Spor Dünyasında Akılda Kalanlar 16′ Spor

Spor Dünyasında Akılda Kalanlar 16′

35e5984100000578-3671839-image-a-59_1467501182770

Bir Gökmavili Efsanenin Gözyaşları

Tarihler 2 Temmuz 2016’yı gösterirken EURO2016’da Azzurri’ler yarı final hayalleri ile Almanya’nın karşına çıktı. Berabere sonuçlanan nefes kesen mücadele penaltılara gitti. Gülen taraf Almanyaydı ancak akıllarda 38 yaşındaki efsane kaleci Gianluigi Buffon’un gözyaşları kaldı. Kaptanın gözyaşlarında tutku, hırs ve kurulan hayallerin yıkılmasının hüznü vardı. Maç sonrasında ise Gigi “Çok üzgünüz. En büyük üzüntümüz ilk 5 penaltı atıldıktan sonra onlar 3 penaltı kaçırmışken bizim maçı bitiremememiz. Bunu kendime açıklayamıyorum.” Diyerek hayal kırıklığını dile getirecekti.

                                                                                                          -Dilay Özcan


michael-phelps-sports-illustrated-cover-01

Michael Phelps’in Son Olimpiyatı

Rio 2016 Olimpiyatları yaklaşırken, henüz bir sene önce alkollü araç kullandığı için Dünya Şampiyonası kadrosundan atılıp imajına büyük bir darbe alan Michael Phelps’in eskisi gibi yenilmez olmadığı düşünülüyordu. Ancak ülkesinin bayrak taşıyıcısı olarak seçilen isim, yarışmalar boyunca da bayrağı en üstte tuttu ve 31 yaşında aldığı 5 altın – 1 gümüşle havuzun patronunun değişmediğini gösterdi. 2014’te yüzmeye geri döndüğünde artık tarih yazmak için değil, sadece kendisi için havuzda olacağını söyleyen Phelps, belki de ilk defa keyfini çıkararak yüzdüğü olimpiyatları tarihin en büyük olimpik sporcusu olarak noktaladı.                                                                                                                                                                                                                          -Özgü Kokal


hi-res-0aa878867113eb10abdfa82b07c2653e_crop_north

Dev Tenisçinin Dev Geri Dönüşü

Del Potro, 2009’un Eylülü ve 2016’nın Ağustosu arası sakatlıklar ve performans düşüklükleri nedeniyle deyim yerindeyse kariyerinin Fetret Devri’ni geçirdi. 2016 Rio Olimpiyat Oyunları ise onun kariyerinin Rönesans’ı oldu. 1.98’lik dev tenisçi ilk turda son yılların en formda raketi Djokovic’e karşı 2 Tie-Break sonunda öyle bir galibiyet aldı ki Djokovic, kortu uzun yıllar sonra sevinç gözyaşlarıyla değil hüzün gözyaşlarıyla terk etti. Ardından yarı finalde 2008 Pekin Olimpiyat altını sahibi Rafael Nadal’ı saf dışı bıraktı. Finale çıktığında ise son olimpiyat şampiyonu ve yılsonunda da 1 numara olacak Murray’i salladı ama yıkamadı. Del Potro her şeye rağmen Rio’da gösterdiği performansla kürsüde gümüş madalya almış fakat sporseverlerin gönüllerinde bundan da fazlasını almıştı. Bundan iki ay sonra Arjantinli raket bu kez ülkesini, tenisin dünya kupası olan Davis Cup ’ta temsil etmek üzere yola çıkmıştı. Davis Cup yarı finalinde olimpiyatların rövanşını Murray karşında aldı ve finalde ise Cilic’i yenerek ülkesi ve kendisi için uzun yıllar unutulmayacak bir şampiyonluğa ulaştı.

                                                                                                        -Ege Katırcıoğlu

 


milli-takimda-prim-kavgasia9940eaef9374f76fc0b

Milli Primciler

Ülkece 8 yılda bir katılmaya alıştığımız Avrupa Şampiyonası’nın 15. si, geçtiğimiz yaz Fransa’nın ev sahipliğinde gerçekleşti. Her ne kadar şampiyonalara katılma açısından bir istikrar yakalayamamış olsak da dâhil olabildiğimiz turnuvalara damga vurma özelliğimiz göz ardı edilemez. Fakat bu sefer, ses getirmek adına farklı bir yöntem izledi bizimkiler: Prim kavgası. Şampiyonaya katılmaya hak kazanınca elde edilen geliri, eşit paylaştıramayan ve paylaştırılanlara da eksik veren Türkiye Futbol Federasyonu, başta takım kaptanı Arda Turan olmak üzere birçok oyuncudan tepki gördü. Bu kargaşaya Türkiye futbol direktörü Fatih Terim de dâhil olunca bizleri rezil eden, herkesi utandıran bir futbol sahaya yansıdı; ruhsuz futbol, isteksiz oyuncular, kavga, gürültü, patırtı… Gruptan dahi çıkamayan millilerimiz, 2016 yılının en önemli futbol organizasyonunu bizler için berbat etti.

                                                                                      -Buğrahan Şemun Taşpınar


tata-steel

En İyi Savunma Saldırıdır

Magnus Carlsen, 11-30 Kasım 2016 tarihleri arasında düzenlenen 2016 Dünya Satranç Şampiyonasında Sergey Karjakin’e karşı mutlu sona ulaşarak tahtını korumasını bildi. Sürpriz bir şekilde finale kalma başarısı gösteren Sergey 6-6’lık normal oyunlar sonrasında hızlı(rapid) oyunlarda 3-1 geride kalarak toplamda 9-7 ile kaybetti. Oyun tarzı aşırı savunma ağırlıklı olan Sergey, sekizinci maçta Magnus’u yenerek her ne kadar avantajı eline geçirse de onuncu, belki de serinin en kritik maçında elinde maçı berabere bitirme şansı var iken beraberliği elinin tersi ile itip maçı kaybetmesi Sergey’in seri boyunca kendisinin defansif oyun anlayışından taviz verdiği nadir anlardan biriydi. Kim bilir, belki de ödün vermesi ile dünya şampiyonluğunu kaçırdı. Seri boyunca kendi saldırgan oyun anlayışından taviz vermeyen Magnus, hızlı oyunlarda işi bitirerek zirvedeki yerini perçinledi.

                                                                                                                  -Enes Kavak


cubs4

Geleceğe Dönüş

2016 yılı için benim aklımda en çok yer eden şey MLB Final Serisinde Chicago Cubs’ın Cleveland Indians karşında 3-1 geri düşmesine rağmen kalan 3 maçı da kazanarak 4-3 ile şampiyon olmasıydı. Serinin kaderi bir çok yönden Cavaliers-Warriors serisine benziyordu fakat roller Cleveland şehri için ne yazıkki farklıydı. Öte yandan herkesin ya izlediği ya da duyduğu kültleşmiş bir yapım olan “Back to the Future” filmlerindeki spor almanağına gore 2015 yılında Chicago Cubs ligi şampiyon olarak tamamlamıştı. Amerikan Beyzbol Ligi’nde, Galatasaray Fenerbahçe gibi lige senelerce ambargo koymuş mutlak bir güçten bahsedemeyeceğimiz için seneler öncesinde böyle bir tahminde bulunup bunu bir yıl farkla da olsa tutturabilmek gerçekten ilginç bir durum.

                                                                                            -Doğan Can ÇİÇEK


ekran-alintisi

Bilkent Foxes’ın 2016 Hikayesi

Kasım 2015’de kurulan Bilkent’in ilk muggle quidditch takımı Bilkent Foxes kurulduktan kısa bir süre sonra adını hem Türkiye hem de Avrupa’da duyurmayı başardı. İlk olarak Ocak 2016’da Adana’da düzenlenen Intergalaktik Cup ile quidditch sahnesine çıkan tilkiler, burada grup birincisi olarak dikkatleri üstüne çekerken çeyrek finalde ODTÜ Hipogriffs’e elenmemiz turnuvada takdir topladığımız gerçeğini değiştirmeyecekti. Ardından Eylül 2016’da Barcelona’da üçüncüsü düzenlenen BMT’ye katılan Foxes bu kez turnuvanın ilk gününde 3’de 3 yaparak  günü Avrupa’nın en iyi iki takımı Paris Titans ve Quercs’le eş puanda 3.bitirdiğinde artık tüm Avrupa Foxes ismini duymuştu bile. İkinci günün sabahı oynanan çeyrek finalde güçlü Norwegian Ridgebacks’e kaybederek elenen ve BMT 5.si olan tilkiler artık iyice güçlenmiş ve özgüvenleri de artmıştı. Ardından Ekim 2016’da düzenlenen ev sahipliği yaptığımız Türkiye Quidditch Kupası 2016’da grup maçlarında en iyi ikinci olarak çeyrek finale çıkan Foxes, çeyrek finalde de Phoenix galibiyetiyle artık Türkiye’nin en iyi 4 takımı arasına girmişti. Ardından yarı finaldeki Hipogriffs ve 3.lük maçındaki Honeybees yenilgileri 4.lüğü getirse de tilkiler kuruluşunun üstünden bir yıl bile geçmeden net bir farkla Türkiye’nin ilk 4 takımı arasına girmiş ve Avrupa’da adını duyurmuştu. Tilkilerden biri olan bu satırların yazarının da içinde bulunduğu tilki ailesinin giderek büyüyeceği ve daha büyük başarılara koşacağı yeni bir yıla!

                                                                                                               -Mert Özateş


besiktastan-flas-tunc-uncu-karari-660x250

O “Beyaz”a gitti, Biz artık “Siyah” Kaldık…

Fikret Orman’ın sık sık yinelediği bir cümledir mutluluğu Beşiktaş’ta bulmak. O, Mario Gomez’in boşluğunu doldurmak için gelen forvet değildi belki ama zorluklarla geçen yaşantısında mutluluğu diğerleri gibi Beşiktaş’ta bulan bir isimdi. Sene başında terör yüzünden işsiz kaldı. Şans yüzüne güldü ve kendi ifadeleriyle “gönlündeki kulüpte çalışma fırsatı”na erişti ama mutluluğu kısa sürdü. Oysa 2016 onun için en güzel sene olabilirdi. Eve döndük, şampiyonluğun kazanıldığı maçta tribündeydi, Şampiyonlar Ligi’nde efsanevi maçlara çıktık ve hayran olduğu futbolcularla hayalindeki gibi yakınlaştı. Hafızalarımızda gülüşüyle yer etmeyen Caner’i güldürdü, kameralara bakmayan Aboubakar’ı doğru yere bakmak için ikna etti. Belki Pascal Nouma fotoğrafını paylaşırken büyük konuştu ama olsun. Hatta işini kaybetmek pahasına gece vakti stadın videosunu kendisi gibi sevdalılarla paylaştı. Son olarak, futbol oyunu bir endüstri olabilir ama ayakta kalmasını sağlayanlar Tunç Uncu gibi güzel yürekli olanlar. Yinede beyazların dünyasına çok erken gittin be evlat. Artık cennette bir fazlayız.                                                                                                                                                                                                                -Sina Kıratlı


fft226_mf7853073

Eczacıbaşı Vitra ikinci kez üst üste Dünya Şampiyonu oldu!

Filipinlerin başkenti Manila’da düzenlenen FIVB Dünya Kulüpler Şampiyonası’nda Eczacıbaşı Vitra turnıvayı  namağlup tamamlayarak üst üste ikinci kere dünya şampiyonu oldu. Turnuvanın final maçında Vitra, son Avrupa Şampiyonu Pomi Casalmaggiore’yi 3-2 yenerek mutlu sona ulaştı. Şampiyonanın sonunda Tijana Boskovic en değerli oyuncu seçilirken aynı zamanda en iyi pasör çaprazı ödülüne de layık görüldü. Yine oldukça başarılı bir performans göstererek final maçında kaydettiği 23 sayı ile maçın en skorer ismi olan Tatiana Kosheleva ise en iyi smaçör ödülünü aldı. Eczacıbaşı Vitra’nın bu başarısının ardından Türkiye,  aldığı 4 altın madalya ile Dünya Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nın en başarılı ülkesi oldu.

                                                                                                  -Şimal Binici


froome-broken-bike-ventoux

Froome’un Koşusu

14 Temmuz’un Fransa Turu açısından sıradan bir gün olmayacağı belliydi. Turun en meşhur etaplarından olan Mont Ventoux’nun geçileceği gün zirvede rüzgar 110 km/h’a ulaştığı için finiş 6 km geriye çekilmişti. Mesafenin kısalmasıyla birlikte bol ataklı sert bir yarış beklentisi oluşmuştu ancak bu sertliğin fiziksel bir boyut kazanacağını kimse beklemiyordu muhtemelen. Güne en yakın rakibi Adam Yates’in 28 saniye önünde başlayan Chris Froome; Bauke Mollema ve Richie Porte ile yoluna devam ederken, kenardaki seyirciler tarafından yolun iyice daraldığı bölümde kamera motorsikletinin ani freni sonrası kendini yerde buldu. Sarı mayonun Mont Ventoux’da kaza yapmasına ek olarak olayın tarihe geçecek aşaması ise bu noktadan sonra başladı. Olayın şokunu kısa sürede atlatan Froome, takım arabası yeni bisikleti getirene kadar zaman kaybetmemeye karar verdi ve koşmaya başladı. Tur tarihi bir yana bisiklet tarihinde eşi benzerine rastlanmamış bu durum yaklaşık 100-200 metrelik mesafe boyunca devam etti. Kural kitaplarının sınırlarını delen bu olay sonrası UCI’ın yarış sonrası vereceği kararın tüm tarafları memnun etmesi imkansızdı ve en sonunda Froome’un kaybettiği bir buçuk dakikayı nötralize etmeyi tercih ettiler. Sonrasını biliyorsunuz. Kazaya kadar zaten genel klasman sıralamasını domine eden Froome, ritmini Champs Elysees’e gelene dek korudu ve en önemli rakibi Nairo Quintana’nın 4:30 önünde üst üste ikinci, toplamda ise üçüncü sarı mayosuna ulaştı.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     -Kubilay Arslan


_92800930_gettyimages-626971202

#ForçaChape

2015’ten daha iyi bir yıl dileğiyle girmiştik 2016’ya, nereden bilebilirdik son 10 senenin en kanlısını geçireceğiz. Bu durum sporda da geçerli ne yazık ki. 28 Kasım 2016 günü Kolombiya topraklarına düşen LaMia Airlines uçağıyla beraber bir futbol takımı neredeyse yok oldu. Brezilya’nın yükselen ekiplerinden Chapecoense, bu trajik yıkımdan sonra dünyanın her yerinden taziye, destek mesajları ve yardım teklifleri aldı. Keşke olmasaydı, ama geriye dönüp bakarsak 2016 bu elim kaza ve sonrasında oluşan futbolda birlik ruhu, “#ForçaChape” ile hatırlanacak.
                                                                                                      -Burak Çatalbaş

_83104355_caster_semenya_getty

Caster Semenya Olimpiyatlara Damga Vurdu

1991 doğumlu atlet Caster Semenya, olimpiyatlarda 800 metre yarışını domine etti. Rakipleriyle arasında bariz güç farkı bulunmasıyla tepkileri üzerine toplayan Güney Afrikalı atlet,  IAAF tarafından yılın atleti ödülüne aday gösterildi.

                                                                                                      -Recep Yusuf Bekci


champions

2016’nın Peri Masalı Leicester’dan

2016’nın genel olarak üzücü olaylarla ve umutsuzca geçen bir yıl olduğunu söyleyebiliriz fakat spor açısından sürprizlerle dolu ve oldukça güncel bir yıl olduğunu da unutmamak gerekiyor. Kobe Bryant, Tim Duncan ve Steven Gerrard gibi efsanelerin vedalarınınyanında 2016’nın sportif anlamdaki en kayda değer yönü şüphesiz Leicester City’nin peri masalıydı. Endüstriyelleşen futbolun beşiği, dünyanın en çok izlenen futbol organizasyonu Premier Lig’de astronomik ücretlerle oynayan yıldızlarla dolu takımların hegemonyasına uzun yıllar unutulmayacak bir darbe vuran Leicester City, yıllar sonra bile berbat bir yıl olarak hatırlanacak 2016 akla gelince umut veren ve yüzlerde tebessüm ettirecek bir kaç özel şeyden biri olacak. Tebrikler Leicester!

                                                                                                    -Engin Deniz İpek


1235188_620x410

Arda’nın Barça Macerası Başladı

Arda’nın Barcelona’ya gidişi Türk futbolu adına başlı başına bir gurur kaynağı olmuştu. 2015-2016 sezonunun ilk yarısını milli maçlar haricinde hiçbir resmi maçta oynamadan geçireceğini bile bile bu transferi gerçekleştirmek de başlı başına cesaret isteyen bir hareketti. Sezonun ikinci yarısı Arda için başladığında tarihler 6 Ocak 2016’yı gösteriyordu. Kral Kupası çeyrek final ikinci maçı, bir Espanyol derbisiydi. Nou Camp tribünlerinin aylardır Arda’yı izlemeyi beklediği an gelmişti tıpkı Arda’nın idolü İniesta’yla yan yana oynamayı beklediği an gibi. O sezonu yalnızca 2 gol 3 asistle tamamlamış olmasına rağmen, bu performans yalnızca gelecek sezonda sergileyeceği müthiş performansının bir habercisi olacaktı. Bu sezonda çıktığı 19 maçta attığı 11 gol ve yaptığı 6 asist ile de bunu kanıtladı. Arda’ya Barcelona kariyerinde başarılar diler, Türk futboluna yaşattığı gururlar için de teşekkür ederiz.

                                                                                                             -Nail Kara


hq720Lebron ve Tarihi Bloğu

İzlenmediğinde büyük pişmanlıklar yaratacak spor olaylarıyla doludur tarih. Bunlardan biri de Nba 2016 finalleri oldu kuşkusuz. Her zaman Lebron James’in fantastik bloğuyla hatırlatacağım seriyi kaybedenin sinir olduğum Curry ve arkadaşları olması benim için daha anlamlı bir hale getirdi. Aradan  yaklaşık 6 ay geçmesine rağmen saniye saniye her karesi halen aklımda o sahnenin. Bir spor filminin senaryosuna konulsa belki de abartılı bulunacak bir geri dönüş Lebron’un kariyerini artık tamamen tartışmasız bir noktaya ulaştırdı. Kyrie Irving’in tüm dünyaya bir süperstar olduğunu haykırdığı seride attığı son el üstü ölüm şutu da uzun yıllar unutulmayacak.                                                                                                                                               -Erdem Karaosmanoglu


rosberg_16

Formula 1 2016 Dünya Şampiyonu Nico Rosberg

Nico bu şampiyonluk için çok bekledi. 2006’da Williams ile girdi Formula 1’e. 2010’da Mercedes’e geçti ve her yıl kendisini biraz daha geliştirdi. Puan almaya çalışan bir pilot iken podyuma oynamaya başladı. Sonra yarış galibiyetleri derken 2014’te dominasyon aracına sahipti ve şampiyonluk savaşı verdi çocukluk arkadaşı Lewis Hamilton ile. Yeteri kadar iyi değildi ve şansı da yaver gitmedi. 2014 ve 2015’te Hamilton’a kaybetti şampiyonluğu. 2017 sezonu kurallar değişmeden önceki son şansıydı belki de 2016 sezonu Nico için. Canını dişine takarak çalıştı, çabaladı. Sezonun ilk 4 yarışını kazanarak başladı. Sonunu da getirdi. Son yarışta 5 puan farkla Hamilton’ı mağlup ederek çocukluktan beri hayalini kurduğu dünya şampiyonluğuna erişti. Amacına ulaşan Rosberg eşine ve çocuğuna daha fazla zaman ayırabilmek için zirvede bıraktı ve 31 yaşında şampiyon olup Formula 1’den emekli oldu.

                                                                                                       -Semih BOZ

İlgili Yazılar