LDP Genel Başkanı Cem Toker Röportajı Politika

LDP Genel Başkanı Cem Toker Röportajı

Kimilerimiz Liberal Demokrat Parti’yi LDP kurucu genel başkanı Besim Tibuk’un 2002 genel seçimleri öncesinde yaptığı renkli seçim kampanyalarından hatırlıyor, kimilerimiz de LDP’yi geçtiğimiz aylarda yaptığı sosyal medya çalışmalarından sonra tanımaya başladı. Biz de siyasi gündemin epey hareketli olduğu bu dönemde, serin bir İstanbul gününde LDP İstanbul İl Başkanlığı’nda genel başkan Cem Toker ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.


GazeteBilkent: Efendim sizin için liberalizm nedir, liberalizm bize sıkça hissettirildiği üzere salt bir devlet-devletçilik karşıtlığı mıdır?  Yoksa başka bir bakışla, liberaller bencil insanlar mıdır?

Cem Toker: Liberalizm devlete sadece koruma görevini veren bir özgürlük felsefesidir. Ama liberalleri muhafazakar demokratlardan, sosyal demokratlardan ayıran unsur bireyciliktir. Yani muhafazakarların aklına önce ümmet gelir, sosyal demokratların aklına önce toplumcu siyaset gelir. Liberallere göre ise herkesin idealleri, hedefleri farklıdır. Ancak bireycilik ilkesi kimilerince bencillik olarak algılanır; oysa liberaller bencidir. Hayatıma yön vermek için Ankara’daki bakana, milletvekiline ihtiyacım yoktur. Herkes benci olursa, kendini kalkındırırsa toplum ve ülke zaten kalkınır. Yani liberaller bir denge unsurudur.

“BİZ 22-23 SAAT LİBERALİZ”cem1

GazeteBilkent: Peki siz neden kendini liberal addeden geniş bir kesmin karşıtı politikalar güdeceğinizi ifade ettiniz? Ahmet Altan mı, Baskın Oran mı liberal, yoksa Cem Toker mi liberal?

Cem Toker: “Liberalim” demek en kolayıdır. Liberal gibi yaşamak ise epey zordur. İnanılmaz bir sabır, hoşgörü, empati istiyor. Sinirine dokunacak görüşlere saygı duymasan bile dile getirilmesini savunmanız gerekiyor. Özgürlüğü çoğunluk değil azınlık için istemek gerekiyor. Kimin canı nereden yanmışsa liberalizme oradan tutunuyor. Aslında herkes günde yarım saat liberal. Biz ise 22-23 saat liberaliz.

GazeteBilkent: Geri kalan bir-iki saatte sosyalist misiniz?

Cem Toker: O bir saatte kalp devreye giriyor. (Gülüyor) Artık konjonktürde ne varsa onu yenmeye çalışıyorsunuz. Milliyetçi duygularınız varsa onu yenmeye çalışıyorsunuz. Bu evrede mücadele, beyinle kalp arasında gerçekleşiyor.

“HER MİLLİ İRADENİN HER GÖRÜŞÜNE SAYGI DUYMAK ZORUNDA DEĞİLİM”

GazeteBilkent: Katıldığınız bir televizyon programında milli iradeye saygı duymadığınızı açıkça ifade etmiştiniz, peki öyleyse milli iradeye saygı duymadığını açıkça beyan eden bir kimse liberal demokrat olabilir mi?

Cem Toker: Ben “milli iradeye saygı duymuyorum” demedim. “Her milli iradenin her görüşüne saygı duymak zorunda değilim” dedim. Bir kere liberalizmle demokrasi farklı nosyonlardır. Biz ikisini bir araya getiriyoruz. Seçim, bir demokrasinin son göstergesidir. Suriye’de de seçimler yapıldı. Türkiye, 2014’te bir cumhurbaşkanlığı seçimi, bir de yerel seçim yaptı; 2015’te iki genel seçim yaptı. Aslına bakılırsa demokrasiyi demokrasi yapan kurumlarıdır, bunların başında yargı gelir. Yargı bağımsızlığı olmayan bir ülkede isterseniz her hafta seçim yapın, kimin kazanacağı bellidir. Beş tane ürün vardır ama sadece bir tanesi süpermarket rafına konulur. Diğer dördünü o süpermarket, raflarına koymazsa halk tabi ki gider süpermarketteki tek ürünü alır.

GazeteBilkent: Peki LDP hangi rafta?

Cem Toker: Ne rafı, biz çelik tencere satar gibi apartman dairelerini tek tek geziyoruz. Biz perakende politika yapıyoruz. Çünkü buna mecbur bırakılıyoruz. Süpermarket rafı merkez medyadır. Sen oraya çıkamıyorsan tabi ki seçimi merkez medyaya çıkan parti kazanır. Haliyle biz de meydanlara iniyoruz, fakir partinin Kızılay Meydanı, Taksim Meydanı sosyal medyadır. Elimizden sadece bu geliyor.

cem2

GazeteBilkent: Geçmişte gazetemize verdiğiniz bir röportajda AK Parti’nin 2000’lerin başında özgürlük anlamında pek bir şey yapmadığını ifade etmişsiniz. Hala böyle mi düşünüyorsunuz? Örneğin, başörtüsünün kamu kurumlarında serbest kılınması, günümüzde başörtülü memurların, başörtülü polislerin olması, özgürlükler adına büyük atılımlar değil midir?

Cem Toker: Bahsettiğiniz özgürlükler verildiği zaman “bedava eğitim istiyoruz” diye pankart açan gençler tutuklandı. Özgürlük, benim gibi düşünmeyen insanlar için verilirse özgürlüktür. Yeterli cevap bence budur.

“15 TEMMUZ GECESİ TÜRKİYE DİREKTEN DÖNDÜ”

GazeteBilkent: LDP 15 Temmuz’u nasıl görüyor? Kemal Kılıçdaroğlu hükümetin darbe girişiminden haberi olduğunu iddia ediyordu, siz bu görüşe katılıyor musunuz? Tayyip Erdoğan 15 Temmuz sabahında yaşanacak gelişmelerden büyük ölçüde haberdar mıydı?

Cem Toker: Ben önüme somut bilgi koyulmadan kesin konuşamam. Ancak makul zekada bir insan, bu puzzle’ın uymayan parçaları olduğunu görür. Burada bir sürü soru işareti var.  15 Temmuz gecesi Türkiye direkten döndü. Ben şahsen sokağa dökülen insanlarla aynı siyasi görüşe sahip değilim ama iyi ki sokağa dökülmüşler. O girişim başarılı olsaydı bugün bile Türkiye’nin her yerinde polisle asker pek çok yerde çatışıyor olacaktı, milisler de  askerle çatışıyor olacaktı.

“BAŞKANLIK SİSTEMİNİN TEMELİNDE KUVVETLER AYRIMI VARDIR”

GazeteBilkent: Bir tweetinizde “Amerikan tipi başkanlık sistemi RTE’nin isteyeceği son sistem olur” yazmışsınız. Neden? Amerikan tipi başkanlık sistemi ile, AK Parti ve MHP’nin üzerinde uzlaşı sağladığı “Cumhurbaşkanlığı sistemi” arasında farklar var mı?

Cem Toker: ABD Başkanlık Sistemi Almanya’nın oynadığı futboldur, Türk tipi başkanlık sistemi San Marino’nun oynadığı futboldur. İkisinin adı da futboldur. Ama sonuç ortadadır. 7 Haziran gecesi Türkiye’de keşke başkanlık olsaydı-Amerikan sistemine dayanarak konuşuyorum-, düşünsenize başkan AK Partili, meclis çoğunluğu muhalefetten oluşuyor, vay o başkanın haline! Emekleyerek gelirdi meclisin önüne. Demem o ki başkanlık sisteminin temelinde kuvvetler ayrımı vardır. Eğer Türk tipi başkanlık ucubesinde başkanın meclisi feshetme yetkisi varsa o sistem başkanlıktan başka her şeydir.

GazeteBilkent: Söz konusu anayasa değişikliği referandumunun sonucu ne olacak sizce? Ayrıca LDP başkanlık sistemine evet mi diyecek, hayır mı diyecek?

Yargı bağımsızlığında 124 ülke arasında 99. olan ülkede her pazar referandum yapın, kimin kazanacağı bellidir. Biz LDP olarak Türk tipi saçmalığına tabi ki hayır diyeceğiz.

GazeteBilkent: LDP Onursal Başkanı Besim Tibuk, darbe girişiminden bir süre önce verdiği bir röportajda “Fetullah Gülen’in iktidar olma isteği yok, Gülen Hareketi Türk tarihinin en başarılı hareketi” diyerek FETÖ lideri Gülen’e övgüler yağdırmıştı. LDP Onursal Başkanı olan bir kimsenin, LDP’nin genel görüşünü büyük ölçüde yansıtacağını varsayarsak, bu konu hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz? LDP de böyle mi düşünüyor?

“CEMAATİN MASUM BİR HAREKET OLDUĞUNA İNANMIYORUM”

Cem Toker: Besim Bey son 14 yılda bu partinin kapısından bir kere İstanbul il başkanlığımızın açılışı için girdi. Beyanatı Besim Bey’i bağlar. Kendisinin LDP adına kanunen bir sorumluluğu yok. . Öyle ki biz bu partinin kapısından girerken her birey farklıdır demiştik, burada toplantı yaptığımız zaman içimizde şeriatı savunma noktasında olan insanlar da var; sosyal liberalizmin en sert şekilde uygulanmasını savunan insanlar da var. Bu insanlar üç ortak noktada birleşiyor, özgürlükler, özgürlükleri koruyan adalet ve bireycilik. Partiyi bağlayan tek şey ise merkez karar yürütme kurulu kararlarıdır. Ben de televizyonlarda sadece şahsi fikrimi dile getiriyorum, Besim Bey için de aynısı geçerli. Mesela ben Besim Bey’e katılmıyorum, bunu kendisine de söyledim. Ben Cemaatin masum bir hareket olduğuna inanmıyorum. Ayrıca biz HSYK’nın yapısını değiştiren referanduma da hayır deme kararı aldık, bizi sadece bu karar bağlar; bize o zaman neler neler dediler, kafatasçı, Kemalist, faşist…

“ASKER İMHA ETMEK İÇİN EĞİTİLMİŞTİR”

GazeteBilkent: ABD’yi yakından tanıyan ve Amerikan politikalarına hakim bir isimsiniz. Sizce ABD’nin 15 Temmuz’da bir rolü, bir müdahalesi var mıydı? İncirlik’te yakıt ikmali yapan uçakların varlığı bu anlamda bir gösterge midir?

Cem Toker: Eğer onlar doğruysa demek ki vardır. Bir yandan bakıyorum bu şartlarda ABD’nin bir rolünün olmamasına imkan yok; bir yandan da bakıyorum, dünyanın en iyi darbe yaptıran ülkesiyle en iyi darbe yapan ordusu böyle mi darbe yapar, sorguluyorum. Kesin cevap veremem, yalnız ben size temel bir ilkeden bahsedeyim, bir sivil yönetim ne kadar kötü olursa olsun; elinde, belinde tabanca, tüfek, silah, tank, top taşıyan bir güruha ülke yönetimi teslim edilmez. Çünkü asker imha etmek için eğitilmiştir. Asker kelepçe taşımaz, askere emir verilir, asker ezer geçer. Polisle askerin arasındaki fark budur.

GazeteBilkent: Peki Trump yönetimi Gülen’i iade edecek mi, veya iade sürecini hızlandıracak mı?

Cem Toker: Eğer Tayyip Erdoğan ABD başkanı seçilseydi o bile iadeyi garanti edemezdi. ABD’de bir zanlının uluslararası iade antlaşması olsa bile iade edilip edilmeyeceğine yargı karar verir.

 cem3

“OLAĞANÜSTÜ HAL OLAN BİR ÜLKEYE PARAMI GÖTÜRMEM, ORADAKİ PARAMI DA ALIR GİDERİM”

GazeteBilkent: ABD demişken, Dolar meselesinden de söz etmekte yarar var, LDP bugün iktidarda olsa Dolar’ın ateşini nasıl söndürürdü, ayrıca bu yükselişin sebepleri nelerdir, nasıl sona erdirilir?

Cem Toker: Varsayalım bin lira paranızla hesap açacaksınız. Bankanın adı da Türkiye bankası. “Bankanızın açılış kapanış saatlerini öğrenebilir miyim?” diyorsunuz, “bilmiyoruz, müdür bey karar veriyor ona” diyorlar. “Bankanızın bir çalışma yönetmeliği var mı?” diyorsunuz, “var ama çalışma sistemimize müdür bey karar veriyor” diye yanıtlıyorlar. Sen paranı o bankaya yatırır mısın? Türkiye’nin durumu da budur. OHAL yasasıyla yönetilen bir ülkede demek ki olağanüstü hal vardır. Olağanüstü hal olan bir ülkeye paramı götürmem, oradaki paramı da alır giderim. Özetle ekonomi, güven ve umuttur.

GazeteBilkent: Siz bozdurdunuz mu peki Dolarlarınızı?

Cem Toker: Benim Dolarım yoktu. (Gülüyor) 128 Dolarım mı ne vardı bankada, onu da bozdurmadım, niye bozdurayım ki? Cumhurbaşkanı bozdurdu mu, kendisi 2014’te 200 bin Dolar beyan etmiş. Mesela ben onun gibi millete akıl versem Dolarlarımı kameraların karşısında bozdururdum.

“TARIK BEYHAN CİDDİYE ALINACAK BİR ADAM DEĞİLDİR”

GazeteBilkent: Son olarak size Tarık Beyhan’ı sormak istiyoruz. Tarık Beyhan, Cem Toker yönetiminin sadece seçime girmeyi başarı saydığını ifade ederek LDP genel başkanlığına aday oldu. Sahi, Cem Toker LDP’yi demir yumrukla mı yönetiyor? Cem Toker,Tarık Beyhan’ın önünü mü kesti?

Cem Toker: Yorum yapmaya değmez. Tarık Beyhan, partinin merkez yönetim karar kurulu tarafından oybirliği ile ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edilmiş bir adamdır. Kendisi partiye geldiği günden itibaren herkesle kavga etmeye başladı. Kendisine anlatılan özel meseleleri Twitter’dan yazdı. Beyoğlu’nda stant kuran arkadaşlara “siz aptal mısınız, böyle oy mu alınır, oy Twitter’dan alınır” dedi. Tarık Beyhan ciddiye alınacak bir adam değildir. Ben senelerdir bu partinin genel başkanlığını yapıyorum. Ağzımdan bir kere bile bu partiyi iktidara taşıyacağıma dair bir cümle çıkmamıştır. Ben haddimi bilen bir adamım. Biraz önce saydığım şartlarda bu ülkede sıfırdan bir partiyi iktidara taşımanın mümkün olmadığı aşikardır. Partiyi açık tutmak da büyük başarıdır. Üflemeyi ben de bilirim ama karakterime sığmaz.

Bu röportajın gerçekleştirilmesinde desteklerini esirgemeyen Kültür-Sanat Birimi yazarımız Anıl Tahmisoğlu’na çok teşekkür ederiz.

İlgili Yazılar