Demolition: Yeniden Başlamaya Var Mısınız? Kültür - Sanat

Demolition: Yeniden Başlamaya Var Mısınız?

Günaydın akıp giden hayat. Günaydın açmak için beni bekleme ihtiyacı gütmeyen bütün pencere önü menekşeleri. Günaydın benden hızla kaçıp giden ve bensizliği kavramakta benim kadar ısrarcı olan her şey. Gözlerimi büyük bir çaresizlikle açmama sebep olan gün… Sana da günaydın.  Bir sabah… Sadece ama sadece tek bir sabah için bütün bu saçmalıklardan, bütün bu yaşama zorunluluklarından, peşimizden sürüklediğimiz her şeyden sessizce uçup gidebilseydik… Gözümüzün önünden küçük kum taneleri gibi kayan ancak harcamaktan katiyen çekinmediğimiz hayatlarımızı tıpkı bir takım elbiseyi askıya asar gibi asıp çıkabilseydik içinden… Umutlarımızı, hayatla alıp veremediklerimizi, hayalini kurduğumuz birçok şey gibi harcayıp sonra da elindeki son çeyrekliğini bozuk bir yiyecek otomatına kaptırmış sıradan bir çaresiz gibi beklemek zorunda bırakılmasaydık… Ya da hayatımızın bizi nerede beklediğini fark edebilmenin tek yolunun bir yiyecek otomatından çok daha fazlası olduğunu kavramakta bu denli gecikmeseydik…

demolition-1

Bir gün, eşinizi kaybettiğinizi varsayalım. Belki alışılagelmiş hayatınızın sıradan kadınını, belki rüzgârı bol güneşi az günlerinizin olmazsa olmaz kişisini, belki de sizin için duvardaki saatten çok da farkı kalmamış birinin artık hayatınızda yer almadığı bir dünya düzeni hayal edelim. Bu düzen kendinizi suçlu hissetmenize mi yoksa özgür hissetmenize mi sebep olurdu?  Peki, ya bu durum sizin için piyasaya yeni sürülmüş herhangi bir fıstıklı çikolatadan fazlasını ifade etmiyor olsaydı?

Akademi ödüllü Jean-Marc Vallée’nin eşsiz hayal gücünden dökülen 2016 yapımı orijinal adıyla Demolition, Türkçe uyarlamasıyla Yeniden Başla filmi;  eşini talihsiz bir trafik kazası sonucu kaybeden bir adamın cebindeki son çeyrekliğini bozuk bir yiyecek otomatına kaptırmasıyla başlayan baş döndürücü hikâyesini beyaz perdeye aktarıyor. Filmin ana karakteri Davis giderek monotonlaşan bir hayatın içinde sorgulamadan yaşamaya devam etmektedir. Sorgulamadan diyorum çünkü hayatındaki çıkış yolunu tam anlamıyla bulamamış ve zamanı sadece ertelemekle yetinmiş bir yetişkin için kalabalığın içinde nefes almanın tek yolu, bazı solunum yollarını kapatmaktan geçer. Bunlardan biri de artık sorgulamayı bir kenara bırakmaktır.

gallery-1459354300-image-a8cc561b-9e84-4776-8079-121aff135b82

Davis eşini trafik kazasında kaybettiği gün cebindeki son çeyrekliğini hastanedeki otomatlardan birine kaptırır. Bunun üzerine otomat şirketine art arda şikâyet mektupları göndermeye başlar. Hikâyemiz tam o andan itibaren gerçek bir benlik arayışına döner. Kahramanımız kendini ve gerçek anlamda hayatının amacını bulmaya çalışır. Burada ayrıca dikkat çekmek istediğim konu aslında bir bozuk para ve karşılığında geri dönmeyen bir fıstıklı çikolatadan daha fazlası. Yazımın girişini yaptığım ilk andan itibaren sürekli sözlerimin arasında dolanan bozuk yiyecek otomatının bu denli çok altını çizişimin sebebi aslında otomata sıkışıp kalan çikolatanın bende ‘unutulmuş bir hayatı’ ifade etmesidir.  Bana kalırsa Davis de konuyu aynı şekilde yorumlamış olacak ki şikâyet mektupları aslında her şey adına bir dönüm noktası ve yeni bir başlangıcın temsili olur. Çünkü bu mektuplar bireyin kendini keşfetmesi için sisteme karşı attığı ilk adımdır.normal_000066

Hikâyeyi günlük hayata yorduğumuzda aslında her bireyin zaman zaman anlatma, anlaşılma, çözüm arama, kendini ifade etme, düşüncelerini özgürlüğe kavuşturma gibi birçok eylem girişiminde bulunduğunu görüyoruz. Evet, çoğumuz yüksek binalara sahibiz. Son model arabalara, son derece lüks ve konforlu döşemelere, dünyanın bir diğer ucuna kolay ve hızlı yoldan ulaşabileceğimiz teknolojiye sahibiz. Peki ya manevi açıdan yeterince tam mıyız? Modern hayatın günümüz insanına yaşattığı duygusal çöküntülerin yanında, verdikleriyle yetinebilecek miyiz? Geçmişle bugünün terazilerini kıyasladığımızda günümüz insanının anlatmaya, paylaşmaya ne denli muhtaç olduğunu görüyoruz. İlişkilerimizin arasına doladığımız egolarımızla büyük rantlar elde ediyor, günün sonunda kârlı ve yalnız bir şekilde yüksek apartmanlarımıza geri dönüyoruz. Bugün neden psikiyatri bilimi gelecek 30 yılın en gözde mesleklerinden biri olarak gösteriliyor haberiniz var mı? Çünkü bugünün insanı birbirine her zamankinden daha muhtaç. Filmin de desteğini alarak hayat geç kalmak için fazla hızlı akıyor diyebilirim. Eğer sizler de hayatınızla ilgili radikal kararlar almak konusunda yeterince emin değilseniz, adım atmak için hayatınızdan büyük kayıplar vermeyi beklememenizi öneririm.

İlgili Yazılar