Değişim Seninle Başlar: “Zootopia” Kültür - Sanat

Değişim Seninle Başlar: “Zootopia”

“Dünyayı daha iyi bir yer yapmayı deneyin. Kendi içinize bakın ve değişimin sizinle başladığını fark edin. Sizinle, benimle, hepimizle!”

Küçük ve sevimli bir tavşancığın ön yargılarımızı haklayacağını düşünebiliyor musunuz? Bir tavşanı küçük ve sevimli olmanın dışında, mesela güçlüyken ve gerektiğinde diğerlerine hadlerini bildirirken düşünebiliyor musunuz? Yoksa “aslan gibi tavşan” mı canlandı gözünüzde? Ya da aslan yürekli tavşan başlıklı hikayeler mi geldi gözünüzün önüne? (“Erkek gibi kadın” deyiminin iltifat olarak kullanıldığı ülkemde aslan gibi tavşan denilirse de yadırgayamayız değil mi?) Kendimiz olup güçlü, yürekli olabiliriz ve hatta yalnızca kendimiz olarak güçlü ve yürekli olabiliriz!

lead_960

Oldum olası alegorik anlatımları sevmişimdir. Söylenmek istenenin alenen söylenmek yerine, ince bir zeka ve mizahla harmanlanarak önümüze sunulması oldukça hoşuma gitmiştir. Bunu yaparken de zaman zaman hayvanlardan yararlanarak fabl örnekleri vermiş, biraz da onlara haksızlık etmişiz sanırım. Hayvanlara kişilikler atfedip, atfettiğimiz kişiliklere göre onları güvenilir/güvenilmez akıllı/budala cesur/korkak olarak etiketlemiş ve sonra çevremizdekilere yapıştırmışız bu etiketleri. Erkenden uyuyanlara “tavuk”, bir şeyden ürkünce “korkak tavuk”, cesur davranınca “aslan, koç”, bir şeyde ayak direyince “inatçı keçi”, bir şeye karşı çıkıp dikelenince “horozlanmış” olmuşuz. Dalavereler çevirene “tilki”, zamanının çoğunu çalışarak geçirene “inek” demişiz. İnsanlara roller biçtiğimiz gibi hayvanlara da roller biçmişiz ve elbette bir yerlerde haksızlık etmişiz. Fabllarla yaptığımız haksızlıkları tekzip görevi yine bir fabla düşmüş.

Walt Disney Studios’un 2016’da seyirci karşısına çıkarttığı ve 2017’de hem Altın Küre En İyi Animasyon Ödülü’nü hem de En İyi Animasyon Ödülü Oscar’ını kazanan Zootopia, küçük sevimli olmasının yanı sıra zeki ve güçlü bir tavşancık olan Judy ve inandığımızın aksine dolandırıcı olmayan tilki Nick aracılığıyla ön yargılarımızı sorgulatıyor bize. Judy’nin hayali bir polis olmak ve başarabilirse Zootropolis’teki ilk tavşan-polis olacak ancak her “ilk”e yapılan muamele ona da yapılıyor ve bunun asla gerçekleşmeyeceğine inanan kitleler hayallerini yıkmaya çalışıyor defalarca. Ve her “ilk”in sahip olduğu inanca sahip olan Judy yılmadan, yorulmadan çalışıyor ve akademiyi birincilikle bitirip Zootropolis’in en büyük davasını çözüyor. İnancın her şeyi değiştirebildiğini görüyoruz o an, ve hatta atomu parçalamaktan dahi daha zor olan ön yargılarımızı bile değiştirebilecek güçte olduğunu. Değişime inanıyoruz o an.

MV5BMjEwODk1Mjk4OF5BMl5BanBnXkFtZTgwNjc4OTk1NzE@._V1_UX477_CR0,0,477,268_AL_

Bunun dışında Zootopia politikaya da değiniyor ve siyasi hicvin güzel bir örneğini sergiliyor. “Doğuştan yeteneğine ve güvenilirliğine güvenilmeyen hayvanlar” aracılığıyla “doğuştan her hakka sahip hayvanlar”ın ne derece güvenilir olduklarını sorguluyor. Zootropolis’in yönetimi bir aslanın elindedir ve “ormanlar kralı” olarak bilinen türün bir temsilcisinin yönetimde olmasına kimsenin itirazı yoktur, kendisine ve yeteneklerine güvenilmektedir. Ancak koyun gibi yırtıcı olmayan hayvanların yönetimde başkan yardımcısı olsa dahi ezilmesi söz konusudur. Derken ezilenlerin ayaklanması minvalinde olaylar başlar ve yırtıcı olmayan hayvanlar yırtıcıları adeta cadı avlar gibi avlamaya başlar. Ancak dava filmin sonunda çözülecek ve tüm bu olayları başlatanların kim olduğu açıkça ortaya çıkacaktır. Hayvanları tarihsel süreçte medeni olmayan dönemlerinde yapılmış olan “yırtıcı – yırtıcı olmayan” ayrımlarına göre yönlendirmenin altında belki de aşılamamış birtakım kompleksler yatmaktadır.

 “Evladım evrimleşmiş olabiliriz ama özümüzde hala hayvanlarız.”

Ayrımcılık ayrımcılığı doğurur mu? Bu basit bir fizik yasasıyla açıklanabilir aslında: “etkiye tepki prensibi.” Ancak medenileşmenin birikimlerini kullanmak gerekirse, tarihi affetmek ve sıfırdan başlayıp mutlak eşitliğe doğru gidebilmektir önemli olan. Tarihin ötesinden beri “zulme uğrayan” pozisyonundaki yırtıcı olmayan hayvanlar, medenileşmenin getirdiği araçları kullanarak güçlü konuma geldiği anda intikam duygusuna kapılarak zulmetmeye başlarsa, bu durumun bizleri medeniyeti ve ilkelerini sorgulamaya sevk etmesi olağandır. Barıştan bahsediliyorsa eğer, bu sadece “kendi türüne özgü bir barış” olmamalı, toplumun tamamına yansımalıdır. Özgürlükse, herkes bir diğeri kadar özgür olmalıdır. Zootopia’da bütün hayvanlar eşitse, bazıları daha eşit olmamalıdır.[1]

zootopia-5

Zootopia, tüm bu ciddi konuları işlerken mizahtan da vazgeçmemiş, “güldürürken düşündürme” kavramının hakkını sonuna kadar vermiştir. Ciddi konularla mizahın bir arada gidemeyeceğini mi düşündünüz? Bir animasyon filmi sizi derin düşüncelere sevk edemez mi sandınız? Bırakın da küçük sevimli tavşancık Judy ve Zootopia ön yargılarınızı yıksın!

[1] Orwell, George. Hayvan Çiftliği. Can Yayınları, 2001.

Resimler için:

http:/www.filmsanayisi.com/uploads/film/2016/07/zootopia-325.jpg

https:/images-na.ssl-images-amazon.com/images/M/MV5BMjEwODk1Mjk4OF5BMl5BanBnXkFtZTgwNjc4OTk1NzE@._V1_UX477_CR0,0,477,268_AL_.jpg

https:/cdn.theatlantic.com/assets/media/img/mt/2016/03/zootopia/lead_960.jpg?1457044311

http:/filmhafizasi.com/wp-content/uploads/2016/07/zootopia-5.jpg

 

İlgili Yazılar