Tarihsel Bir Güzelleme: “Casuslar Köprüsü”

Kendinizi Soğuk Savaş dönemiyle ilgili bir sohbetin içinde bulduğunuz zaman, konuşmanın bir yerinde bir şekilde duyabileceğiniz filmlerden biridir Casuslar Köprüsü (Bridge of Spies). Bilindiği üzere, bu dönemde cephe savaşı açılmamış (en azından Amerika ile Rusya arasında) ve savaş tamamen istihbarat örgütleri üzerinden yürütülmüştür. Bu dönemin sinemaya getirisi James Bond serisi ve ardından gelen casusluk filmleri olmuştur. Bu filmlerin bir kısmı daha çok kurguya dayalı ve aksiyon filmi niteliği taşırken bir kısmıysa gerçek olaylara dayanarak tarihi film niteliğini ön plana çıkarmıştır. Casuslar Köprüsü, ikinci gruba dahil olup, film ABD ve Sovyet Rusya arasında patlak veren ve NATO üssü dolayısıyla Türkiye’nin de bir şekilde ilgili olduğu U-2 krizini konu almıştır.

Ancak Casuslar Köprüsü, gerçek olaylara dayalı bir film olsa dahi, tarihi film niteliğini taşıyıp taşımadığı sorgulanmaktadır. Zira tarih, objektif bakabilme ve olanı olduğu gibi sunabilme gayesi taşır. Oysa bu filmin hemen her saniyesinde Amerika ile Sovyet Rusya’nın karşılaştırılması amacı güdülmüş ve Amerika’nın açıkça bir güzellemesi yapılmıştır. Sistemin yaşayabileceği bir çöküş anında dahi üstün insani değerler taşıyan bir Amerikalı avukat çıkagelmiş ve kahramanca bir şekilde günü kurtarmıştır: Bay Donovan bir haliyle Kaptan Amerika’dır, bir haliyleyse “Stoyki Muzhik”. Filmde bir replikte geçer ve bu Rusça ifadenin çevirisinin “dik duran adam” anlamına geldiği söylenir. Ancak kelime çevirisini yaptığınız zaman “stant adamı” tarzında bir kelime öbeğiyle karşılaşırsınız. Stantlarda sergilenen ürünün mağazanın her zaman en güzel ürünleri olduğu ve mağazanın tamamını asla yansıtmadığı gelir aklınıza o anda… Stoyki Muzhik: Dik duran adam veya stant adamı…

Bunun dışında, filmin vermek istediği mesajları iletme konusunda oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. Başrolümüz Avukat Donovan, işinde oldukça iyi ve idealist bir insan tiplemesi. Savunma konusunda oldukça başarılı ve benimsediği değerlere gönülden bağlılığı onun bu başarısını daha da arttırıyor. Sovyet casusu olduğu iddia edilen Abel’ın savunma yapmasını eleştiren birine karşı şu cevabı veriyor:

Anne-baba tarafından İrlandalıyım. Ben İrlandalıyım, siz Almansınız. Ama ikimizi de Amerikalı yapan şey nedir? Sadece bir şey. Tek, yegane şey: Kurallar kitabı. Buna Anayasa diyoruz ve kurallarını da kabul ediyoruz. Bizi Amerikalı yapan şey de bu. Hatta “tek” şey bu. “Kurallar kitabı yok” falan deme.

Hukukun üstünlüğüyle ilgili olarak şimdiye kadar duyduğum en haklı eleştiri, bu filmde yapılmış oluyor böylece.

Filmin başrolündeki Avukat Donovan, 1916-1970 yılları arasında yaşamış gerçek bir kişi. İkinci Dünya Savaşı döneminde Amerikan Deniz Kuvvetlerinde komutanlık yapmış, daha sonrasında hukuk danışmanlığı, avukatlık ve politik arabuluculuk görevlerinde bulunmuş. ABD’nin başarısız olduğu Domuzlar Körfezi çıkartmasından sonra, 1113 mahkûmun serbest bırakılmasında da büyük rol oynamış.

James Britt Donovan, önemli başarılara imza atmış, adını tarihe yazmayı başarmış bir insan: “Stoyki Muzhik” o; dik duran adam veya stantta güzel duran adam…

 

Kaynakça:

https:/www.biography.com/people/james-b-donovan-101415

Resimler:

https:/i1.imgiz.com/rshots/8690/casuslar-koprusu-bridge-of-spies-turkce-altyazili-fragman_8690753-10050_1280x720.jpg

http:/www.listefilm.com/wp-content/uploads/2015/12/Casuslar-K%C3%B6pr%C3%BCs%C3%BC-Filmi-4-1.jpg

http:/img.wennermedia.com/article-leads-horizontal/rs-211744-SJP_JB_D09_01217R-2.jpg

Leave a Reply

Ankara Bilgisayar Servisi Sigma Defence