Arap-Bizans Savaşları-X: Savaş Ötesi Etkileşim-II Tarih

Arap-Bizans Savaşları-X: Savaş Ötesi Etkileşim-II

Bizans ile Arapların insanı etkileşimi olarak din ve bilimin yanında en çok gözle görüleni mimarı alandaki etkileşim olmuştur. Kaynaklara göre mimarı alandaki ilk etkileşim eskilere Hz. Muhammed’in İslam öğretisini getirmeden önceki döneme dayanır. Hz. Muhammed’in 35 yaşlarında olduğu bir sırada Etiyopya’da bir kilisenin tamiri için Cidde’de bulunan bir Bizanslı mimarı malzemeleri ile birlikte Kâbe’nin tamirine çağrılmış ve Kâbe’nin yeniden inşası gerçekleşmiştir. Ancak bazı tarihçiler bu rivayeti Ebrehe’nin Yemen’deki ibadethanesi yapmak için gelmiş bir Bizanslı usta olduklarını söylerler. Her şeye rağmen bu hadise bize Arapların, İslamiyet öncesi dönemde Bizans mimarisine hayranlık duyduklarını göstermektedir.

Mimarı alanda ilk gerçek etkileşimler Müslüman Arapların Suriye, Irak, Mısır ve Kenan’ı aldıklarında yaşanmıştır. Bizans mimarisinin en belirgin özelliklerinden biri olan kubbeli yapılar Müslümanlar arasında kullanılmaya başlandı. İlk inşa edilen kubbeli yapı Kudüs’teki Kubbetu’s Sahra(Sarı Kubbe) Camii olmuştur. Çok kısa bir süre sonra ikinci kubbeli yapı Mescidi Aksa inşa edilmiştir. Bu yapılar Arapların Bizans mimarisinden çok büyük ölçüde etkilendiklerini göstermektedir.

Kubbetü’s Sahra

Arap mimarındaki Bizans etkisini en çok Şam Emevi Camii ve Kusayr Amra Sarayında görmek mümkündür. Bilindiği gibi insanlık tarihinde aralıksız olarak insanların yaşadığı en eski şehir Şam’dır. Bugün kan ve gözyaşının aktığı Şam 8000 yılı aşkın bir tarihe sahipti. Roma İmparatorluğu döneminde MÖ I. yüzyılda Jüpiter adında bir pagan tapınağı, daha sonra I. Theodosios zamanında Aziz Ioannes(Yahya) kilisesine çevrilmiştir. Şam’ın Müslümanlar tarafından fethinden(636-7), 715 yılına kadar bu mabet Hristiyanlar ve Müslümanlar tarafından ortak kullanıldı. 715 yılında ise halife Velid bin Abdülmelik, Bizans İmparatoru II. Iustinianus’a bir mektup yazarak Şam Emevi Camii için usta, mermer ve mozaik gibi malzemeler istemiş ve İmparator da bu isteğe müspet cevap vermiştir. 715 yılında Bizans mimarisinin tüm özelliklerini yansıtan bir cami yukarıda bahsettiğimiz mabet üzerine inşa edilmişti. 2100 yılı aşkın şekilde bu Cami tapınak olarak kullanılmaktadır. Arap ve Bizans kültürünün ortak çalışmasının eseridir.

Şam Emevi Cami

Kusayr Amra Sarayı ise çok hararetli tartışmalara neden olmuş bir çöl sarayıdır. Dışarıdan bakan birinin çok önem atfetmeyeceği sarayın içi ise mükemmel şekilde dizayn edilmiştir. Bizans duvar sanatının kopyası olarak iç duvarlar tamamen resimlerle süslenmişti. Tartışmaya konu olan tarafı ise resimlerde insan ikonalarının tasvirleri ve nü resimlerin varlığı olmuştur. Bazı araştırmacılara göre bunlar İslam öncesi Arap kültürünü yansıtan resimlerdi. Bu tartışmaları bir kenara bırakırsak şu açıkça görülecektir ki kubbeli yapısı, mozaikleri ve duvar resimleri ile beraber Kusayr Amra sarayı Arapların mimarı açıdan Bizans’tan ne ölçüde etkilendiklerini göstermektedir.

Kusayr Amra Sarayı Duvar Resimleri, Ürdün

Medeniyet sahnesine çıkışlarının ilk aşamasında Bizans’tan mimari açıdan çok etkilenen Araplar Abbasi dönemindeki görkemli yapıları ve efsanelere konu olmuş Bağdat şehri ile Bizans’ı etkilemeye başlamıştır. Tarihi kayıtlara göre İmparator Theophilos hocası ve Konstantinopolis patriği Synkellos Ioannes Grammatikos’u barış görüşmeleri için Bağdat’a halifeye göndermiştir. Bağdat’taki halifenin sarayına hayranlık duyan patrik sarayın resimlerini Theophilos’a getirmiştir. İmparator da bu saraya hayran kalır ve benzerini bugün İstanbul Maltepe ilçesinin Küçükyalı mahallesinde kalıntıları bulunan Bryas Sarayını yaptırır. Bu saray büyük oranda Bağdat’taki Arap sarayının kopyasıdır. Görüldüğü gibi Araplar ile Bizanslılar arasında karşılıklı mimari alanda etkileşimler meydana gelmiştir.

Bryas Sarayı Kalıntıları, İstanbul Maltepe

Sanat, insanların barış içinde gerçekleştirdikleri en güzel faaliyetlerdendir. Evet, Arap-Bizans mücadelesine ara verilip karşılıklı etkileşimin yaşandığı bir diğer alan ise sanat alanında olmuştur. İslam öncesi Araplarda musiki alanında gelişmeler vardı. Ancak, Bizans ile karşılaştırılmayacak kadar kısıtlıydı. Bu nedenle karşılıklı münasebetlerde müzik alanında Bizans, Müslüman Arapları etkilemişti. İlk etapta savaşlar sonucunda Bizans’tan alınan esirler arasında müzisyenler vardı. Müslüman Araplar bu esirlere daha çok önem vermiş ve müzik yapmalarına izin vermişlerdi. Daha sonraki dönemlerde Bizans müzik aletleri ile tanışmışlardı. Bu aletler arasında “organ” aleti Arapları büyülemişti. Ancak bu “organ” aleti hakkında daha sonraki dönemlerde Araplar arasında bir gelişmenin yaşanmadığı görülür. En büyük gelişme ise tercüme faaliyetleri sonucunda müzik ilmine vakıf olan Müslümanlar, müziğe rasyonel olarak yönelmiş müziğin matematiğini ortaya koymuşlardı.

Sanatsal alanda Bizans dünya tarihinde yaptığı mozaiklerle birinci sırayı almıştır. Bu alandaki Bizans’ın başarısını farkına varan Müslümanlar mabetlerini, saraylarını ve şehirlerini güzelleştirmek için Bizans tarzı birçok mozaik yapmıştır. Bu mozaiklerin en güzel örnekleri Hişam bin Abdülmelik’in sarayında görülebilmektedir. Büyük boyutlarda yapılan bu mozaikler Bizans ile Müslümanlar arasındaki sanatsal etkileşimin en güzel örneklerinden birindendir.

Hişam bin Abdülmelik Sarayı Devasa Mozaiği, Hayat Ağacı

Edebiyat alanındaki etkileşimler daha çok yaşanılan Arap-Bizans mücadelesinin halk üzerindeki etkisini göstermektedir. Bizanslılar ve Araplar arasında anlatılan destanlar ve hikâyeler bu mücadelenin halk arasındaki etkiyi yansıtmaktadır. Bunlar arasında Emire Zatü’l
Himme destanı ve Binbir Gece masalları Arap toplumunda gelişmiş önemli hikâyelerdir. Gerçeklikle beraber hayal ürünlerini de içiren bu hikâyeler Arapların gözünden Bizans’ı bize anlatmaktadır. Zatü’l Himme destanının en önemli bölümünü oluşturan Battal Gazi ve Abdülvehhab’ın Bizans ile mücadeleleri gerçekliğe yaklaşmaktadır. Bizanslılar arasında oluşan Digenis Akritas destanı ise Arap bir emir ile evlenen bir Bizanslı kadının çocuklarının hikâyesini anlatmaktadır. Hem Arapların hem de Bizanslıların destanlarında öne çıkan unsur ise dini mücadeledir. Yani hem Bizanslılar hem de Araplar bu mücadeleyi inançları uğurunda gerçekleştirmektedirler.

Digenis Akritas

Edebiyat alanındaki diğer etkileşim ise tercüme hareketi ile yaşanmıştır. Darü’l Hikme akademisinde Homeros’un İlyada ve Odysseia eserleri tercüme edilmiş ve Müslümanlar arasında okunmaya başlamıştır.

Son olarak hukuk alanındaki bazı etkileşim işaretlerinden bahsetmek istiyoruz. Bilindiği gibi Bizans, Roma Hukukundan büyük bir mirasa sahip bir toplumdu. Daha sonraki dönemlerde ise İmparator emirnameleri ile düzenlenen bir hukuk sistemine sahip oldular. Araplar için ise hukuk çok yeni bir kavramdı. İslamiyet ile bir hukuk sistemine sahip olan Araplar daha önce düzenli bir hukuk sistemine sahip değillerdi. Bizans ve Arap etkileşimin en çok yaşandığı VIII. yüzyılda çıkarılan bir Bizans Ekloga(emirname), Bizans hukukunda büyük değişimler yaşatmıştır. Eskiden ölümle cezalandırılan bazı cezalar sakat bırakma cezalarına dönüşmüştür. Emirnamenin başında bunun bir insanileştirme hareketi olduğu belirtilmiştir. Organik bir delil olmadığı halde bazı araştırmacılar bu değişimin İslam hukukunun etkisi ile gerçekleştirdiğini savunmaktadırlar. Çünkü İslam hukuku ile birlikte “had cezaları” adı verilen vücudu sakat bırakma cezaları ortaya açıkmış ve bu da Bizans hukukunu etkilemiş olabilir(Gregory,205).

Araplar ve Bizanslılar arasında sosyal hayatta derin izler bırakan birçok etkileşim olduğunu bu yazıda anlatmaya çalıştık. Birbirleri ile savaşır pozisyonda bulunan bu iki devlet aslında birçok ortak payda da buluşmuş ve birlikte yaşayabileceklerini kanıtlamışlardı. Bu etkileşim günümüz dünyası için de bir umut kaynağıdır. İnsanlık tarihi boyunca birlikte daha güzel bir dünyada yaşayabileceğini çok kere kanıtlamıştır.

 

  • Devam Edecek

Bir Sonraki Yazı: Arap-Bizans Savaşları-XI: Değerlendirme ve Sonuç

 

 

Kaynakça:

1. Roberts, J. M. Avrupa Tarihi. İstanbul: İnkılap Yayınları.2016
2. Gregory, Timothy. Bizans Tarihi. Yapı Kredi Yayınları. 2016.
3. Hitti, Philip Khuri, History of the Arabs, Palgrave, 2002
4. Prof. Dr. Dursun, Hakkı Yıldız ve diğerleri, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi cilt:2 Hülefa-ı Raşidin ve Emevi Dönemi ,Çağ Yayınları, 1989
5. Gibbon, Edward. Decline Fall of the Roman Empire cilt:3 Chapter.51 page:529-560. London. London W. Warren. 1872
6.Dikici, Radi. İmparator Heraklius. Remzi Kitapevi. 2015. İstanbul
7. Prof. Dr. Avcı, Casim. İslam-Bizans İlişkileri. Klasik Yayınları. 2003. İstanbul
8. Prof. Dr. Kaegi, Walter E.. Bizans ve İlk İslam Fetihleri. Kaknüs Yayınları. 2000. İstanbul
9. Prof. Dr. Dursun, Hakkı Yıldız ve diğerleri, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi cilt:1Hz. Muhammed Dönemi ,Çağ Yayınları, 1989
10. Prof. Dr. Hamidullah, Muhammed. İslam Peygamberi(Hayatı ve Faaliyetleri)-I. Çev: Prof. Dr. Salih Tuğ. İrfan Yayımcılık. 1990. İstanbul
11. Prof. Dr. Dursun, Hakkı Yıldız ve diğerleri, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi cilt:3 Abbasiler Dönemi ,Çağ Yayınları, 1989

İlgili Yazılar