Bilkent’ten Standford’a Doktoraya: Karsu İpek Kılıç Mezunlar

Bilkent’ten Standford’a Doktoraya: Karsu İpek Kılıç

1) Merhaba. Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Merhaba, ben Karsu İpek Kılıç. Bilkent’teki hayatıma 2011 senesinde Makine Mühendisliği Bölümünde başladım, 2016 yılında da mezun oldum. Ankara’ya gelmeden önce Bolu’da yaşıyordum, liseyi Bolu Fen Lisesi’nde okudum.

2) Okumuş olduğunuz bölümü seçme sebebiniz ne idi?

Makine Mühendisliği Bölümünü seçme sebebim birçok farklı alana kayabilme fırsatı vermesiydi. Birçok bölüme göre içerdiği alan çeşidi çok daha zengin. Katı mekaniği, malzeme bilimi, dalga ve titreşimler gibi farklı birçok konuya ilgim vardı. Özelleşeceğim bir konu bulmak bakımından daha esnek olacağını düşündüm.

3) Üniversite hayatınız boyunca ne tür aktivitelerde bulundunuz?

Birinci sınıftayken birkaç öğrenci kulübünün etkinliğine katılıyordum ama ne yazık ki fazla uzun soluklu olmadı. Bunlardan birisi astronomi kulübüydü, birkaç kere de fotoğrafçılık kulübünün toplantılarına katılmıştım. Kısa bir süreliğine de olsa eğlenceli bir tecrübeydi benim için. Onun dışında fırsat buldukça Bilkent Senfoni Orkestrası’nın konserlerine gittim. Biraz geç de olsa son senemde birkaç aylığına yoga ve pilates kurslarına katıldım, şimdi düşününce keşke daha önce katılsaymışım diyorum. Son olarak 2. sınıfta bir araştırma projesine başladım ve mezun olana kadar derslerden vakit buldukça bu proje üzerinde çalıştım.

k2

4) Üniversite hayatı sizde ne tür değişikliklere sebep oldu?

Üniversitede kazandığımı düşündüğüm en değerli özelliklerden birisi gerçek anlamda öğrenmeyi öğrenmiş olmam. Üniversite sürecinde karşıma çıkan çoğu görevi ödev ya da projede bağımsız olarak düşünmem ve araştırma yapmam gerekti. Yaratıcı olmak ve bağımsız düşünebilmek her alanda olduğu gibi mühendislik için de çok önemli. Özellikle son senelerimde seçmeli dersler aldığımda, belirli konuların detayına inebilmenin ve bir adım daha derin düşünmenin ufkumu açtığını hissettim. Bunun yanı sıra, kişiliğimin de birçok yönden olgunlaştığını hissettirdi üniversite yaşantısı. Bunda özellikle grup çalışmalarının ve proje organizasyonu gibi etkinliklerin katkısı çok büyük. Grup çalışmaları öğrencilerin birbiri ile bilgi alışverişi yapması, birbirini denetlemesi ve beraber düşünüp analiz yapmayı öğrenmesi adına çok değerli.

Üniversite yaşantısı aynı zamanda öğrencinin çalışma sistemini ve çalışma prensiplerini oturtması açısından da çok faydalı. Çünkü zamanınızı kendiniz ayarlıyorsunuz, neye nasıl çalışacağınıza siz karar veriyorsunuz. Her ne kadar dönemler genellikle oldukça yoğun geçse de, zaman geçtikçe sosyal aktivitelerle bu yoğunluğu dengelemenin yollarını öğrenmeye başlıyorsunuz, ki bu da üniversite sonrasındaki yaşantımız adına oldukça değerli bir beceri.

Bahsetmeden geçmek istemediğim bir diğer nokta da, farklı alanlardan alınan seçmeli derslerin katkısı. Okulun mühendislik bölümlerine de sosyal bölümlerden ders almayı zorunlu kılmasının değeri çok büyük benim gözümde, her ne kadar okuldaki çoğu mühendislik öğrencisi bu durumdan şikayetçi olsa da. Aldığım tüm sosyal bölüm derslerinin kişisel gelişimim, olayları ele alışım, genel kültür edinmek ve perspektif kazanmak adına benim için çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Hangi bölümden olursa olsun, farklı alanlardan ders almanın ve büyük resmi görmeye çalışmanın bir şekilde kişinin kendi alanında fark yaratmasına katkı sağlayacağına inanmışımdır hep.


5) Üniversite hayatınızda yaşadığınız veya unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşabilir misiniz?

Sanırım unutamayacağım anılarım genellikle Mekatronik Dersi projesi ile uğraştığımız dönemlerden. Oldukça stresli bir dönemdi, çünkü proje oldukça zorlayıcıydı ve zamanımız kısıtlıydı. Yine de o dönemler en çok eğlendiğim zamanlardı. Grup arkadaşlarımızla beraber birkaç sefer okulda sabahlamamız gerekmişti. İşin eğlenceli yanı, tüm gruplar aynı durumdaydı. Dönemdeki tüm öğrenciler olarak bütün geceyi okulda geçiriyorduk. Yorucu ama güzel bir tecrübeydi, çünkü bir yerden sonra artık bir yandan çalışıp bir yandan arkadaşlarla beraber gülüp eğlenmeye de başlıyorsunuz. Bir keresinde gece iki ya da üç sularında okula yemek söyleyip merdivenlerde oturup dizi izleyerek yemeğimizi yemiştik. Sanırım o günü hep hatırlayacağım.

k3

6) Bilkent’i 3 kelime ile tanımlayın dersek; bu kelimeler neler olurdu?

Mücadele, kazanım ve birikim.

7) Bilkent’te en sevdiğiniz hoca ve ders hangisi idi?

Aslında bütün hocalarımın bana çok şey kattığını düşünüyorum. Ama böyle bir soruda Makine Mühendisliği Bölümünden Mehmet Zeyyad Baykara hocamdan bahsetmek isterim. Kendisinin ders anlatışının çok motive edici olduğunu düşünmüşümdür her zaman, çünkü en karmaşık konuları bile oldukça basite indirgeyerek anlatıyordu. En sevdiğim ders ise Mechanics and Materials II (ME232) dersi idi.

8) Geleceğe yönelik planlarınız nelerdir?

Şu anda amacım doktora aşamasına geçmek ve doktora sürecini tamamlamak. Ondan sonrasında da yine akademide kalmayı düşünüyorum. Aslında üniversiteye ilk başladığımda aklımda sektörde yer alma düşüncesi vardı. Ama özellikle yaz stajları sürecinde sektördeki iş hayatı ile ilgili bir şeyler tecrübe ettikten sonra, üniversite ortamında kalmanın benim için daha verimli olacağına karar verdim. Akademinin kendi araştırma konumu seçebilme ve kendi iş planımı oluşturabilme imkanı vermesi bu kararı almamdaki en büyük sebepti. Bunun yanı sıra, öğrencilerle birlikte çalışabilecek olma ve öğrenme sürecinin sürekli devam ettiği bir çevrede yer alma fikri çok hoşuma gidiyor. Sektördeki iş hayatına göre akademi bana daha renkli geliyor.

9) Bilkent mezunu olmanın size ne tür avantajlar sağladığını düşünüyorsunuz?

Öncelikle Bilkent’te aldığım birçok temel dersin içerik olarak çok sağlam verildiğini düşünüyorum. Öğrencilerin beklentilerindeki farklılıklara göre bu durum değişebiliyor tabii. Benim açımdan özellikle ilgi alanıma yakın olan dersler oldukça tatmin edici ve keyifliydi. Bilkent’in en önemli avantajlarından bir diğeri de dünya çapında tanınmış bir okul olmasının büyük getirileri oluşu. Akademisyen profilinin de Türkiye’deki birçok üniversiteye göre çok güçlü ve kaliteli olduğunu düşünüyorum. Bu faktörler üniversite sonrası kariyerimiz adına sağlam referanslar alabilme ve çok daha iyi ortamlarda çalışma imkanı bulabilmemizde çok önemli rol oynuyor. Bilkentli olmak kesinlikle bu yönden öğrenciyi bir adım ileri taşıyor.

k1

10) Bilkent’e yeni başlayan öğrencilere (özellikle kendi bölümünüzdeki) tavsiyeleriniz nelerdir?

İlk önereceğim şey okulun imkanlarından doyasıya faydalanmaları. Bunların içinde kütüphanedeki imkanları, bölüm içi veya bölüm dışı seminerleri, sosyal aktiviteleri ve spor imkanlarını vurgulamak isterim. Ne yazık ki ben birçok aktiviteye son senelerimde dahil oldum. Okuldaki imkanlar ve etkinlikler hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi edinmeye çalışsınlar ve fırsat oldukça yeni aktiviteleri denesinler.

Makine Mühendisliği Bölümüne başlayacak öğrencilere söylemek istediğim şey ise, özellikle araştırma adına oldukça sağlam bir bölümde okuyacak olmaları. Bütün hocalarımızdan öğrenecekleri ve kendilerine katacakları çok şey olacaktır. Her zaman için temel dersleri sağlam tutmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum, en baştan sıkı başlamak sonrasında sandığınızdan çok daha fazla rahat etmenizi sağlıyor. Bir diğer tavsiyem ise ders programlarını mümkün olduğunca sıkıştırmamaya çalışmaları, çünkü derslerin hepsi ciddi derecede ilgi ve emek istiyor. Hepsine gereken zamanı ayırmak ve konuları olabildiğince özümsemek çok değerli. Ben neredeyse her dönem sadece 5 ders alarak devam ettim mesela. 6. dersi aldığımda da genellikle dil dersleri gibi fazla yormayan hatta kafa dağıtıcı olabilen dersleri tercih ettim.

Hocalarla ve asistanlarla sıkı ilişkiler kurmanın da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Makine Mühendisliği Bölümü okuldaki diğer mühendislik bölümlerine göre biraz daha ufak sayılır, hocaların sizi tanıması da daha kolay oluyor bu durumda. Ofis saatlerinde hocalara veya asistanlara ekstra sorular sormanın ve geri bildirim almanın çok faydasını gördüm.

Yüksek lisans ve doktora için yurt dışındaki okullara başvurmak isteyen öğrencilere de birkaç tavsiyem olacak. Öncelikle hangi okullar ve hangi hocalar ile hangi alanda çalışmak istedikleri hakkında en geç 3. sınıfı bitirdikten sonra girecekleri yaz tatili sürecinde düşünmeye başlamaları çok yararlı olur. Zaten başvuru sürecinde teslim etmeleri gereken birtakım sınav sonuçları olacak, yaz dönemi o tip sınavları aradan çıkarmak adına iyi bir fırsat. Bunu kendim yapmamış olsam da sonrasında keşke yapsaydım dediğim bir detayı da söyleyeyim, ilgilendiğiniz hocalar ile yaz döneminde ya da başvuru sürecinde iken haberleşmek ve kendinizi tanıtmak çok faydalı olabilir. Genellikle hocalar oldukça pozitif yaklaşıyorlar ve size konuları ile ilgili detaylı bilgi veriyorlar, hatta bazı makalelerini paylaşıyorlar. Erken davranmak ve ilgilendiğinizi göstermek sonrasında o hocayla çalışma fırsatı yakalamanızda da size büyük avantaj sağlayabilir.

İlgili Yazılar