer savlar arasında.

Almanya’da Bunalım Dönemleri

 

        Türkiye

Türkiye her ne kadar diğer büyük ülkeler gibi etkilenmediyse de, bu süreç içerisinde yaşadığı değişim ve dönüşümleri es geçmek olmazdı. Bu dönemde gerek savaştan yeni çıktığı için, gerekse rakiplerine göre oldukça genç bir ekonomiye sahip olduğundan Türkiye’nin ekonomi üzerinde bir denge politikası uyguladığını görüyoruz. Dış borçların takas yoluyla ödenmesi sonucu ihracat oranlarında da bir artış görülüyor. İhracat edilen malların kalitesinin artırılması ve kanunlarla teşvik edilmesi ise 1934 yılında Türkofis’e devrediliyor.

Türkiye’de Ekonomik Kriz

1929 Ekonomik Krizi’nin  ülkelerin ekonomisine, tarihine, siyasetine ve sosyolojisine etkisinin oldukça büyük olmasıyla birlikte ekonomik krizlerin sadece ekonomiyi etkileyen, tek katmanlı olaylar olduğuna dair inancın zayıfladığını belirtmek isterim. Bundan sonra yaşanan krizlerin artık sadece birer kriz olmaktan çıkıp, globalleşen dünyayla birlikte aynı zamanda gerek sosyal, gerekse siyasal olgular hâline dönüştükleri oldukça açık. Ekonomik krizlerin görece daha kolay bertaraf edilebilmesinde yine bu bakış açısının etkilerini görüyoruz. Sadece krizlere yönelik değil, bundan sonra ekonomiyi etkileyen diğer etkenlere dair de hızlı bir şekilde revizyona gidilmeye başlamasıyla, krizlerin sürelerinde bir kısalma görülürken bu değişim, her açıdan gelişime zemin hazırlıyor.

 

KAYNAKÇA

http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvMTkyOV9Ew7xueWFfRWtvbm9taWtfQnVuYWzEsW3EsQ

GÖRSELLER

1929 Dünya Ekonomik Krizi (Büyük Buhran)

http://www.businessht.com.tr/piyasalar/haber/1100826-gecmis-yeniden-mi-yasaniyor

https://www.uludagsozluk.com/k/1929-ekonomik-krizi/

1929 Krizi ve Büyük Bunalım

Bir Garip Ekonomik Buhran Beklentisi (1): Mümkün mü?

 

 

İlgili Yazılar