Farklı Zamanlara Farklı Sonlar Gerekir Kültür - Sanat

Farklı Zamanlara Farklı Sonlar Gerekir

Agatha Christie’nin Doğu Ekspresinde Cinayetadlı romanını okuduğumda ilkokuldaydım. Belki de yaşıma göre okumam gereken eserlerden değildi ancak, bana polisiye romanları sevdiren Christie ve meşhur dedektifi Poirot’nun maceraları uzun seneler peşimi bırakmadı. Bu yüzden de en sevdiğim oyunculardan oluşan bir kadro ile filmin tekrar beyaz perdede olacağını öğrendiğim zaman, Christie’nin dünyasını ilk keşfettiğim günkü gibi heyecanlandım. Romanın detayları hafızamdan silinmişti ancak herkesin bildiği meşhur sonu elbette hatırlıyordum. Kitabı okurken hayal ettiğim sahnelerin filmde nasıl yer aldığını görmek için sabırsızlanarak ilk geldiği gün soluğu sinemada aldım. Filmin her dakikasında kitabı biraz daha iyi hatırlamaya başladım. Romandaki tüm detayların filme yansıyışı beni gerçekten çok etkilemişti, ta ki son sahneye kadar. Son sahnede kitabı okurken fark etmediğim bir detay vardı. Poirot, suçluları polise teslim etmek yerine olaylar hiç olmamış gibi trenden inmişti. Hafızama biraz kızarak salondan ayrıldığımda ve eve dönüp kitabı açtığımda, beyaz perdede gördüğümün sayfalarda olmadığını fark ettim. Filmin sonunda yönetmen, eserin barındırdığı tüm karakterlerin kaderini değiştirecek bir farklılığa gitmişti.

Doğu Ekspresinde Cinayet”, Agatha Christie’nin en sürpriz sona sahip romanlarından bir tanesi. Bu, ünlü dedektif Hercule Poirot’nun da içinde bulunduğu trende işlenen bir cinayet ve de başlangıçta birbirine yabancı görünen yolcuların geçmişteki ne gibi bağlarının olduğunu anlatan bir eser. Öldürülen kişi, Casetti adında; geçmişte küçük bir kız olan Daisy’i evinden kaçırıp öldürmüş, ancak sonrasında delil yetersizliğinden dolayı serbest bırakılmış olan ve de geçmişini gizlemek için takma isim kullanan bir sahte sanat eseri taciri. Daisy’nin ölümü etrafında kurgulanmış olan hikayede yolcuların tamamının bu olaydan etkilenmiş ve de yaralanmış insanlar olmaları en dikkat çekici durum. Hatta bir tanesi, tüm yolculuk boyunca gizlemiş olsa da sonunda gerçeği açıklayan Daisy’nın annesi. Bu nedenle de hem filmin hem de kitabın sonunda “herkes şüpheli” denilebilecek bir durum ortaya çıkıyor. Ancak bundan çok daha fazlası var çünkü yalnızca herkes şüpheli değil; aslında herkes katil. Bu şaşırtıcı son elbette beyaz perdeye de yansımış, ancak adaletin ne olduğununa dair seyircilerin kafasında bazı sorular da bırakarak. Çünkü Poirot, geçmişten dolayı acı çeken bu insanların farklı bir tür adalet gerçekleştirdiklerine karar vererek tutuklanmamaları gerektiğine inanıyor. Kitaptaki Poirot’nun yaptığının tam tersi olan bu davranışı ise filmin yönetmeni, farklı zamanların farklı sonlar gerektirdiği şeklinde açıklıyor. Aynı hikayelerin farklı sonlarla, farklı tarihlerde dilden dile aktarılması acaba gerçekten mümkün mü, diye düşünmeden edemiyor insan. En azından benim aklımda filme dair en çok yer eden şey; bu sürpriz son.

Hukuk okuyan birine gelebilecek en zor sorulardan biri, sanırım “Adalet nedir?” olur. Yerine getirdiğimizin adalet olduğuna inanmamıza rağmen, bazen gerçekten de durup düşünmediğimiz bir kavram bu. Adalete dair yüzlerce kitap, binlerce satır yazılabilir. Sadece hukuk kuralları ve de şekilcilikle sağlanan bir adaletin adalet olamayacağı elbette bellidir, ancak bir yandan da insanların birbirinden intikam almalarının adaleti ne kadar besleyeceği sorunu vardır. Hukuk kurallarını okurken senaryolar kurmak kolaydır. A kişisi B’den bir şey çalar ya da C ile B birini öldürür. Kurallar bellidir, durum nitelendirilir ve de çözüm tıpkı hastasına reçete yazan bir doktorun yaptığı gibi titizlikle saptanır. Ancak gerçek hayatta A kişisinin tanıdığımız biri olması, o kişiyle empati kurabilmemiz, onu tanımasak bile onun adına “adaletin sağlanmasını” istememiz her şeyi değiştirir. Reçetede öngörülemeyen bazı başka durumlar olaya dahil olur ve çözümün adaleti kağıt üzerinde olduğu kadar net sağlayıp sağlamadığı sorusu, hakimlerin uykusunu kaçırır. Adaletin herkesi tatmin etmesi mümkün değildir elbette, ancak pişmanlık yaratmaması da gerekmektedir. Normal şartlar altında olayın detayına inmeden on üç kişinin bir adamı öldürmesi büyük bir mevzu olacağı yerde, sinema salonundan ayrılırken kimse, cinayeti işleyenlerin idam edilmemesiyle ilgili bir sitemde bulunmadı. Ancak Agatha Christie’nin zamanında belki de bu devletin otoritesini ve de dolaylı olarak adalete olan güveni temelinden sarsacak bir son olurdu. Sanırım insanlığın ilerlemesiyle adalet tablosuna kişilerin karakterleri ve çektikleri acılar da dahil oldu. Bir zamanlar küçük kızlarının öldürülmesinden dolayı dayanılmaz acı çeken bu on üç kişinin işlediği cinayet de, öldürülen kişi açısından adaletin sağlanması olarak kabul edilebilir hale geldi. Tutuklanmayanlar için ise birini öldürmekten dolayı çekecekleri vicdan azabı, onlar açısından adaleti sağlayacak olan varlık oldu. Filmin sonu ile ilgili hala şaşkın olan bir insan olarak hukuku savunmama rağmen, bazı duyguların da hukuk tarafından çözümlenemeyecek kadar karmaşık olduğunu kabul etmek zorundayım.

Farklı zamanlara farklı sonlar bu yüzden gerekli olabilir. Bu sayede insanlar yaşadıklarının dışarıdan nasıl göründüğünü ve sonucun farklı biçimlerde ortaya konabileceğini anlayabilirler. Meşhur filozofların bile cevap bulamadığı “Adalet nedir?” sorusuna benim de yanıt biçmem pek mümkün olmaz sanırım, ancak hayatta bazı duyguların da kalıplara sokulamayacağının bilincindeyim. Bu yüzden de farklı sonlar görmenin, farklı adalet türleri tanımanın yanlış olmayacağını düşünüyorum. Bazı durumlarda devletin sağlayamayacağı adaletin hayatın bizzat kendisi tarafından sağlanması da mümkündür. Her koşulda cevaplanması zor olan bu durumda, akıl ile vicdan arasında bir savaş söz konusu. Sanırım yapılabilecek en iyi şey de, kağıttaki A ve B  kişileri yerine gerçek insanlar ve gerçek durumlar koyarak bir tercih yapmaktır. Ancak bu şekilde “Doğu Ekspresinde Cinayet’”in sonunun değiştirilmesinin ardında yatan nedenler anlaşılabilecektir. Salondan çıkanların bunu kabullenmesi de farklı zamanların getirdiği bu farklı anlayıştan başka bir şey değildir.

 

 

GÖRSELLER:

http://media.socastsrm.com/wordpress/wp-content/blogs.dir/106/files/2017/09/MOTOE-Trailer-release-website.jpg

http://assets1.ignimgs.com/2017/10/05/thegangster-1507229637749_1280w.jpg

https://fsmedia.imgix.net/90/f9/77/8b/69bb/49a2/8cff/4914ac334703/murder-on-the-orient-expresspng.png

http://people.com/movies/murder-on-the-orient-express-cast-photo/

İlgili Yazılar