Niye Ağlamadın Be Çocuk?

CqFTy-YXgAA9gTV.jpg-large

Niye ağlamıyorsun be çocuk? Kan emmekten ağzının kenarları nasırlaşmış vampirlerin arzusuydu seni bu halde görmek. Görevini yerine getirmek çok mu zordu senin için? Hayatları tüketerek yaşam sürelerini artırmaya inancı tam olan dünyanın görmek istediği biraz daha bundan beslenmekti sadece. Kameralar seni çekmeye başladığında, gözlerin önünde flaşlar patladığında, karşında seni izleyenler olanca acıma duygusunu yüzüne takınmaya çalıştığında, tek duymak istedikleri olanca gücünle çıkardığın bir çığlıktı. Acılar içinde kıvranman, anne-babana seslenmen gerekirdi. Niye yapmadın? Bizi bundan mahrum bırakacak ne yaptık ki sana? Hangi mesajı vermeye çalışıyordun, inan hala anlamadık.

Söylesene hepimize, niye ağlamadın? Daha on dakika önce evin koridorunda, dünyanın en güzel yerinde, kardeşinle oynuyor; kendini annenin şefkatli kollarında buluyordun. Anneni, babanı, kardeşini… küçücük dünyandaki bütün mutlulukları almaları karşısında niye sesini çıkarmadın? Daha 5 yaşındasın, belki en fazla 6. Senin yaşıtların merdiven düştüğünde bile ağlamaya başlarken; kendi acının derinliklerine, ışıksız kuytuluklarına saklanmanın, bizi de yanında götürmenin ne alemi vardı? Hem değer miydi kendine yazık etmeye, o kadar şeyi içine atmaya!

Niye ağlamadın ha? Korkmadığını göstermeye, zalimlere kafa tutmaya, tarihe geçmeye mi çalıştın ağlamayarak? En azından “pijamamı kesmeyin, yeni alındı” deseydin ne olurdu? Onurlu durmaya çalıştıysan, merak etme bir haftada unuturuz seni. Hatta belki bir hafta bile sürmez. Tek derdi daha büyük evlerde oturmak, daha büyük motorlu arabalara binmek olan bizler için kana, toza, toprağa gömülen bu minnacık masumiyetin çok küçük kalıyor emin ol. Aylan’ı, çoktan unuttuk biz; farklı anlama sakın, Berkin, Yasin, Ceylan aklımıza geliyorsa eğer iğrenç politik rekabetlerimizde kullanmak içindir. Seni de unutacağız kısaca, kusura bakma. İşine yaramayacak bu gösterilerin. İçimizden en “babayiğit”lerin yapacağı bunu sana yapanlara sinkaflı kelamlar etmek olacak ve kapanacak mevzu.

Belki böyle duyarlılık kazanırlar diye bir umudun varsa da, o da olmasın. Biz o eşikleri aşalı çok oldu çocuk. “Çocuklara kıymayın efendiler, bulutlar adam öldürmesin” diyenler aramızdan ayrılalı çok oldu. “Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler” diyenlerimiz iyi ki aramızdan ayrılmışlar da evlerde kalan binlerce şekeri görmemişler. Tanımıyoruz bile hem seni çocuk. Tanıdıklarımız vardı halbuki. Abimiz vardı, komşumuz vardı, evladımız vardı, eşimiz vardı… Soma’da vardı, Reyhanlı’da vardı, Ankara’da vardı; havaalanlarında, metrolarda, caddelerde vardı. Sen gibi yüz, bin, milyon vardı. Onların çığlıkları yerine kendi sessizliğimizi dinlemeyi sevmeye başlayalı çok ama çok oldu be çocuk.

Ağlaman gerektiğini öğretmediler mi sana çocuk? Belki ilk defa kan gördün hayatında, kanayınca ne yapılır onu bile bilmezsin. Sağ avucunu açıp baktığında annen kirlendi diye kızacak diye mi baktın? Elini oturduğu koltuğa koyacakken yaşadığın o bir anlık tedirginlik için bile kıyamet koparacakken ağlamıyorsun. Ağlamaman çok acıttı çocuk, paramparça olduk, oturduğumuz yerden kalkamadık. Ne yapmayı niyetlendin bilemem de kendi kederlerimizin derinliklerine çekilmemize yol verdin. Bu çok acıttı işte.

Ama sen de kabul et artık be çocuk. “Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil.”

https://www.youtube.com/watch?v=dFPsJQ2Nffw

Leave a Reply

Ankara Bilgisayar Servisi Sigma Defence