Arap-Bizans Savaşları-VIII: Ayrılan Yollar Tarih

Arap-Bizans Savaşları-VIII: Ayrılan Yollar

Arap-Bizans savaşları 7, 8 ve 9. yüzyıl dünyasının tüm kıtalarında vuku bulmuş mücadelelerdir. Ortadoğu’dan başlayarak Anadolu, Ermenistan ve Konstantinopolis’teki mücadeleleri bir önceki yazılarda bahsetmiştik. Şimdi ise Afrika ve Avrupa kıtalarındaki Arap-Bizans mücadelesini incelemeye çalışacağız.

Bizans, aslında bölünen Roma imparatorluğunun doğu koluydu. Ancak hiçbir zaman Büyük Roma İmparatorluğu ideallerinden vazgeçmedi. Müslümanların iç savaş yıllarında(655-661) Bizans imparatoru II. Konstans ordusuyla beraber batıya yöneldi. Balkanlar’daki problemlere el attıktan sonra 663 yılında Roma’ya girdi. Hz. İsa’nın tanrısal özelliği hakkındaki teolojik görüş farklılıklarından(monofizit-diofizit) dolayı Bizans ile Papalığın arası açıktı. II. Konstans bu meseleye el atmak istedi. Ancak çok başarılı olamadı. Bu Ortodoks kilisesi ile Katolik kilisesinin ayrılığının başlangıcıydı. İleride bu ayrılık derinleşecekti. İmparator Konstans buradan Sicilya’ya geçti ve burada yerleşmeye başladı. 668 yılında düzenlenen bir saray darbesi ile yıkanırken öldürüldü. Bu olaylar Roma ile Bizans’ın yollarını ayırdığının ilk işaretleriydi.

Kartaca, Tunus

II. Konstans’ın ölümünden 2 yıl sonra Kuzey Afrika’da hareketlilik başlamıştı. Kuzey Afrika iki şehri ile Avrupa tarihi için çok önemliydi: Kartaca ve Mısır. Bu iki şehir Avrupa tarihi üzerinde önemli olaylara sahne olmuştu. Ancak 6. yüzyılda Papa olan Gregorius, Aziz Pavlus’tan sonra batıya yönelen ilk papaydı ve barbar Germen kavimleri üzerinde misyonerlik faaliyeti yürütmeye başladı. Britanya’ya ilk misyonerler gitti. Bu da dolaylı olarak Bizans’ın ve Papalığının Afrika ile yollarını ayırdı. Müslüman Araplar Kuzey Afrika’nın bu otorite boşluğunu değerlendirmek istedi. Komutan Ukbe bin Nafi önderliğinde Kuzey Afrika seferi başladı. Bugün Tunus’ta bulunan Kartaca’ya çok yakın bir mevkide Müslümanlar tarafında Kayrevan şehri kuruldu. Bu şehir Kuzey Afrika seferlerinin karargâhı haline gelmişti. Ukbe 670 yılından 682 yılına kadar tüm Kuzey Afrika’yı ele geçirdi ve Atlas okyanusunun kıyılarına kadar ulaştı. Ancak ordusunu dağıttıktan kısa bir süre sonra Berberiler tarafından öldürüldü. Ukbe’nin öldürülmesi kazanılan toprakların da kaybedilmesine yol açtı. 695 ve 698 yıllarında Kartaca’nın geri alınması için 2 sefer düzenleyen Bizans kısa süreli zaferler kazansa da 703 yılında Berberilerin kitleler halinde İslam’ı seçmeleri ile Kuzey Afrika’da Arap hâkimiyeti kesinleşti. Kaynaklara göre Berberilerin Müslüman olma nedenleri idarecilerin müsamahalı tavırlarıydı(Yıldız,373). Araplar, Kuzey Afrika ile sınırlı kalmadılar. Komutan Musa bin Nusayr, Halife Velid’e Avrupa’nın durumundan bahsederek batıdan girerek Konstantinopolis’i fethedebileceklerini söyledi. Halife Velid bunu kabul ederek ilk İspanya çıkartması başlattı. Ancak Müslüman Arapların umdukları olmadı ve 732 yılında Tours(Puvatya) savaşında Müslümanların Avrupa içlerine ilerleyişi Franklar tarafından durduruldu. Bu zafer daha sonraki dönemde Papalığı, Bizans’a karşı Frankları koruyuculuğuna seçmesine neden olacaktı.

Kayrevan’ın Gravürü

750 yılına gelindiğinde Müslüman Araplar içinde isyanlar baş göstermiş ve Emevi halifeliği yıkılarak Abbasi halifeliği kurulmuştur. Müslümanların başkenti Şam’dan Bağdat’a alındı. Bu değişim Arap-Bizans savaşlarında duraklamaya neden oldu. Çünkü Şam Bizans topraklarına yakınken Bağdat eski Sasani topraklarının içindeydi. Aynı zamanda 726 yılında Bizans’ta ilk defa İkonakırıcılık(ikonoclasma) hareketi başlamıştı. Isuaralı(Suriyeli) Leon ve onun teologları Hz. İsa’nın resminin ve heykelinin yapılamayacağını savunuyordu. Bu nedenle İkona adı verilen tüm Hz. İsa tasvirlerini yok etti. Bu faaliyet Roma Papalığı ile arasını açan çok ciddi bir olay oldu. Papalık ikonakırıcılığı kesin şekilde ret etti. Bu hareketin başlangıcında İslam dinin etkisinin olduğunu iddia eden birçok araştırmacı vardır(Avcı, 151). Bu konu hakkında bir sonraki yazıda daha çok bilgi vereceğiz. Sonuç olarak hem Araplar hem de Bizans iç karışıklık yaşadığı bu dönemde birbirleri ile mücadele etmemişlerdir. İlk ciddi hareketlenme 781 yılında Halife Mehdi’nin Konstantinopolis’i tekrar kuşatma hareketi ile başladı. Bu sırada Bizans’ta 780 yılında IV. Leon’un ölümü üzerine karısı Eirene oğlu yerinde tahta bulunuyordu. Eirene, Mehdi’nin ordusu Konstantinopolis’e ulaşmadan Mehdi ile Bizans’a vergi yükleyen bir barış antlaşması yaptı. Eirene Bizans tahtı üzerinde uzun süre hâkimiyet kurdu. Hatta 797 yılında oğlunu tahtan indirerek ülkeyi tek başına yönetti. İkonoklazma hareketini durdurdu. Ama Eirene Halife Harun er-Reşid ile muasır olduğu için çok şansızdı.

Hollanda’da İkonoklazma Hareketleri Nedeni ile Tasvirleri Kırılmış Heykeller

Harun er-Reşid

Harun er-Reşid 786 yılında tahta geçmiş Abbasilerin efsanevi halifesiydi. Hatta Binbir Gece Masallarında Şehrazat’ın ağızından anlatılan hikâyelerde adı geçen kral Harun Reşit olduğu düşünülmektedir. Halk üzerinde de işte böyle büyük bir etkisi vardı. Eirene tahtan indirilene kadar Emevilerin yaptığı gibi her sene Bizans üzerine seferler düzenledi ve Bizans’ı vergiye bağladı. 802 yılında Nikephoros Bizans tahtına geçince Harun’a vergi ödemeyeceğini söylemiş hatta bu zamana kadar ödenen tüm borçları geri ödemesini istemişti. Buna çok sinirlenen Harun Reşit Heraklia’ya(Ereğli) kadar Anadolu’yu ele geçirdi. Bu hareket Nikephoros’u barışa zorladı. Eirene döneminden daha ağır bir vergi ile Bizans barış antlaşması yaptı.

Anadolu’da bu gelişmeler olurken batı’da Roma’da çok önemli gelişmeler

Charlemagne, Frank kralı

oluyordu. Papa II. Leon 800 yılının Noel’inde Frank kralı Charlemagne’ı Roma İmparatoru ilan etti. Bunun manası Papalığın artık Bizans’ı tanımadığı ve Frankları desteklemesiydi. Bu olay Bizans’a bomba gibi düştü. Bu noktaya gelene kadar Papalık ile Bizans’ın teolojik görüş ayrılıkları, ikonoklazma hareketi ve Frankların Endülüslüleri durdurması etkili olmuştu. Bizans 800 yılına kadar Avrupa’nın rakipsiz bir numaralı gücü iken şimdi dengeler değişiyordu. Bizans’sız bir Avrupa nasıl olabilirdi? Bu tarihten sonra Bizans Slavlar ve Ruslar üzerinde Ortodoksluğu yaymak yolu ile hâkimiyetini Balkanlarda genişletmeye çalışacaktı.

820 yılında Amorion hanedanlığı Bizans’ın başına geçti. Amorion bugün Eskişehir ve Afyon bölgesini içine alıyordu. Onlardan biri Theophilos(829-842) idi. Theophilos iyi eğitim görmüş, bilime ve sanata ilgili bir imparatordu. Halifelerden mühendislik hakkında birçok bilgi elde ederken, Halifeler Theophilos’tan Yunanlı filozofların kitaplarını istediler. Ancak bu dönem bu kadar da barışçıl devam etmedi. Halife Mutasım ile Theophilos arasında gerçekleşen bir mektup krizi sonucunda Halife Mutasım Amorion önlerine geldi. Vuku bulan savaşla 837 yılında Amorion Müslümanların eline geçti.

Amorion, Sarı ile gösterilen Bölge

Kaderin garip bir cilvesidir ki 847 yılında Abbasiler bölünerek birçok yeni devlet oluştu. Bu arada Bizans Anadolu’da(Asia Minor) hâkimiyeti tekrar eline aldı. Ermenistan bağımsızlığını ilan etti(872) ancak kısa süre sonra Bizans Ermenistan’ın hâkimiyetini ele geçirdi. I. Basil, Kutsal Roma İmparatorluğu ile Müslüman Araplara karşı ittifak kurdu. Zaten parçalanmış Müslüman devletler Bizans’a karşı mukavemet gösteremediler. II. Nikephoros Phokas 930 yılına kadar Melitene(Malatya), Tarsus, Cilicia(Kilikya) ve Kuzey Suriye’yi fethetti. Bunun bir sonraki uzantısı olan Kudüs’ü kuşattı. Ancak Mısır’da kurulan Fatimi Devleti durama müdahale etti ve Kudüs’ü Bizans’a karşı korudu. II. Basileios dönemi(976-1025) ise Bizans’ın gücünün batıda ve doğuda doruk noktaya ulaştığı bir dönem oldu. Bundan sonra Selçukluların Anadolu’ya gelişine kadar Arap-Bizans mücadelesi ufak çaplı olarak devam etti. Yine kaderin garip bir cilvesidir ki Bizans, Araplardan aldığı toprakları Malazgirt savaşından sonra Türklere kaptıracaktı. İşte bu şekilde galibiyet ve mağlubiyet Bizans tarihi boyunca bir biri ardınca takip edecekti.

Malazgirt Savaşı Öncesi Bizans Haritası, 1025 II. Basilous

Arap-Bizans savaşları burada noktalanmıştı. Savaşlar ancak bir yeninin başlangıçlarıdır ve buna en büyük kanıt bu Arap-Bizans savaşları olmuştur. Ancak asla unutulmamalıdır ki Araplar ile Bizans arasında savaşlardan çok insanı münasebetler olmuştur. Evet, Araplar ile Bizanslılar arasında vuku bulan bu savaşlardan öte birçok ilişkide gerçekleşmiştir.

 

  • Bir sonraki yazı: Arap-Bizans Savaşları-IX: Savaş Ötesi Etkileşim

 

Kaynakça:

1.Roberts, J. M. Avrupa Tarihi. İstanbul: İnkılap Yayınları.2016
2.Gregory, Timothy. Bizans Tarihi. Yapı Kredi Yayınları. 2016.
3.Hitti, Philip Khuri, History of the Arabs, Palgrave, 2002
4.Prof. Dr. Dursun, Hakkı Yıldız ve diğerleri, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi cilt:2 Hülefa-ı Raşidin ve Emevi Dönemi ,Çağ Yayınları, 1989
5.Gibbon, Edward. Decline Fall of the Roman Empire cilt:3 Chapter.51 page:529-560. London. London W. Warren. 1872 thanks for Toronto University Library
6.Dikici, Radi. İmparator Heraklius. Remzi Kitapevi. 2015. İstanbul
7.Prof. Dr. Avcı, Casim. İslam-Bizans İlişkileri. Klasik Yayınları. 2003. İstanbul
8.Prof. Dr. Kaegi, Walter E.. Bizans ve İlk İslam Fetihleri. Kaknüs Yayınları. 2000. İstanbul
9.Prof. Dr. Dursun, Hakkı Yıldız ve diğerleri, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi cilt:3 Abbasiler Dönemi ,Çağ Yayınları, 1989

İlgili Yazılar