Hayatın Rengi: “Can Dostum” Kültür - Sanat

Hayatın Rengi: “Can Dostum”

Hayat zıtlıklardan ibarettir. İyi kötüyle vardır, karanlık aydınlıkla, siyahsa beyazla. Her şey aksiyle var olur. Bu nedenle değerlidir zıtlıklar çünkü onların oldukları yerde hayat vardır. İnsanlar dost ararken benzerlerine bakınıp dururlar ancak arkasında en fazla güzellik bırakanlardır belki de zıt karaktere sahip insanlarla kurulan dostluklar. İnsan hayatına gördüklerinden, duyduklarından, yaşadıklarından oluşan bir çerçeve çizmektedir ister istemez. Güvenli bir alan yaratmakta ve o sınırlı bölgede sürdürmektedir yaşamını. Böylesi daha rahattır, sınırlarını zorlamak zorunda kalmak insanı korkutmaktadır. Talihi el verirse kendisiyle tamamen farklı çerçevede yaşamını sürdüren birileriyle tanışır ve başlar deneyimlemediklerini yaşamaya, güvenli alanından çıkmaya.

Bu alandan çıkmak zordur, büyük cesaret gerektirir. Ancak en öğretici alandır bu alan, hayata dair yaşanmamış o kadar şey varken kendini kendi ürettiğin sınırların ardına hapsetmek neyin nesidir? Vakit varken başka dünyalara misafir olmalı, tatmadığını tatmalı, görmediğini görmeli… Ön yargılardan, olmazlardan arınıp ufacık dünyamızın kapılarını aralamalı ki güneşin tüm renkleri dolsun içeriye. Çerçevemizi genişletemesek dahi, hiç değilse rengârenk olsun içindeki resim. Ki geriye dönüp baktığımızda “yaşadım,” diyebilelim.

can-dostum-film

Güzel bir arkadaşlıkla tek renkli hayata gelen rengi konu ediniyor 2011 yapımı Fransız filmi Can Dostum. En büyük ön yargıları yıkıyor; beyazla siyahı, zenginle fakiri bir çatı altında buluşturuyor. Fakir bir mahallede yaşayan ve disiplin sorunları olan Driss’in evden atıldıktan sonra yaşaması için bir işe olan gereksinimi ve zengin ama bakıma muhtaç olan Philippe’in çevresini saran merhamete bürünmüş yapmacıklıktan bunalmasıyla buluşur kaderleri. Driss cesurdur, eğlencelidir ve ne olursa olsun bildiği gibi yaşar. Philippe ise oldukça kültürlü, ağırbaşlı ancak yaşadığı çevrenin kendisi için koyduğu kuralları yaşamaktadır. Birbirleriyle tanıştıktan sonra ikisinin de hayatı farklı bir yön alır. Driss daha önce girmediği ortamlara girmiş, sergiler gezmiş, resim sanatıyla tanışmış ve ilk tablosunu yapmıştır Philippe’in evinde. Philippe ise kendisi için uzmanlardan tarafından hazırlanmış güvenli yolculuk tavsiyeleriyle uzun süre yolculuk yaptıktan sonra, ömür boyu engelli olarak yaşamasını gerektirecek kazayı yaşamadan önce sahip olduğu sürat tutkusuna, uzmanların görüşlerini pek de önemsemeyen Driss ile tekrar kavuşmuştur. Driss serseriliğini bilge bir karaktere sahip olan Philippe ile uysallaştırmış, Philippe ise kendisini korkak kılan yargılarından Driss’in cesareti sayesinde kurtulmuştur. Hatta öyle ki aylardır mektuplaştığı ancak aramaya dahi çekindiği kadınla Driss sayesinde buluşmuş ve daha sonrasındaysa bir yuva kurmuştur.

The-Intouchables-18-1024x681

Halil Cibran, Ermiş kitabında evliliğe dair konuşurken “Birbirinizin kâsesinden doldurun ama aynı kâseden içmeyin,” demiştir ki bence bu yakın arkadaşlıklara da uygulanabilir. Birbirinizin hayatına değinin, değişin ama aynılaşmayın. Ne Driss, Philippe’in çerçevesinde yaşamını sürdürebilir ne de Philippe, Driss gibi davranabilir ömrü boyunca. Ancak arkadaşlıklarıyla kâselerinin içindeki içecekleri gibi hayatları da farklı bir tat kazanmıştır, daha önce tadılmamış bir tat. Ve Nazım Hikmet’in kâsesinden de yudumlayacak olursak: “En güzel içecek, henüz tadılmamış olandır.”intouchables-7

Film arkadaşlık temasını işlemekte oldukça başarılıdır. Ancak başarısı sadece bununla sınırlı değildir. Aynı zamanda filmde kullanılan müzikler de oldukça başarılı ve sanki iki arkadaşın birbirinden farklı karakterlerine vurgu yapmak ister gibidir. Bir yerde Ludovico Eunadi’nin piyanosundan sesler yükselirken başka bir yerde Earth, Wind & Fire’dan hareketli müzikler dinlemeye başlayabiliriz. Daha klasik bir tip olan Philippe’i de bulabiliriz fon müziklerle, kıpır kıpır ve eğlenceli bir tip olan Driss’i de.

intouchables-12

Filmi başından itibaren eğlenerek izleyebilirsiniz, hüzne boğulmamıştır ya da abartıya kaçılmamıştır hiçbir şekilde. Klasik olmaktan uzak bir şekilde, yine de tahmin edebileceğiniz şekilde, mutlu bir sonla bitmiştir. Ancak mutlu sondan daha güzeli, etkileyici bir mutlu sondur. Film bittikten sonra gerçek Driss ve Philippe’in görüntüleri gelir. Başından itibaren kurgu olduğunu düşünerek izlediğiniz olayların yaşanmış olduğunu, bu karakterlerin aramızda olduğunu görürsünüz. Ancak şaşırmazsınız. İzlerken de karakterlerin ne kadar bizden olduğunu, yaşananların nasıl da yaşanılabilir olduğunu düşünmüşsünüzdür çünkü. Yine de ufakça gülümsemeden edemezsiniz. Aklınıza sizin Drissleriniz Philippeleriniz gelir. Can Dostlarınız gelir.

 

Resimler:

http://media.arslania.com/2013/11/can-dostum-film.jpg

http:/deadcurious.com/2013/01/28/movie-review-the-intouchables/

Intouchables, A Charming Look at the Transformative Power of Friendship

http:/ekrandedektifi.com/intouchables-can-dostum/

İlgili Yazılar