Türk Yazınında Kadın III: Halide Nusret Zorlutuna Kültür - Sanat

Türk Yazınında Kadın III: Halide Nusret Zorlutuna

Yazı dizisinin önceki kısımları için lütfen tıklayınız: Fatma Aliye Hanım, Halide Edip Adıvar.

Türk kadını yazın alanında var olma mücadelesini zamanla kazanmış kazanmasına ancak bu kez önünde kazanılması gereken daha çetin mücadeleler bulmuştur. İmparatorluğun son dönemlerinde artan siyasi olaylar neticesinde yaşanan acılarla, ardından başlayan Birinci Cihan Harbi’nin yaralarını saracak zaman bulamadan Sevr Antlaşması’na dayanarak yapılan işgallerle yalnız Türk kadını değil, bütün bir millet perişan olmuştur.

Şu cihan harbi nedir var mı ki dünyada eşi?

En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.

– Mehmet Akif Ersoy

Halide Nusret de işte böyle bir zamanda dünyaya gelmiştir. Babası, Sultan Abdülhamid döneminde cezaya mahkûm edilmiş siyasi suçlulardandır ve Halide Nusret uzunca bir süre babasını görmeden yaşamıştır. İkinci Meşrutiyet’in ilan edilmesiyle babası serbest kalmıştır. Döndükten sonra siyasette aktif olan Avnullah Kâzımî Bey, İttihatçılarla anlaşamamış ve Ağustos 1908’de ilk muhalefet partisi olarak bilinen Fedakâran-ı Millet Cemiyeti’ni kurmuştur. Ancak bu kez de İttihatçılar tarafından rahat bırakılmamış ve Aralık 1908’de Avnullah Bey ve cemiyetin birkaç üyesi tutuklanmış, mahkemeye çıkarılmıştır. Mahkeme sonucunda beraat etse de burada rahat bırakılmayacağını anlamış, sadrazam tarafından kendisine sunulan Kerkük mutasarrıflığını kabul etmiş; başkentten uzaklaştırılmaya razı olmuştur bir nevi. Avnullah Bey görevi sırasında Kerkük halkı üzerinde iyi bir intiba bırakmış, bu da onun yeniden tehdit olarak görülmesine sebep olmuştur. Bu nedenle getirildiği bu görevden de bir süre sonra azledilmiştir. Avnullah Bey daha sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a dönmüş, bu dönemde hastalığa tutulmuş, kırk dokuz yaşında hayata gözlerini yummuştur.

Halide Nusret o dönemlerde Erenköy Kız Lisesi’nde eğitimine devam etmektedir. Babasının ölümünün ardından yazdığı “Ağlayan Kahkahalar” isimli yazısı, lise öğrencileri arasındaki bir yazı yarışmasında birincilik kazanmıştır. Bu olay Halide Nusret’in edebiyata olan ilgisini perçinlemiştir. Halide Nusret buradaki eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde eğitim görmeye devam etmiş, Birinci Dünya Savaşı’nın yaşam koşullarını ağırlaştırması nedeniyle buradaki eğitimini yarıda bırakmış, Darülmuallimat sınavlarına girip başarılı olarak öğretmen olarak çalışmaya başlamıştır. Bir müddet İstanbul’da öğretmenlik yapmış, daha sonra Edirne’de ve sonrasında Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde bu kutsal görevini yerine getirmeye devam etmiştir. Bu dönemde öğrencileriyle biriktirdiği anılarını Benim Küçük Dostlarım adlı kitabında toplamıştır.

Halide Nusret, eserlerini Milli Edebiyat döneminde vermiştir ve bu akımdan etkilenmiştir. Dilde sadeleşmeyi savunmuş, iyi düzeyde Arapça ve Farsça bilmesine rağmen eserlerinde, özellikle şiirlerinde, bu dillerden dilimize giren ve günlük hayatta kullanılagelen kelimeleri dahi kullanmaktan –mümkün olduğunca- kaçınmıştır. Aruz veznini terk etmiş ve hece ölçüsü kullanmıştır. Aynı zamanda Türk Dil Kurumu’nun da kurucularındandır.

Halide Nusret’in en bilinen şiiri Git Bahar olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nın o karanlık atmosferinde gelen baharı, açan çiçekleri protesto niteliğindedir bu şiir. Ömrünü mevsimlere ayıran Halide Nusret, ömrünün ilk baharında ülkenin içinde olduğu karanlığa sık sık değinmiş, ve anılarını anlattığı kitabı Bir Devrin Romanı’na şu dizelerle başlamıştır:

Bağ-ı dehrin hem hazanın hem baharın görmüşüz

Biz neşâtın da gamın da rûzigârın görmüşüz.”

– Nâbî

Gerçekten öyle bir nesil yoktur ki ömrünün ilkbaharında bu kadar acıya şahit olmuş olsun. Öyle bir nesil yoktur ki çoluk çocuk, genç-yaşlı demeden ülkenin bir karış toprağı için seferber olmuş olsun. Öyle bir nesil yoktur ki çocuklar cephelere gitmek üzere okul sıralarından toplanmış olsun. Öyle bir nesil olmasın bir daha, Halide Nusret’in yaşadığı gibi baharlar bir daha olmasın. Bahar geldiği için içimiz kan ağlamasın bir daha, hep beraber omuz omuza kutlayalım baharın gelişini, şanlı bayrağımızın gölgesi altında. İstiklal Marşımız yankılansın dağlarda.

Allah böyle baharlar yaşatmasın bir daha, bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın inşallah!

 

Yararlanılan Kaynak:

Zorlutuna, Halide Nusret. Bir Devrin Romanı. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1978

Resimler için:

https:/img.antoloji.com/media/sair_resimleri/81/10181_b_6989.jpg

http:/img819.imageshack.us/img819/1891/halidenusretzorlutuna1.jpg

İlgili Yazılar