Arap-Bizans Savaşları-IV: İlk Karşılaşma Tarih

Arap-Bizans Savaşları-IV: İlk Karşılaşma

Bir önceki yazıda Hz. Muhammed’in, Bizans kralı Heraklius’a yazmış olduğu İslam’a davet mektubunun hikâyesini anlatmış ve bu mektubun Müslüman Araplar ile Bizans’ın münasebetinin başlangıç belgesi olduğunu söylemiştik. Ancak İmparator Heraklius bu daveti nazikçe reddetmişti. Hz. Muhammed bu ret üzerine başka yollar denemeye başladı. O dönemde Gassanili valilere İslam’a davet mektupları gönderdi. Bu noktada Gassanilerin hukuki statüleri hakkında küçük bir açıklama yapmalıyız.

Yemen’de Arkeolojik kazılarda ortaya çıkmış ilk çağ Hristiyanlara ait Hristiyan Arap kralı Heykeli

Güney Arabistan milattan önce yeşillik bir yerdi. Serinin ilk yazısında belirttiğimiz gibi Ma’rib Barajının ve su kanallarının miladi III. asırda esrarengiz şekilde yıkılmasıyla Güney Arabistan çölleşmeye başladı ve civar halklar kuzeye göç. “Duc’um” adlı kavim de tarihi kayıtlara göre miladi I. asırda Güney Arabistan’da yaşıyorken batıya, Bizans sınır boylarına göç ettiler. “Gassan” adındaki kuyunun etrafına yerleştikleri için “Gassaniler” adını aldılar. İmparator Decius, Sasani İmparatorluğu ve göçebe Araplara karşı doğu sınırını korumak için MS 251 yılında Gassanilerle antlaşma yaptı. Bu antlaşma ile Gassaniler, Bizans’a bağlı bir tampon devlet haline geldiler. Hz. Peygamber 610 yılında İslam öğretisi ile ortaya çıktığı zaman da Gassani Devleti bugünkü Irak ve Suriye topraklarına sahip, halkı Hristiyan Araplardan oluşan özerk devletti.

İslam öncesi Arapları anlatan Bir Minyatür, Endülüs

Tarihi kayıtlara göre Hz. Muhammed 3 farklı Gassani valisine İslam’a davet mektubu göndermişti. Bunlardan Gassani kralı Haris bin Ebi Şemir’e gönderdiği mektup, Haris’in hiç hoşuna gitmemişti. Hatta Medine’deki Müslümanlar üzerine sefer yapmayı düşünmüştü. Bu fikrini İmparator Heraklius’a söylemiş ancak olumlu cevap alamamıştı. Yine Hz. Muhammed’in, adını tarihi kayıtların nakletmediği Gassanilerin Busra valisine Haris bin Umeyr el-Ezdi aracılığı ile bir İslam’a davet mektubu göndermişti. Ancak bu mektup hiçbir zaman Busra valisine ulaşamayacaktı. Çünkü elçi Haris yolda başka bir Gassani valisi olan Şurahbil bin Amr tarafından öldürüldü. Bu bilgi kısa zamanda Hz. Muhammed’e ulaştı. Bu fiil uluslararası hukukun ihlaliydi ve açıkça bir savaş nedeniydi. Hz. Muhammed kısa sürede 3.000 kişilik bir ordu topladı. Peygamber savaşa bizzat katılmadığı için bir komutan tayin etti. Bu hürriyetine kavuşturulmuş bir köle Zeyd ibn Harise’ydi. Eğer o ölürse Cafer ibn Ebu Talip, o da ölürse Abdullah ibn Ravaha’nın komutan olmasını söyleyerek orduyu Medine’den uğurladı.

Hz. Muhammed’in Gassani kralı Haris ibn Ebi Şemir’e gönderdiği İslam’a Davet Mektubu

Bu sırada Şurahbil’in kulağına Müslümanların ordusunun haberi ulaştı. Şurahbil, İmparator Heraklius’a bir mektup yazarak yardım istedi aynı zamanda kardeşi Sedus komutasında küçük bir öncü birliği Müslümanların üzerine yolladı. Son hazırlık olarak Şurahbil sayısı 100.000’e ulaşan bir ordu hazırladı. Ordunun komutanı, Heraklius’un kardeşi Theodor’du. Ordu ise İmparator Heraklius’un kuvvetleri ile beraber bölgedeki Müslüman olmayan Araplardan oluşuyordu.

Hz. Muhammed’in ordusu Şam topraklarındaki Maan denilen yere geldiğinde Bizans’ın büyük ordusunun haberini aldılar. Ancak geri dönmediler. Eylül 629 yılında Mute denilen yere gelinince iki ordu karşı karşıya geldi. Açıkça bir güç dengesizliği vardı. Müslümanların ordu komutanları sırasıyla öldü ve sonunda komutayı askeri deha Halid bin Velid aldı. Savaşın 5 gecesinde ordunun sağında savaşan askerleri sola, önünde savaşan askerleri arkaya aldı. Sabah savaş başladığında Bizans ordusu Müslümanlara destek kuvvet geldiğini düşündü. Bizans tereddütte kapılmıştı. Bunu fırsat bilen Halit ordusunu sistemli olarak geri çekti. Savaşın 7. günü Müslüman Araplar Medine’ye geri dönmeye başladı. Bizans ordusu Müslümanları takip etmeyi düşünmediler. Ancak bu iş bitmemişti ve Bizans açısından Müslümanlar büyümeden önleri alınmalıydı. Bu savaşta yaklaşık olarak Müslümanlar 15, Bizans ise 12 adamını kaybetmişti.

Hz. Muhammed’in Kılıcı, kılıcın kabzası Osmanlı döneminde eklenmiştir, Hz. Muhammed bu kılıcı üstünde taşımış ancak hiç kullanmamıştır, Topkapı Sarayı

630 yılına gelindiğinde bazı Hristiyan Araplar, İmparator Heraklius’a mektup yazdılar. Mektuplarında Hz. Muhammed’in öldüğünü ve geride kalan Müslümanları Hristiyan yapmak için büyük bir fırsatın olduğunu söylüyorlardı. Heraklius da Müslümanlar üzerine ordu göndermek için uygun zamanı bekliyordu. Bu iş için tam zamanıydı. Bunun üzerine İmparator Heraklius ordu tertip etmeye başladı. Lahm,Cüzam, Amile ve Gassan kabileleri de Bizans’a yardım edeceklerini açıkladılar. Bu arada Medine’deki Müslüman Araplar bu ordunun haberini Şam cihetinden gelen kervanlar aracılığı ile aldılar.

İmparator Heraklius’un II. Hüsrevi Yendiğini gösteren bir Resim, Fransa Lauvre Müzesi

Bu haberler Medine’de şok tesiri yapmıştı. Hz. Muhammed genel seferberlik ilan etti. Havanın çok sıcak olması, seferin hasat vaktine denk gelmesi ve maddi imkânsızlıklara rağmen Hz. Muhammed 30.000 kişilik, Arap yarımadasında daha önce hiç görülmemiş bir ordu hazırladı. Hz. Muhammed başta olarak Müslümanlar Medine’den Tebük’e kadar gittiler. Bizans ordusunun hareketi hakkında kaynaklar bilgi vermemektedir. Ancak İmparator Heraklius bu sırada Hıms’ta olduğunu biliyoruz. Sasanilerle yaptığı uzun savaşlar sonucunda Sasaniler’den kutsal hacı kurtarmış ve Konstantinopolis’e götürmüştü. Ancak gördüğü bir rüya üzerine kutsal haçı tekrar Kudüs’e getirmişti. İşte o günlerde Holy Sepulchre Kilisesinde bu haçı yerleştirme törenleri yapıyordu.

Holy Sepulchre kilisesi,Kutsal Kabir Kilisesi, Kudüs

Tebük’te Müslümanlar çadır kurdular. Hz. Muhammed, İmparator Heraklius’a ikinci bir mektup yazarak ve yine Dıhye aracılığı ile Heraklius’a gönderdi. Heraklius bu mektuba da müspet cevap vermedi. Bizans ordusunun taarruz pozisyonundan, savunma pozisyonuna çekti. Arkadaşlarına danışan Hz. Muhammed de savunma mevkilerine saldırmak istemedi. Böylece Tebük vadisinde hiç savaş olmadan taraflar geri çekildi. Herhangi bir savaşın vuku bulmamasında Hristiyan Arapların söylediği gibi Hz. Muhammed’in ölmemiş olması ve Hz. Muhammed’in diplomatik girişimleri önemli rol oynamış olabilir.

Ancak suların durulmasına hiç imkân yoktu. Artık Müslüman Araplar ile Bizans karşı karşıyaydı. 8 Haziran 632 yılında Hz. Muhammed vefat etti. Onun kurduğu düzeni en yakın arkadaşları olan halifeler devam ettirecekti. Bizans bu dönemden sonra Müslümanları dikkate almaya başlayacaklardı…

 

  • Bir Sonraki Yazı: Arap-Bizans Savaşları-V: Kudüs’ün Düşüşü veya Fethi

 

 

Kaynakça:
1.Roberts, J. M. Avrupa Tarihi. İstanbul: İnkılap Yayınları.2016
2.Gregory, Timothy. Bizans Tarihi. Yapı Kredi Yayınları. 2016.
3. Hitti, Philip Khuri, History of the Arabs, Palgrave, 2002
4.Prof. Dr. Dursun, Hakkı Yıldız ve diğerleri, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi cilt:1 ,Çağ Yayınları, 1989
5.Gibbon, Edward.The History of The Decline and Fall of The Roman Empire. Thoemmes Press.Londra
6.Prof. Dr. Hamidullah,Muhammed. İslam Peygamberi.Çev:Prof. Dr. Salih Tuğ. İrfan Yayınları. 1990. İstanbul
7.Dikici, Radi. İmparator Heraklius. Remzi Kitapevi. 2015. İstanbul
8. Prof. Dr. Avcı, Casim. İslam-Bizans İlişkileri. Klasik Yayınları. 2003. İstanbul

İzzeddin Oktan

Hukuk Fakültesi 2. Sınıf/Medeniyetler Tarihçisi

2 Comments

  1. Muhyettin Ayman
    07.07.2017 at 17:43 Reply

    Belki bu alanda yeni olmanızdan dolayı ufak eksiklikler olsada, tabi bu eksiklikler uslupla alakalı, verilen bilgiler gayet sade gereksiz bilgilerden uzak, bu konuda merakı olanların merakını tatmin edebilecek mahiyette olduğunu söylemek isterim, sonraki yazılarınızda da böyle güzel ve özel bilgiler temennisinde bulunarak başarılarınızın sürekliliğini diliyorum vesselam.

  2. Furkan
    07.07.2017 at 18:02 Reply

    Serinin devamini heyecanla bekliyorum

Yorum Yap!

İlgili Yazılar