yesil-yol7[quote]”1934 yılında soyadı kanunu çıktı. Her Türk kendine bir soyadı alacaktı. Herkes kendi soyadını kendisi seçtiği için insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı. Dünyanın en cimrileri ‘Eliaçık’, dünyanın en korkakları ‘Yürekli’, dünyanın en tembelleri ‘Çalışkan’ gibi soyadları aldılar. Bir mektup yazabilecek zamanda ancak imzasını atabilen bir öğretmenimiz kendisine ‘Çevikel’ soyadını almıştı.”  Aziz Nesin[/quote]

Yukarıdaki alıntının son kullanma tarihi henüz geçmeden bir projenin ismine “Yeşil Yol” ismi verildi. Karadeniz’in doğal güzellikleri; insanların denizle bağlantısını kesen sahil yolu, taşocakları, kanıksanmış çarpık kentleşme ve neredeyse her vadideki HES’lerle (hidroelektrik santral) yeterince hor kullanılmışken, “Yeşil Yol Projesi”yle yaylaların eşsiz güzellikleri grinin elli tonuyla örtülmek isteniyor. Karadeniz’in yüksekleri tıraşlanırken, beton ve asfaltın renginin yeşil olduğunu iddia ediyor olmak ontolojik bir sorgulama. Ancak projenin savunucuları, bu yolun Karadeniz turizmini bir hayli artıracağı görüşünde. Kimseyi ekosistem kavramından bihaber olmak suçlayacak değilim. Eminim aklı başında herkes yaylaların sadece Karadeniz’de yaşayan insanlara ait sanmıyordur. Yine de burada şunu vurgulayacağım: Yolun medeniyet götürdüğü iddiası, yol yapıldıktan sonra medeni kullanılacağı varsayımı ile kanıtlanabilir. Sorun da biraz burada.

[pullquote_right]Yolun medeniyet götürdüğü iddiası, yol yapıldıktan sonra medeni kullanılacağı varsayımı ile kanıtlanabilir.[/pullquote_right] Bahsedilen yol 2600 kilometre ve yolun neredeyse hepsi dağ tepelerinden, yani yaylalardan geçiyor. Herhangi bir kentte, ilçede yol yapmaktan çok daha maliyetli bir projeden bahsediyoruz yani. O yaylalara çıkanların oranın insanı olduğunu varsayarsak eğer, köylerin nüfusu dikkate alındığında bu yatırımı hiçbir hükümet akıllıca bulmayacaktır. Ayrıca çok büyük bir ihtimalle yaklaşık 4 ay bu yollar kardan geçilmeyecektir ve bu maliyet katlanacaktır. Bunun yanında orada yapılması düşünülen bu projenin hukuksal hiçbir temeli ve izni yok. Meraların amacı dışında kullanılması kanunen mümkün değil ve her alanı sit alanı olarak kabul edilen Çamlıhemşin gibi ilçelerde böyle bir proje tamamen yasadışıdır. Peki doğa yapısını bozmadan bu yol yapılsa yöre halkına ve yabancı turiste fayda sağlamaz mı? Tabii ki sağlayabilir.

s-41176f52808ad99961a3707e04d351064063d02b

Güvercinlik Koyu’nda çıkan orman yangınından sonra, araziye iki adet otel yapılmıştı.

Ancak biliyorsunuz ki bu ülkede bu tarz projeler genelde şöyle gelişiyor: Önce yol yapıldıktan sonra “belirsiz bir nedenden” dolayı orman yangını haberleri çıkar. Biz haberimiz olmadan araziler 2b’ye dönüştürülür ve aniden bir bakmışız oteller, tesisler, restoranlar, benzin istasyonları mantar gibi türeyivermiş. Uzungöl ve Ayder’in bütün Türkiye’nin gözleri önünde senelerdir başına gelen hadiseler, Karadeniz’in bakire yaylalarının yeni görünümleri için ipucu vermiyor mu? Bu yaylalara yapılan oteller o kadar bilinçsizce yapılmış ki, doğa turizmi yapılacak bir doğadan bahsedilemiyor artık. Ne yazık ki kitle turizmiyle bölgeye daha fazla ziyaretçi çekmeye çalışmak, otantik yayla dokusunun daha da bozulması anlamına geliyor ki, yaylalardaki kirlilik bunun en bariz kanıtı.

Betonarmeleşmiş ego tatmini projelerini bırakıp doğal güzelliklerimizin tanıtımı ve kullanımı için daha akılcı ve korumacı projeler geliştirmeliyiz. Hak mücadelesi ticaret değildir. Hak, hak edenin değil insanlığındır. Sağlıklı bir çevrede yaşama, bizatihi yaşama hakkına yönelik ihlaller karşısında kimse sessiz kalmamalıdır. Gelin hepimiz ırmaklarımızın akışına ölelim. “Yeşil Yol”a gür sesle dur diyelim.

Leave a Reply

Ankara Bilgisayar Servisi Sigma Defence