Teknoloji, hayatımızdaki koparılmaz yerini gittikçe güçlendiriyor. Git gide onun bir parçası oluyoruz, o da bizim ayrılmaz bir parçamız oluyor. Günümüz dünyasında, genciyle yaşlıysa kim akıllı telefonundan ayrı kalabilir? Kim hava, su, ekmek gibi gördüğü internetten bir günlüğüne olsun uzaklaşabilir? Ben sordum, ben cevaplayayım: Şimdi belki bir avuç kişi bulabiliriz, fakat gelecek, sislerin ardından bizi izliyor.

Büyük teknoloji şirketleri, önceleri sadece bilim-kurgu filmlerinde gördüğümüz şekilde atılımlar yapıyor. Google, Apple, Microsoft artık sağlık alanına, turizm alanına, motorlu taşıtlar alanına yatırım yapmaya başladı. Bu beni ürkütüyor. Google, birkaç yıl önce NASA’nın en büyük üssünü satın aldı. Acaba dünya 20 yıl sonra devletlerin değil de birkaç büyük şirketin yönetimi altında mı olacak? Forbes 500 listesindeki firmaların çoğunun pazar değeri dünyada bir çok ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasından büyük.

Sanal gerçeklik[i] şimdilerin teknolojisinin en popüler tartışma konularından biri. “13.Kat” filmi de bunu temel almış. Her daim teknolojinin sorgulanması taraftarı oldum. Evimize soktuğumuz, yanımızda taşıdığımız cihazlar bizden neler götürüyor? Şimdi bunu da sorgulayalım: Ya sanal gerçeklik bizi gerçek dünyanın gerçeklerinden koparırsa? Ya sanal gerçeklikte “birkaç elektronik devre” olarak gördüğümüz insanlar, bizim için gerçeğe dönerse? İşte bu nokta, teknolojinin negatif yanlarının insanların doğal algı cihazlarını etkilemesiyle, sanal sanrıları ortaya çıkaracak. Yaşadığımız dünyanın doğal nimetlerini bir kenara itip, bir gözlükten yapay bir dünyaya dalmak… İşte korktuğum gelecek burada yatıyor.

1999 yapımı bir film “13.Kat”. Zamanına göre iyi tahmin edilmiş bir teknoloji tutarlılığı gösteriyor. Senaristin hayal gücü beni etkiledi. Film, Amerikan film endüstrisinin genel tavrının aksine, teknolojiyi abartmıyor, olabileceklerden bahsediyor. Amerikalılar genelde teknolojinin güzel yanlarına odaklanmış durumda, Avrupalılar ise kötü, negatif yanlarına. O yüzden Hollywood’dan böyle bir filmin çıkmasını ilginç buldum. Film, kısaca simülasyon bir dünyanın yaşayanlarının simülasyon bir dünya inşa etmeyi başarmalarını ve kendi üzerlerinde yatan gerçekliği fark etmelerini konu alıyor. Film, çok dikkat çekici bir yapım olmasa da konusu oldukça düşündürücü.

Film, teknolojik tutarlılığı ile çok etkileyici. Kendimi iki simülasyon dünyasının arasında sıkışıp kalmış olarak hayal ettim… İnsanların dünya gerçeklerinden uzaklaşmasının yanında şöyle bir sorunumuz daha var kaygılanacak: Düşünün, içinde büyüdüğünüz, bir parçası olduğunuz bu dünya aslında birkaç elektronik devreden ve birkaç koddan meydana gelmiş ve siz de aslında başka birilerinin sanal gerçekliğisiniz. Filmi izledikten sonra oturup bir düşündüm: Bu koca 7 milyar nüfuslu dünyada, ya bizler de birer simülasyondan ibaretsek? Zamanımızın popüler girişimcilerinden Elon Musk’ın da değindiği gibi, “ya sadece bir simülasyonun içinde yaşıyorsak?” Ya insanların hırsları, kinleri, nefretleri kasten yazılmış birkaç koddan kaynaklıysa? Ya dünyada işlenen bütün cinayetler, yapılan bütün kötülükler aynı “13. Kat” filmindeki gibi sanal gerçeklik aletinin sahibi tarafından zevk için meydana getiriliyorsa? Ya binlerce yıldır üstünde düşündüğümüz, iman ettiğimiz, uğrunda savaşlar verdiğimiz Tanrı algımız?

“Gerçeği Sorgula!”, bu filmin afiş sloganlarından birisi. Günümüzün büyüyen çocukları, iki dünya arasında sıkışıp kalacaklar. Nasıl bizim gençliğimizin tutkusu bilgisayar oyunlarıydı, onların da akıllı gerçeklik dünyası olacak… Bu sanal gerçeklikle büyüyen nesiller gittikçe asosyalleşecek, kendi dünyalarından kopacaklar. Birkaç gigabayt hafızaya ve birkaç yazılım parçasına tıkılıp kalacaklar. Onların ihtiyacı olacak slogan ise bu: Gerçeği sorgula! Bu, bir dahaki nesiller tarafından ihtiyaç duyulacak, fakat bizim de kendi gerçekliğimizi sorgulamamız gerekiyor… Kimselerin haberdar dahi olmadığı bir dünyanın parçası mıyız acaba? İçinde bulunduğumuz cihazın akıl sağlığı bozuk bir sahibi mi var? Bu soruların cevabı yok… Bilemeyiz ve cihazın sahibi bizi çok sevmediyse öğrenemeyeceğiz.

13.Kat, geleceğin korkunç dünyasının bir habercisi. Daha da önemlisi, bizi kendi dünyalarımız hakkında düşünmeye itiyor.

 

[i] Sanal Gerçeklik: Bilgisayarlar tarafından simüle edilen ortamlara denir. Çoğu sanal gerçeklik ortamı bir bilgisayar ekranı yoluyla edinilen görsel tecrübelerden ibarettir. Bunun yanında bazı ortamlar duyma, hareket gibi başka duyulardan da yararlanır. Facebook, 2014 yılında Oculus VR isimli firmayı satın alarak bu alana önemli bir yatırım yaptı.

Leave a Reply

Ankara Bilgisayar Servisi Sigma Defence