Sporcunun Zeki, Çevik ve Ahlaklısı: Umut Nayir Röportajı Spor

Sporcunun Zeki, Çevik ve Ahlaklısı: Umut Nayir Röportajı

Mehmet Umut Nayir: Son günlerde Ankaragücü forması ile attığı gollerle ve futbolun yanında okuduğu hukuk bölümüyle tüm Türkiye’nin tanımaya başladığı Umut’un hikayesi, bugün aktif olarak futbol oynayan çoğu profesyonel futbolcuya göre çok farklı. Geç sayılabilecek bir yaşta, lise dönemlerinde İstanbul’da amatör kümede başlayan futbol kariyeri bugün A Milli Takım’a ulaşmak üzere. Çoğu futbolcuya göre hayata ve futbola karşı daha farklı açılardan bakabilen Umut, her geçen gün üstüne koyduğu futbolunun yanında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki eğitim hayatını da aksatmıyor. Yazarlarımız Ahmet Mert Kaptanoğlu ve Engin Deniz İpek, Mehmet Umut Nayir ile Ankaragücü Beştepe Tesisleri’nde bol kahkahalı, keyifli bir röportaj yaptı.

GazeteBilkent(Deniz): Genç yaşına rağmen Yeni Malatyaspor, Osmanlıspor, Göztepe ve Ankaragücü gibi bir çok üst düzey takımda oynama şansı yakalamış bir futbolcu olarak tekrar profesyonel olduğun ve ilk çıkışını yaptığın Ankaragücü’ne dönmüş olmak neler hissettiriyor?

Aslında çok gezmeyi isteyen biri değilim, aidiyet duygum biraz fazla. Bulunduğum takımda uzun süre forma giymek ilk tercihim ama Türkiye’de genç futbolculara karşı gösterilen “pişmen lazım” tutumu ve Ankaragücü’nde o dönem bulunan bazı sıkıntılar yüzünden iki senelik bir kiralık serüvenim oldu, isteyerek olan bir ayrılık değildi. Şimdi yeniden kendi yetiştiğim, başarılara ulaşmamdaki temel basamak olan kulübüme döndüğüm için oldukça mutluyum. Aslında kariyerim için Süper Lig’te devam etmenin daha iyi olduğunu düşünüyordum, sonuçta bir alt lige inmek her zaman risklidir fakat Ankaragücü’nü benimsemiş bir insan olarak özellikle taraftarların sosyal medyadan yaptığı pozitif yorumlar ve çağrılar neticesinde de tekrar Ankaragücü’ne döndüm. Pişman mıyım diye soracak olursan kesinlikle hayır. Gidişattan çok memnunum, ilk aşamada beklentileri de bir miktar karşıladım inşallah üstüne koyarak devam ederim çünkü lig çok uzun bir maraton ve ligin her zaman sonu hatırlanır, başı değil.

GB(Ahmet): Sezona çok iyi başladın ve her hafta yükselen bir form grafiğin var. Gördüğümüz kadarıyla Ankaragüçlü taraftarlar da seni çok seviyor. Sokakta yürürken nasıl tepkilerle karşılaşıyorsun? Seni tanıyanlar oluyor mu?

Genelde beni tanıyanların ilk istekleri forma ve fotoğraf oluyor. Çok dışarda gezen biri değilim, o yüzden taraftarların tepkilerini sosyal medyadan daha iyi ölçebiliyorum. Buraya geliş sürecim biraz uzadı ve bu süreç de herkesin beklentisini belli bir oranda arttırdı sanırım. İlk aşamada bu beklentileri karşıladım, umarım böyle devam edebilirim. Taraftarlar için de benim için de şuan her şey güzel gidiyor.

GB(Deniz): Son zamanlarda medyada bir çok haber çıkıyor, sen de elbet görmüşsündür. Gösterdiğin performans sebebiyle ismin sık sık A Milli Takım ile anılmaya başladı. Lucescu’dan ya da Milli Takım yetkililerinden sana gelen herhangi bir mesaj ya da telefon oldu mu?

Direkt olarak bana gelen bir mesaj olmadı fakat bazı A Milli Takım yetkililerinin kulübün içinden bir kaç büyüğümü arayıp “Umut’u takip ediyoruz, böyle çalışmaya ve böyle oynamaya devam etsin” dediklerini biliyorum. Zaten futbol oynayan her Türk gencinin en önemli motivasyon kaynağı A Milli Takım’da oynayabilmenin hayalidir. Her zaman söyledim, Milli Takım forması giymek benim de en büyük hayallerimden biri. Şuanki performansım ismimin Milli Takım için konuşulmasına sebep olmuş olabilir ama eğer Milli Takım forması giymek istiyorsam bu performansımın da üstüne koyarak bu çizgide devam etmem gerektiğini düşünüyorum.

GB(Ahmet): Altyapılarda Milli Takım forması giymiş miydin?

A2 Milli Takım’a davet edilmiştim ama forma giyme şansı bulamadım çünkü önümde Cenk Tosun vardı (gülüyor).

GB(Deniz): Arada küçük ufak yaş farkları olsa da sen de Enes Ünal, Cengiz Ünder gibi son zamanlarda çıkış yakalayan genç  Türk futbolculardansın.  Onlar kariyerlerini devam ettirmek için Türkiye’yi değil Avrupa’yı tercih ettiler. Senin kısa ve uzun vadedeki kariyer hedeflerin nedir?

Dediğin gibi ben onlardan bir üst jenerasyonum. Açıkcası yabancı sınırının 14’e çıkmasının Türk oyuncuların Avrupa’ya transfer olabilmesi açısından avantajlı olduğunu düşünüyorum. Bence yerli oyuncuların vizyonlarını ve futbollarını geliştirebilmeleri açısından yurtdışında oynayabilmeleri çok önemli. Hedeflerim ve hayallerim var tabii ki ama aceleci olmak istemiyorum.

GB(Deniz): Artık piyasa değişti değil mi? Eskiden herkes üç büyüklerde oynama hayali kurardı..

Tabii şimdi eskiden yerli futbolcuların mentalitesi “Zaten yabancı sınırı var, mecbur yerli futbolcu kotası oluyor, en ufak parlamada üç büyüklere giderim” şeklindeydi. Asla onları garipsemiyorum çünkü o zamanki konjonktür öyleydi fakat şimdi şartların biraz değiştiğini düşünüyorum.

GB(Ahmet): Sana yurtdışından gelen bir teklif oldu mu? Yurt dışında oynamak için bir lig seçseydin hangisi olurdu?

Herkes gibi ben de yurt dışında oynamak isterim fakat daha önümde uzun bir yol var belki Ankaragücü’yle Süper Lig’e çıkarız ve burada devam etmek de oldukça keyifli olabilir. Şuana kadar gelen bir teklif olmadı ama bir lig seç dersen İngiltere derim, oldukça zorlu bir lig ve Morata, Kane gibi fiziğinin yanında teknik kapasitesiyle fark yaratabilen oldukça önemli forvetler orada oynuyor.

GB(Deniz): Hollanda’ya ne dersin? Gol kralı olabilirsin belki orada.

Tabii her forvet Hollanda’da oynamak ister(gülerek) ama Hollanda bir hedeften çok bir sıçrama tahtası bence.

GB(Ahmet): İyi ya da kötü hayranlık duyduğun, idol olarak aldığın bir futbolcu vardır herhalde?

Onu idol olarak alamazsın aslında, tarzı bambaşka ama hayranlık duyduğum futbolcu kesinlikle İbrahimovic. Tarzlarını kendime yakın gördüğüm için Lewandovski ve Kane gibi futbolcuları da yakından takip ediyorum. Maç izlerken sadece maç diye değil forvet oyuncularının yaptığı koşuları, vuruşları da takip etmeye çalışıyorum. Zihinsel antreman da oluyor benim için. Belki yaşım çok küçük değil ama gelişmenin de yaşı yok.

GB(Deniz): Beraber oynamak isteyeceğin veya buna karşı oynamak istemem dediğin futbolcular var mı peki?

Christian Eriksen’le oynamak isterdim. Sergio Ramos’a karşı oynamayı da çok istemezdim sanırım(gülerek).

GB(Ahmet): Şuana kadar oynarken karşısında en çok zorlandığın futbolcu kimdi?

Bruno Alves ve Simon Kjaer ikilisine karşı oyuna sonradan girmiştim, o biraz zorlamıştı beni. Fiziksel açıdan zordu yani.

GB(Deniz): Futbola geç yaşta başladığını biliyoruz fakat bu kısıtlı sürede Süper Amatör’den çıkıp kısa bir A2 tecrübesinin ardından Birinci Lig’e inanılmaz bir sıçrayış yaptın. Bu süreç nasıl oldu?

Alışma süreci oldu. Profesyonel anlamda hiçbir şey görmemiştim ve o dönem ilk kez 8.hafta forma giyme şansı yakalamıştım. İlk sezonumu çok iyi geçirdim diyemem, esas çıkışım Ankaragücü’yle beraber İkinci Lig’de başladı. Hayati hoca vardı o dönemler. Sonra da devamı geldi. Bu süreçte en büyük avantajımın kafamı kullanmak olduğunu düşünüyorum çünkü gelişmenin yaşının olduğunu hiçbir zaman düşünmedim. Her sene her özelliğimin üstüne bir şeyler koyarak devam etmeye çalıştım. Kendimi sürekli hazır tutup zihnimi eğitmeye çalıştım yani. Zaten dünya üzerindeki bütün takımlar aşağı yukarı aynı fiziksel antrenmanları yapıyor, önemli olan bunların haricinde zihinsel antremanları da yapabilmek. Türk futbolcular olarak futbolun fiziksel öneminin yanında zihinsel önemini yeni yeni anlamaya başladık. Ben kendi çalışmalarımın karşılığını da yavaş yavaş almaya başladığımı düşünüyorum ve bu da beni mutlu ediyor. Cenk Tosun mesela, Türkiye’de bunun en büyük örneği bence.

GB(Ahmet): Sosyal medyada yabancı sınırıyla ilgili yaptığın yorumlar oldukça beğeni topladı. Sen de sosyal medyayı oldukça aktif kullanıyorsun. Bazı futbolcular ise sosyal medya paylaşımlarından dolayı kariyerlerinde veya özel hayatlarında bir takım sıkıntılar yaşayabiliyor. Bir futbolcu olarak senin sosyal medyaya bakış açın nasıl?

Bazı futbolcular performanslarını ve hayatlarını etkilediğini düşünerek sosyal medyayı kullanmayabiliyor tabii. Bence sosyal medya görüşlerini ve düşüncelerini açıklayabilmek açısından çok olumlu bir platform, bunun yanında dünyanın her yerindeki insanlar seninle iletişime geçebiliyor, bu da beni oldukça mutlu eden bir detay. İnsanlara ne hissedip ne düşündüğünü yansıtabilmek lazım. Açıkçası bunun için de çok çaba sarf etmiyorum sadece olduğum gibi davranıyorum, samimi olmaya çalışıyorum. Genelde çok güzel tepkiler alıyorum ama takım kötü gittiğinde ya da performansım düştüğünde sosyal medya üzerinden kötü tepkiler alabileceğimi de biliyorum ama ne olumlu tepkilerin ne de olumsuz tepkilerin benim sahadaki performansımı etkilediğini düşünmüyorum.

GB(Deniz): Türkiye’deki video hakem tartışmalarına ne diyorsun?

Biraz romantiklik olacak belki ama ben desteklemiyorum. Oyunun akışını çok durdurduğunu düşünüyorum, bizim ülkemizde de özellikle oyun çok duruyor, topla oynama süresi çok kısıtlı o yüzden bizim için uygun değil bence. Belli bir standartlara oturtulması da gerekiyor bu sistemin tabii. Mesela tenisteki şahingöz sistemi gibi üç itiraz haklı mı olacak yoksa basketboldaki gibi mümkün olduğunca oyun soğumadan mı olacak bilmiyorum ama bir standart lazım bu sistem için, o da henüz yakalanamadı bence.

GB(Ahmet): Biraz enteresan bir soru soralım o zaman(gülerek). Tüm Türkiye seni hukuk okuyan futbolcu olarak tanıyor. Türkiye’nin en önemli hukuk fakültelerinden biri olan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde üçüncü sınıf öğrencisi olduğunu biliyoruz. Futbolu ve bu denli yüksek kalitede bir eğitimi beraber yürütebilmenin sırrı ne?

Bunun biraz da futbol kariyerimin geç başlamasıyla ilgisi var. Hem okuyayım hem futbol oynayayım diye başladım dersem yalan olur. Bu mentaliteyle başlayanlar için de ülkenin şartları pek elverişli değil, yapamıyorlar bir yerden sonra. Şuan hem futbol oynayıp hem okula devam edebilmemdeki en büyük etkenin de eğitim anlamında edindiğim iyi altyapı olduğunu düşünüyorum. Sınav senesinde Süper Amatör Lig’de oynadığım için üniversiteye hazırlık döneminde çok zorlanmadım. Şuan okuduğum okulda da devam zorunluluğu olmadığı için sınavlara girip bir şekilde dersleri geçe geçe üçüncü sınıfa geldim. Benim şansım geç başlamış olmam; yoksa benim sürecim de ya futbol olacaktı ya okul olacaktı. Dediğim gibi Türkiye’de sporu ve eğitimi bir arada götürebilmek zor. Bunun için hem Milli Eğitim Bakanlığı’nın hem Spor Bakanlığı’nın ortak bir çalışması olması lazım.

GB(Ahmet): İstanbul’dan Ankara’ya okumak için geldiğinde aklında futbolcu olmak gibi bir düşünce var mıydı?

O da ayrı bir süreç. Ben Ankara’ya geldiğimde ailem İstanbul’da kaldı. Bana her zaman “Futbolun ne getireceği belli değil, önceliğin okula devam etmek olmalı” dediler, çoğu ailenin yaklaşımı da böyledir zaten. Ankaragücü’ndeki A2 takımı sürecinden sonra “ben bu işi yapabilirim zihniyeti” başladı. Açıkcası süreç başladığında da okul, önceliğimdi ama sonra Osmanlıspor’a transfer oldum derken işler ciddileşmeye başladı ve bir baktım futbol okulun önüne geçmiş.

GB(Deniz): Peki ilerisi için mesleki ya da akademik bir kariyer planın var mı?

Okulu bitirince yüksek lisansla ilgili bir planım yok şuan. Futbol kariyerimin de nasıl seyredeceğine bağlı biraz ama kariyerimi bitirdikten sonra spor hukuku alanına yönelebilirim. Ülkemiz için gelişmeye ve doldurulmaya açık bir alan olduğunu düşünüyorum. Sporun içinden gelmem de bir avantaj olabilir tabii. UEFA’nın Türkiye bağlantısını üstlenebilirim ya da kulüpler ile oyuncular arasındaki anlaşmazlıklara yönelebilirim, kulüp danışmanlığı ya da federasyonda bir görev.. Dediğim gibi ucu çok açık bir alan.. Aslında anı yaşamaya çalışıyorum ama bir yandan da ileriyi planlamak lazım.

GB(Ahmet): Futbol dışındaki diğer sporlarla aran nasıl? Takip ettiğin ya da boş zamanlarında yaptığın?

Tenis, boks, basketbol, snooker.. Hepsini takip etmeye çalışıyorum.

GB(Ahmet): Snooker dedin kalbimi fethettin!

Neil Robertson favorim!(gülerek) Dediğim gibi sporu seviyorum, her türlüsünü takip eder izlerim.

GB(Deniz): Oyunlarla aran nasıl peki? Konsol, bilgisayar?

Play Station bağımlısıyım herhalde, gereksiz fazla oynuyorum bu aralar (gülerek). FIFA ve Call Of Duty ikilisini tek geçerim

GB(Deniz): Football Manager?

Football Manager’ın tutkunuyum. Ertuğrul Sağlam’ın hem stoper hem forvet oynadığı dönemden beri oynuyorum herhalde(gülerek). Eğleniyorum taktik kurmaktan, kendi takımını oluşturmaktan.

GB(Deniz): Oyunda kendini alan futbolculardan mısın sen de?(gülerek)

Kendimi almıyorum. Boyumu 1.76 yapmışlar, benle alakasız bir adam var orada üstelik özelliklerim de kötü, alıp kendime zulmetmek istemiyorum (gülerek) Arada kariyer gelişimime bakıyorum ama, bir bakıyorum Ümraniyespor’dayım bir bakıyorum Edirnespor’dayım. Son zamanlarda sosyal medyadan mesajlar gelmeye başladı “Öyle deme abi biz seni alıp birinci ligde gol kralı yapıyoruz” şeklinde, bu sene kendimi bir deneyebilirim belki.

GB(Ahmet): Son soru olsun o zaman, Maçkolik’te seninle ilgili eğlenceli bir yorum yapılmıştı ve sosyal medyada bir hayli paylaşılmıştı bu yorum hatta ismin Twitter’da Türkiye Trending Topic listesine bile girmişti . Sende o yorumu yapan arkadaşı aradığını söylemiştin. Bulabildin mi?

Buldum evet, numarasına ulaştım ve Whatsapp üzerinden yazdım. “Ben hakkında söylenti çıkardığın Umut dedim”. Şaşırdı baya, eğlenceli bir konuşma oldu. Forma sözü verdim öyle orta yolu bulduk(gülerek). O gün de çok enteresandı bak. Maç bitti telefona bakıyorum bir baktım Trending Topic listesinde ismim var;  dedim herhalde maçı çok izleyen oldu, sonra çıktı tabi ortaya işin gerçeği.

İlgili Yazılar