Sahiden Alışmadık Mı? Politika

Sahiden Alışmadık Mı?

Hayatta karşılaştığımız bazı anlar var ki anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır. Hiç şüphesiz dünyanın her yerinde her insan ölüm gerçeğiyle yaşar ancak son yıllarda, ülkemizde içimize yerleştirilen ölüm korkusuyla yaşar olduk. Her ölüm sonrası kimimiz sosyal medya hesaplarında büyük puntolarla “ALIŞMAYACAĞIZ” yazdık, lanetler okuduk bu ölümlerin sebebi olanlara. Sahi bizler ölümlerin niceliğine mi bakarak üzülür olduk? Ne zaman alışır olduk bu ölüm korkusuna?

Daha dün gibi yakın bizlere Soma faciası, 301 “CAN” ihmallerin sonucu ebediyete intikal etmişti. Soma faciası, Türkiye madencilik tarihinin en çok ölümle sonuçlanan kaza olarak “kömür karası” harflerle hem tarihe hem de vicdanlarımıza yazılmıştı. Ülke olarak geçirdiğimiz en zor günlerdendi ve tüm ülke üzüntüsünde bir olmuştu, birlik olmuş Soma’ya ağlıyordu. Geçtiğimiz hafta 17 Kasım 2016 tarihinde Siirt Şirvan’da heyelan sonucu maden kazası meydana geldi ve 8 insanımızın cesedine ulaşıldı. Mahsur kalan 8 kişinin kurtarma çalışması halen devam etmekte. Hiç şüphe yok yetkililer tarafından bu kazanın üzerine düşüldü ancak halk olarak yetkilileri Soma faciasında olduğu kadar dikkatli davranmaya ittiğimizi düşünmüyorum. Şimdi buradan ölümleri, üzüntüleri yarıştırdığım da anlaşılmasın. Sadece nasıl Soma faciasında bu yaşananlara sebebiyet verenleri, ihmal edenleri konuştuysak aynı şekilde Siirt’i de -bir ihmal durumu varsa- konuşmamız gerekmez miydi? Haklı olarak düşünüyorum ve soruyorum sizlere;

Ölümlerin niceliğine göre mi üzülür olduk?

Her gün komik hadiselerle sosyal medyadan düşmeyen güzel memleketim, o gün çok acı bir haberle karşıma çıkmıştı. 24 Kasım Perşembe sabahına Adana’da patlayan bomba haberiyle uyandım. Patlama sonucu 2 vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve 16 vatandaş yaralanmıştı. Geçen yıl Ankara’da patlayan her bomba sonrası telaşla “İyi misin?” diye arayan ailemi aradım sonra valilik yakınlarında çalışan yakın arkadaşımı. Benim yakınlarım iyiydi ancak tanımadığım insanların aileleri perişan olmuştu. Ölenler kiminin babası, kiminin eşi, kiminin kardeşi ve kimininse en yakın arkadaşıydı. Bizler bugüne kadar bu acıların uzağında kalarak ölüm korkusuyla yaşadık. Gün sonunda yaşadığımız için şükreder hale geldik. Halen ölüm korkusuna ve ölümlere alışmadığımıza inananlar var mı?

Bombaların patlamadığı, ihmallerin yaşanmadığı, insanların akşam ailelerine sağ salim kavuştuğu bir Türkiye sadece hayal midir? Bu acıları paylaşmamız ve bu olanları düşünmemiz için bu acıları yaşamamız gerekmez. Ölümlere sözde değil özde alışmadığımız, bu olanlar üstünde düşünüp sorguladığımız güzel yarınlar ümidiyle.

İlgili Yazılar