Yanı Başımızdaki Fırsat,Teknokentler Ekonomi ve Iş Dünyası

Yanı Başımızdaki Fırsat,Teknokentler

 

Bugün ülkemizde üniversite işbirliğiyle çalışan 64 teknokent var. Peki biz -üniversiteliler, geleceğin üretim gücü- neler biliyoruz teknokentler hakkında? Fırsatlarına,vizyonuna hakim miyiz? Bu sorulara daha doğru cevap verebilmek için önce teknokentlerin şu anki durumuna , şemasına ve geleceğine bakmamız daha sağlıklı olur.

Neden İhtiyaç Doğdu?

   Teknokentler modern toplumun hayatına 1950’lerde girdi. II. Dünya Savaşı sonrası hammadde ve ürün sıkıntısı çeken piyasalara reçete olarak teknoloji ticareti sunuldu. Yalnız , teknoloji ticareti üretim ve transfer olarak iki farklı şekilde gerçekleşebilir. Bunu göz önüne alan devletler kendilerine bir yol çizdiler.Teknoloji üretimini tercih edenler kısa vadede kar sağlayamadı.Transferi tercih edenler ise kısa vadede meyvelerini toplasa da ilerleyen zamanlarda çağı yakalamak için tekrar yüksek maliyetlerle teknoloji transferini göze aldı.

 

Üniversiteler Teknokentlerin Temeli

   Kendi teknolojisini üretmek üzere yola çıkan devletlerin araştırmaya ihtiyacı vardı.Bu açığın kapatılmasında üniversitelerin yetişmiş kadroları devreye girdi.Lakin eski ticaret anlayışın aksine metasal üretimden ziyade:

  • enformasyon/yazılım
  • biyoteknoloji
  • otomasyon/robotik

disiplinlerine yoğunlaşıldı.Öğretim üyelerinin bilgi birikiminden ve genç dimağların yaratıcı yaklaşımlarından yararlanmak üzere kampüs içersine kurulan teknokentlerle teknoloji üretimi sorununa çözüm aranıyordu.

 

 

Silikon Vadisi “Rol Model”

   1952’de ABD’de kurulan ve teknokentlerin ilk örneği olan Silikon Vadisi bir çok teknokent için bir model görevi gördü ve görmeye devam ediyor.Yenilikçi,teknoloji üreten ve ürettiği teknolojiyi ticari ürün haline getiren  Silikon Vadisinin rol model olmasındaki sebep , çalışma şeması denilebilir.Ülkemizdeki teknokentler için de temel olan Silikon Vadisi özelinde teknokentlerin barındırdırdığı organizasyonlara bakacak olursak;

  • Start-uplar:   Yeni girişimcilik çalışmalarıdır. 3-5 kişilik çekirdek kadrodan oluşurlar.Yönetimsel ve üretimsel danışmanlığa ihtiyaçları vardır.
  • Kuluçka Merkezi:   Küçük ve orta ölçekli şirketlerdir.Risk almaya yatkın ekiplerce yürütülür.Start-upların yönetim danışmanlıklarında bulunurlar.
  • Proje Ofisleri:   Büyük ölçekli şirketlerin teknokentte bulunan şirketlerle birlikte yürüttüğü projelerin koordinasyonunu sağlar.

Teknokentlerin Katkıları

   Teknokentlerde sanılanın aksine yoğun istihdam yoktur.Küçük girişimlerden oluşan bu yapı daha çok yetişmiş zümreleri barındırır.Lakin ilerleyen safhalarda üretimle birlikte istihdam da bir artış gerçekleşir. Bugün Türkiye’de 39bin Ar-Ge personeli 4.179 firma çatısı altında teknokentlerde istihdam ediliyor.

Girişimciliğin önündeki büyük engellerden vergi yükü ise teknokentlerin teşviki için ortadan kaldırılıyor.Aynı zamanda bu düzenleme star-up ve kuluçka seviyesindeki şirketlerin maliyetlerini azaltarak rekabet gücünü artırıyor.

Fiziki olarak yakınlığın beraberinde getirdiği bilgi paylaşımındaki hız ve kolaylık ar-ge maliyetlerini önemli ölçüde azaltıyor.Bu da ülke ekonomisine artı değer katıyor.

Geliştirilen teknolojinin pazarlamasını da yapan teknokentler, ihracat aracılığı ile ülkeye sıcak para girişini sağlıyor.Bu da ülkenin dışa bağımlılığının azaltılması yönünde olumlu bir adım halini alıyor.

Türkiyedeki Teknokentler ve Pazarları

    Daha öncede bahsettiğim gibi bugün ülkemizde 64 teknokent var.Bunlardan en önemlileri İTÜ Arı Teknokent,ODTÜ Teknokent ve Bilkent Cyberpark olarak sıralanabilir.Bu ayrımı yapmamızın sebebi ise bu üç teknokentin toplam enformasyon ihracatının yüzde 85 karşılıyor olması.Ülkemizin İstanbul ve Kocaeli gibi yoğun sanayileşmiş bölgelerinde devlet desteğiyle hayata geçirilen teknokentler ise üniversite desteğinin olmaması diğer bir deyişle yetişmiş eleman ve yaratıcı bakış açısı eksikliğinden dolayı atıl vaziyette. Öte yandan, 2015 yılında revize edilen teşvik sistemine rağmen halen doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerindeki teknokentlere istenilen düzeyde yatırımlar yapılmamaktadır.

 Ülkemizdeki teknokentlerin pazarlarına değinecek olursak iş ortaklarımız yoğun olarak Ortadoğu ülkeleridir.Özellikle savunma sanayinde yapılan karşılıklı yatırımlar ve anlaşmalar sayesinde önemli ölçüde bir kaynak teknokentlere aktarılmıştır.Örneğin dünyanın en büyük savunma sanayi kuruluşları sıralamasında 57. sırada bulunan Aselsan Ortadoğu ve Yakındoğu’ya yaptığı ihracatlarının ar-ge çalışmalarını 1.962 alt firma ile gerçekleştiriyor ve bunların yüzde 80’ni teknokentlerde konuşlu.

Fırsatları

  Özellikle bünyelerinde düzenledikleri yarışmalarla teknokentler bize mezun olmadan iş hayatını tanımamız, fikirlerimizi gerçeğe dönüştürmemiz için bir çok fırsat sunuyor.Bu yarışmaların fikirlerimiz için maddi kaynak sağlamasından daha önemlisi bizim azmimize ve fikirlerimize inancımıza yaptığı destek.Ayrıca, Endüstri 4.0’ın beraberinde getirdiği inovasyonu kavramak ve kendimiz adapte etmek içinse yeni kapılar açıyor.

Ülkemizdeki teknokentlerce düzenlenen bazı girişimcilik yarışmaları:

  • Ankara Start-Up Zirvesi (Bilkent Cyberpark)
  • Yeni Fikirler Yeni İşler (ODTÜ Teknokent)
  • Big Bang Start-Up Challenge (İTÜ Arı Teknokent)
  • Star-Up Erciyes Atölye (Erciyes Teknokent)

 

 

 

Kaynakça

  • Bütüncül Bir Yaklaşım Teknoparkların Ülke Ekonomisi Üzerine Etkileri,Ali Kıncal,Dokuz Eylül Üniversitesi,İzmir,2011
  •  https://webrazzi.com/2016/05/13/turkiyedeki-teknokentler-hakkinda-neler-biliyorsunuz-tam-liste/
  • http://odtuteknokent.com.tr/tr/hakkinda/teknokent-nedir

1 Comment

  1. Hakan
    14.11.2017 at 19:27 Reply

    Teknokentlere yapılan yatırımların artırılması ekonominin belini doğrultmada bir adım olabilir. Peki ya bu üretimhanelere yeterince önem veriliyor mu, yoksa modern Türkiye borçlanarak dış pazardan alan ve üretmeyen bir ülke imajı mı çiziyor? Türkiye üreten, kendisine yeten ve hatta imalatın ihracata dönüşmesi ile kasasına para koyan bir ülke olmaktan çok mu uzakta? Genç ve eğitimli elemanların varlığının yanı sıra bir çok kalifiye elemanın da olduğu bir ülke neden sürekli dış borç çukuruna girer ve üretmeksizin tüketerek kaynaklarını harcar? Üstelik bu döngünün enflasyon oranları ve para birimi üzerindeki etkileri göz önünde bulunurken. Bu hususlarda bir yazı kaleme alabilirseniz faydalı olacağını düşünüyorum. Güzel bir noktaya değinen güzel bir yazı olmuş kaleminize sağlık, saygılarımla.

Yorum Yap!

İlgili Yazılar