Umudun ve Direnişin Öyküsü: “Veba” Kültür - Sanat

Umudun ve Direnişin Öyküsü: “Veba”

“En acayip gücümüzdür,

Kahramanlıktır yaşamak:

Öleceğimizi bilip

Öleceğimizi mutlak.”

En az onun kadar etkileyici bir eser olmasına karşın, Yabancı’nın gölgesinde kalmış bir yapıttır Veba. Camus’nün insanlık için duyduğu umudun şiiri, belki de özlemidir. Tam tersine, bu kitabın umutsuzluğun kitabı olduğunu söyleyenler de çıkacaktır. Nitekim haksız da sayılmazlar; Camus bir felaketle karşılaşan insanın, insanların, insanlığın çaresizliğini ve çöküşünü öyle güzel anlatmıştır ki, etkisinde kalmamak mümkün değildir.

Veba, beklenmedik bir anda veba salgınıyla karşılaşan Oran kenti insanlarının yaşadıklarını anlatır. Temelde tasvir edilen felaket veba olsa da, Camus tüm felaketler karşısında insanın verdiği mücadeleyi anlatmaktadır: faşizm, hastalık, açlık, savaş. Felaketler insanların büyük bir kısmını dize getirse de, yüzlerine ne kadar aciz olduklarını vursa da, bu felaketlerden pek az insan yaralı fakat umut dolu bir şekilde çıkmayı başaracaktır. “Bu şiirde renkler alabildiğinde koyu ancak yazarın sesi o denli umut doludur.”

Ancak bu kadar değil. Bu eseri nadide yapan şey, şehrin anlatımında kullanılan üslup ve her biri çerçeve olabilecek tespitlerdir. Camus, felakete uğramış bir şehrin değişimini başarılı bir şekilde yansıtmış, bir sosyolog edasıyla, yazgısıyla yüzleşen bir şehri tasvir etmiştir.

Daha ilk sayfasında şöyle denmektedir: “Bir kenti tanımanın en bildik yollarından biri de insanların orada nasıl çalıştığına, orada birbirlerini sevdiğine ve nasıl öldüğüne bakmaktır.” Daha sonra okuyucuya ışık tutar yazar: “…çünkü fareler sokakta, insanlar evlerinde ölür.” Son beş yılın gazetelerine ufak bir bakış bu cümlelerin ne kadar doğru olduğunu kanıtlar niteliktedir. İnsana insan olduğu için hak ettiği değerin verilmediği bir ülkede, ne yazık ki sahile vuran çocuk cesetleriyle uyanmaktır vatandaşların yazgısı. Kadınların kadın olduğu için suçlu olduğu, babaların çocuklarının naaşını sırtında taşımak zorunda olduğu, şehit haberlerinin sıradan hâle geldiği bir ülkede yaşamaktır.

Bir kentin, ülkenin tanımı bunlarla yapılıyorken o kentin insanlarına umutsuzluktan başka bir şey düşmemektedir. Fakat asıl talihsizlik umutsuzluk değildir; umutsuzluğa alışmak, umutsuzluktan da beterdir. Felaketlerin insanları birleştirdiği sanılabilir. Ortak kaderidir belki insanlığın, felaket insana yakışmaz, onun için felaket gerçek dışıdır, geçip gidecek kötü bir rüyadır. Ancak hemen geçip gitmez, kötü rüyalar arasında insanlar geçip gider. Ancak bir zaman sonra herkes “günü gününe ve gökyüzüne karşı yapayalnız yaşamayı” kabul etmek zorunda kalır. Başlangıçta acıdan aydınlanan insanlar daha sonra hayatlarını buna göre programlamayı öğrenirler. Bu da zamanlar direnme güçlerini kaybetmelerine, savaşmayı unutmalarına sebep olur.

Tüm bunların ardından bütün felaketler geçip gider, geride adaletsizlik ve yıkım bırakarak. Geride salgına karşı koymaya çalışan yorgun insanlar ve salgından faydalananlar kalır. Felaketlerin başlangıcında ve felaketler son bulduğunda, hep biraz söz sanatı yapıldığından bahseder yazar. Birinci durumda, alışkanlıklar henüz kaybolmamıştır, ikinci durumdaysa geri gelmiştir. Asıl felaket sırasında gerçeğe alışılır, yani sessizliğe. Eskiye dönünce nutuklar atılır, “ölülerimiz” cümleleri kurulur ve Camus’nün deyimiyle “sonra gidip karınlarını doyururlar.” Bu kadar basittir işte, ölenler yalnız süslü cümlelerde kalmıştır.

Yine de Camus insanlığa karşı ümidini kaybetmez. “İnsanoğlunda hayran olunacak şeyler, hor görüleceklerden daha çoktur.” Felaketler son bulmayacaktır. “Veba mikrobu” hiçbir zaman ölmeyecek, yalnız uykuya dalacaktır. Elbet içinde fırtınalar kopmasına rağmen dimdik duracaklar, felaketi kabullenmeyi reddedecekler çıkacaktır. Güneşli günlerin yakın olduğunu bilen insanlar var oldukça, tüm felaketler yenilmeye mahkûmdur ve mahkûm olacaktır.

“Belki bahtiyarlık değildir artık,

Boynunun borcudur fakat,

Düşmana inat

Bir gün fazla yaşamak.”

-Nazım Hikmet

 

Albert Camus, Veba (İstanbul: Can Yayınları, 2015).

Görsel Kaynakları:

http://provenceguru.com/wp-content/uploads/2013/09/Albert-Camus-74_lg.jpg

http://www.nationalgeographic.com.es/medio/2012/07/26/el_triunfo_de_la_muerte_2000x1419.jpg

http://cdn.history.com/sites/2/2015/04/hith-black-death-gerbil-iStock_000018760211Large-E.jpeg

https://nu.aeon.co/images/76059366-1b40-4adc-8d3b-7a0827e6c4fe/idea_sized-gettyimages-507392336.gif

https://cdn.1000kitap.com/resimler/kitaplar/56085_QKdMv_1478564838.jpg

İlgili Yazılar