Teller Ardında Özgürlük!: Amerika ve Japon Gözaltı Kampları Tarih

Teller Ardında Özgürlük!: Amerika ve Japon Gözaltı Kampları

Bir önceki yazımda  2. Dünya Savaşı ve Japonlardan, bu savaşın en ilginç yönlerinden biri olduğunu düşündüğüm Kamikaze uçuşlarından bahsetmeye çalışmıştım. Açıkçası, hem 2. Dünya Savaşı hem de Japonlar hakkında bir şeyler öğrenmeye başlamışken hakkında pek fazla Türkçe bilgiye ulaşamadığım Japon asıllı Amerikanların gözaltı (ya da toplama) kamplarına yerleştirilmesi konusunda bir şeyler öğrenmemek ve yazmamak başladığım işi yarıda bırakmak olacaktı.

Her şeyden önce belirtmeliyim ki bu toplama kamplarının oluşturulması sadece ön yargılara ve Pearl Harbor saldırısının ardından Amerika’yı saran büyük korkuya dayanıyor. Bu iddiayı kanıtlar bir şekilde kampların kurulmasından yıllar sonra, gözaltı kamplarının oluşturulduğu sırada FBI’ın hiçbir Japon kökenli Amerikanın Japon İmparatorluğu ile işbirliği içerisinde olmadığını bildiği, hiçbir somut casusluk ve sabotaj olayının gerçekleşmiş olmadığı ortaya çıkmıştır.
Gözaltı Kamplarının Kurulması
19 Şubat 1942 tarihinde, Pearl Harbor saldırısından hemen iki ay sonra, Birleşik Devletler başkanı Franklin D. Roosevelt, bir kimseyi ya da grubu herhangi bir yargı kararına gerek olmaksızın tehcir etme yetkisini askeri görevlilere veren 9066 sayılı yürütme kararını imzaladı. Bu kararın verdiği yetkiye dayanarak askeri yetkililer tarafından, Amerika anakarasının Pasifik sahilinde yaşayan yaklaşık 115 bin Japon asıllı Amerikan, zaman kısıtlılığı olduğu gerekçesiyle Amerika’ya bağlılıkları göz önünde bulundurulmaksızın tehcir edilerek ABD’nin değişik bölgelerinde yer alan 10 gözaltı kampına yerleştirildi.

Manzanar Gözaltı Kampı, Kaliforniya

 

1942 yılının mart ayı itibariyle ilk tehcir ve kamplara yerleştirilme uygulaması başladı. Askeri yetkililer tarafından Japon asıllı Amerikanlara, eşyalarını toplamak ve taşınmazlarını satarak yer değiştirmeye hazırlanmak için ancak bir hafta tanınıyordu. Bu kısıtlı zamanda yapmaları gereken oldukça fazla şey olunca binlerce insan yaşadıkları manevi şoka ek olarak maddi açıdan da zarara uğradılar. Normal hayatlarından zorla ayrılan bu 115.000 kişinin üçte ikisi Amerika doğumlu Amerikan vatandaşları (Nisei-2.nesil Japon göçmenler) olmasına rağmen, vatandaşlık dahi kocaman bir korku karşısında binlerce insanın haklarını korumak için yetersiz kaldı. Casus olabilme, Amerika’ya zarar verebilme potansiyeli olduğu düşünülen yarısı çocuk binlerce insan; yaklaşık dört yıl boyunca belirli sınırlar içerisinde, askerler tarafından kontrol altında tutularak teller ardında hayatlarını sürdürdüler. Toplama kamplarına sadece Batı sahilinde yaşayan Japonların yerleştirilmesinin sebebi ise bu bölgede bir Japon saldırısının daha muhtemel olduğunun düşünülmesidir.

Gözaltı kamplarına gönderilen bir Japon asıllı Amerikanın sattığı dükkanına astığı “Ben Amerikanım” tabelası (Oakland, CA)

Fakat 9066 sayılı yürütme kararının askeri yetkililere tehcir edilecek grupların kararlaştırılması konusunda geniş bir yetki vermiş olmasına rağmen neden sadece Japon asıllı Amerikanların bu uygulamaya konu olduğu, o dönemde ABD’nin sadece Japonya ile değil Almanya ya da İtalya gibi başka ülkelerle de savaş içerisinde olduğu göz önünde bulundurulduğunda üzerine düşünülmesi gereken bir soru.
Her ne kadar benzer tarihlerde hayata geçirilmiş uygulamalar olsa da Japon asıllı Amerikanların yerleştirildiği gözaltı kampları, aynı dönemde Naziler tarafından Yahudilerin yerleştirildiği kamplardan oldukça farklıydı. Gözaltı kamplarında kimse zorla çalıştırılmıyor ya da büyük ölçüde hayati tehlikeyle karşı karşıya kalmıyordu. LIFE dergisinin 1944 tarihli, “Özgürlük dışında her şeye sahipler.” şeklinde Türkçe’ye çevrilebilecek başlığı kampların ne kadar farklı olduğunu açıklar nitelikte.

“Özgürlük dışında her şeye sahipler.”

Ancak bu başlıkla durumun olduğundan daha iç açıcı ve taraflı bir şekilde gösterildiği söylenebilir. Zira federal devlet tarafından kamplar içerisinde fotoğraf makinesi kullanımı yasaklanmış, ancak belirli kişilere kamplar içerisindeki hayatı fotoğraflama izni verilmişti. Ayrıca yaşadıkları yerlerden zorla ayrılan Japon asıllı Amerikanların toplandığı kamplarının çoğu bataklık ve çöllerde bulunuyordu. Tuvaletler, mutfaklar ve çamaşırhaneler ise ortak kullanılmak üzere tasarlanmıştı. Bunların yanı sıra sağlık hizmetleri de yetersizdi. Maaşlı işlerde çalışabilme imkanı da sadece Amerika vatandaşı olan ikinci nesil Japon asıllı Amerikanlara (Nisei) tanınınca, Amerika Birleşik Devletleri’ne göç ederek kazandığı her şeyi geride bırakmak zorunda kalan ilk nesil göçmenler (Issei) aile içerisindeki otoritelerini kaybetti. Böylece, yaşça büyüklere saygıyı oldukça önemli gören Japon kültürü sarsılmış oluyordu.

Hirabayashi ve Korematsu Davaları
Gözaltı kamplarına yerleştirilme esnasında düzen askeri yetkililer tarafından sağlanıyor, verilen emirlere uymayanlara ise cezai yaptırım uygulanıyordu. Hatta kamplarda emirlere uymadığı gerekçesiyle vurularak hayatını kaybedenler dahi vardı. Japon asıllı Amerikan Gordon Hirabayashi de sokağa çıkma yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle yargılanarak cezaya çarptırıldı. Hirabayashi’nin davası, en son temyiz merci olan Amerikan Yüksek Mahkemesine kadar gitti. Davayı ele alan Yüksek Mahkeme, 1943 yılında verdiği kararında ‘ivedi toplumsal gereksinmelerin’ gerekliliğine dayanarak Japon asıllı Amerikanların maruz kaldığı uygulamanın Anayasa’nın ırka dayalı ayrımcılığı yasaklayan hükümlerine aykırı olmadığına hükmetti. Yine 1944 yılında Korematsu v. United States davasında da Yüksek Mahkeme aynı kararını tekrarlayarak tehcir ve gözaltı uygulamalarının hukukiliğini savundu. Halen geçerliliğinini koruyan bu kararlar, Amerikan Yüksek Mahkemesinin en çok eleştirilen kararları arasında yer alıyor.
2. Dünya Savaşı ve kamplara yerleştirilme uygulamasından yıllar sonra, Japon asıllı Amerikanların maruz kaldıkları haksızlığın devlet tarafindan kabul edilmesi için “Redress Movement” adlı hareket başlatıldı. Bu hareketin ilk sonucu olarak 1976 yılında Amerika başkanı Gerald Ford, tehcir ve gözaltı kampları uygulamalarını tekrar edilmemesi gereken yanlış bir önlem ve ulusal bir hata olduğunu kabul etmiştir. Ford’un ardından Amerikan Kongresi de toplama kampları ve tehciri incelemek üzere bir komisyon oluşturdu. Komisyon tarafından da Japon asıllı Amerikanlara ‘Büyük bir adaletsizlik’ yapıldığı onaylanmıştır. 1988 yılına gelindiğinde ise Kongre, Temel Haklar Kanunu ( Civil Liberties Act of 1988) çıkartarak tehcir edilerek gözaltı kamplarına yerleştirilen ve halen hayatta olan her Japon asıllı Amerikana 20.000 dolar tazminat ödenmesine karar verdi. Tazminatlar, Amerika başkanının imzalı özür mektubu ile gönderildi.

En son gözaltı kampı 1946 yılında kapanana dek sadece mensup oldukları ırk sebebiyle özgürlüklerinden mahrum bırakılmış binlerce insanın kamplarda neler yaşadığı, kampların fiziksel ve psikolojik etkileri hala birçok araştırmaya konu oluyor. Örneğin yapılan araştırmaların birinde yıllar boyunca gözetim altında yaşayan Japon asıllı Amerikanlarda, kamplarda kalmamış olanlara oranla iki kat daha fazla kalp hastalığı ve erken ölüm görüldüğü saptandı. Yaşanılanlar hukuki açıdan değerlendirildiğinde ise Amerika Birleşik Devletleri’nin tarihinde ırka dayalı ayrımcılık ve ön yargının varlığını kanıtlar nitelikte olan Hirabayashi ve Korematsu kararlarının; benzer hataların, kişilerin temel haklarını zedeleyecek yeni kararların önlenmesi için göz önünde bulundurulması gerektiği düşünülüyor.

Not: Bazı kaynaklarda gözaltı kamplarına yerleştirilme ve tehcir uygulamalarını açıklamak üzere yargı kararı olmaksızın gözaltında tutulma anlamına gelen ‘Enterne edilme’ kavramı, İngilizceden direkt çevrilerek (Internment) kullanılmıştır.

 

Kaynakça:
Nagata, Donna K. “Coping and Resilience across Generations: Japanese Americans and the World War II Internment.” Psychoanalytic Review, Guilford Publications, 1 Jan. 1998, experts.umich.edu/en/publications/coping-and-resilience-across-generations-japanese-americans-and-t.
Ömer ZEYTİNOĞLU. 2017. “İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA ABD  ᤀ䐀䔀  YAŞAYAN JAPON ASILLILARIN ENTERNE EDİLMESİ.” Center For Eurasian Studies (AVİM), Blog No.2014 / 17. June 11. Accessed August 22, 2017. http://avim.org.tr/Blog/IKINCI-DUNYA-SAVASI-SIRASINDA-ABD-DEYASAYAN-JAPON-ASILLILARIN-ENTERNE-EDILMESI
Ina, Satsuki. “Internment History.” PBS, Public Broadcasting Service, www.pbs.org/childofcamp/history/.
John, Tara. “Fred Korematsu: Google Honors Activist Who Fought Internment.” Time, Time, 30 Jan. 2017, time.com/4653228/google-doodle-fred-korematsu-civil-rights-activist/.
Sturken, Marita. “Absent Images of Memory: Remembering and Reenacting the Japanese Internment.” Positions, Duke University Press, 1 Jan. 1997, positions.dukejournals.org/content/5/3/687.citation.

Görsel Kaynakça:

https://www.housecentral.info/i/inside-japanese-american-internment-camps.html

http://time.com/4652340/japanese-segregation-portraits-1944/

https://www.buzzfeed.com/gabrielsanchez/chilling-pictures-of-life-at-japanese-internment-camps?utm_term=.plPy5Lxynk#.iqWPxZ8Pjy

https://www.du.edu/behindbarbedwire/map_of_the_internmen-43CBE.html

http://www.oaklandhistorymurals.com/fred-korematsu-civil-rights-hero.html

İlgili Yazılar