Orwell’ın Özeleştirisi Politika

Orwell’ın Özeleştirisi

George-Orwell

[quote]”Yazar daha yazmaya başlamadan hiçbir zaman tamamen kurtulamayaca­ğı duygusal bir tutum edinmiş olacaktır. Kuşkusuz, coşkusunu dizginlemek ve olgunlaşmamış bir aşamada, sapkın bir ruh ha­linde takılıp kalmaktan kaçınmakla yükümlüdür.” (George Orwell)[/quote]

George Orwell, kaleme aldığı eleştiri yazılarıyla bu alandaki en büyük entelektüellerden biridir. Hiç şüphesiz yeri geldiğinde özeleştiri yapabilme yetisi, onu birçok eleştirmenden ayıran en büyük özellik olmuştur. Orwell’ı sürekli hayali ülkelerin ve/ya yabancı ideolojilerin eleştirilerini yapmasıyla tanımış olsak da, ‘Neden Yazıyorum?’ adlı deneme kitabında kendi fikir dünyası ve ülkesi -yani İngiltere- üzerine son derece cesur ve gerçekçi özeleştirilerini okuyabiliriz. Kitabındaki birçok denemeyi, savaş uçaklarının üzerinden geçtiği ve bombaların sesinin yakından duyulduğu günlerde kaleme almış olmasına rağmen, Orwell o bombaların yalnızca Hitler’in başlattığı korkunç heyulanın bir sonucu olmadığını düşünenlerdendi. Kitabında bunda İngiltere’nin yüzyıllar boyunca aslında işlememesi gereken günahların yeri olduğunu kabul ettikten sonra birçok dönüm noktasını bizlere sunuyor. Bu yaptığı, her ne kadar bütün İngiltere topraklarında yaşamış ve yaşamakta olan insanları suçlu yapmıyor olsa da, tarih huzurunda yargılanmak ve Orwell gibi çekinmeden özeleştiri yapabilmek birçok noktayı hafifletiyor. Atalarının yaptığı kıyımlardan torunlar doğrudan sorumlu olmadığı gerçeği su götürmez ancak bunu reddetmenin torunları atalarından daha çok masum kıldığı da söylenemez.

[quote]“Ben yazarken, son derece medeni insanlar başımın üstünde uçup beni öldürmeye çalışıyor.
Ne onlar bir birey olarak bana karşı kişisel bir husumet duyuyor ne de ben onlara karşı.”[/quote]

George-Orwell-1Bu cümlelerle başladığı bir denemesi belki şu sıralar okunduğunda epey manidar gelebilecek cinsten. Tarihle tekerrürün birlikteliğini de isbat eder nitelikte. Sanki dünyanın bir köşesinde seneler önce yaşanan hadiseler, kılık değiştirerek başka coğrafyalarda tekrarlanıyor demek yanlış olmaz. İngiltere’nin sanatla ve felsefeyle olan yakın ilişkisine, kadim siyasi tarihine, dünyada ses getiren yönetimlere –faşizm ve komünizm gibi- olan eleştirel bakışına ve daha birçok AngloSakson ekolüne hayranlık beslerken dâhi eleştirilerini büyük bir titizlikle yapmış ve lafını asla sakınmamıştır. Kısacası vatansever olmanın aynı zamanda vatanınızı rahatlıkla eleştirebilmek olmayı gerektirdiğini de yazdığı eserlerle bütün dünyaya göstermiştir.

Birçok ülkede, devleti ve hükümeti eleştirdiğinde vatan haini damgası yiyenlerin entelektüel sol kesim olduğu gerçeğine Orwell da eleştiri getirmekte gecikmiyor. Her ne kadar yapılan eleştirilerde haklılık payı olsa da o kesimin hep bir başkası olma hevesinden ötürü eksik olduğunu gösteriyor. Ama asıl ‘vatansever’ olarak bilenen kesimler de eleştiri yapmanın uygun olmayacağı bilinciyle yapılanı sorgulamadan sindiriyor. Sonuç olarak gelişmiş ülkelerde bile özeleştiri vermek zorken diğer sınıf ülkelerinde özeleştiri vermek, verebilmek ve verdiğinde sonuçlarına katlanmanın güçlüğü tahmin etmek bile çok zor.

[pullquote_left]Mücadele ettiğin her neyse onun ne olduğunu anlamadan mücadele vermek anlamsız bir eyleme dönüşür. [/pullquote_left]Orwell bombaların eşliğinde yazarken ne kadar tarihin tozlu sayfalarında gezse de yaşadığı dönemde trend topic olan iki konuyla ilgili oldukça doyurucu noktalara değiniyor: “Faşizmi anlamak için sosyalizm teorisini öğrenmek gerekirdi ki bu da onları geçindikleri ekonomik sistemin adaletsiz, verimsiz ve geri kalmış olduğunu fark etmek zorunda bırakırdı. Ancak bu tam da kendilerini asla yüzleşmeme üzerine eğittikleri olguydu.” Mücadele ettiğin her neyse onun ne olduğunu anlamadan mücadele vermek anlamsız bir eyleme dönüşür. Bir tarafında Nazizim ve faşizm, diğer tarafında canavarlaştırılmış komünizm duruken bunları anlama çabasına girmemek veya kulak tıkamak sorunların çözümü için hiçbir anlam barındırmaz. Sosyalizmin üretim ve tüketim sorunlarını kapitalizmden daha iyi çözebileceği ihtimali oldukça yüksek gözükse de Orwell halktan böyle bir talep gelmediği sürece, gelen bir avuç talebin de argüman ve propagandadan öteye gitmediği sürece, “eski moda antiemperyalist terimlerle düşünen” İşçi Partisi üyelerinin yanlış tutumları sonuç vermeyecektir.

Elbette ki Orwell bunun farkındaydı ve medyanın askerinden işçisine kadar bütün toplumda nasıl bir algı oluşturabildiğini vurgulamış. Medyanın halkı nasıl uyuttuğunu ve hatta çıkması kaçınılmaz bir savaşın nasıl gizlenmeye çalışıldığını şu sözlerle açıklıyor: “Yaşanan, yaşam tarzlarında bir değişikliğe yönelmekte isteksiz zengin sınıfın tamamının, faşizm ve modern savaşın doğasına gözlerini kapatmasıydı. Ve reklamlardan geçindiği için ticaret koşullarının normal kalmasında çıkarı olan adi basın tarafından halk kitlelerine suni iyimserlik pompalanıyordu.”

Ve Orwell buraya sığmayacak kadar uzun irdelediği demokrasi konusunda da kayda değer yorumlarda bulunuyor. Bizlere önce Mussolini’nin şu sözlerini hatırlatıyor: “Demokrasi ile totalitarizm arasında uzlaşma olamaz.” Ve ardından kendisi de ekliyor: “İki öğreti belirli bir süre için bile yan yana var olamaz.” Bu ifadeler Neyse grubunun Yapma Meydan şarkısının şu sözleriyle ne kadar benzer: “Görünen köy belliyse bu neyin pusulası?”… Ve tabi ki çok Sayın Frank Underwood’un ışıklı tabelaya asılması gereken şu sözlerini de beraberinde getiriyor: “Adıma atılmış tek bir oy bile yok ama Başkan’dan sonra gelen adamım. Demokrasi fazla abartılıyor.”

Ve Orwell ülkesinin ve kendisinin özeleştirisini verdiği denemesini şu sözlerle sonlandırmak üzere noktalıyor: “Ancak İngiltere kendisine karşı dürüst olmak zorunda. Kıyılarımıza ulaşmak isteyen mülteciler toplama kamplarına hapsedildiğinde, İngiltere kendine karşı dürüst değildi.”

[divider]

Kaynakça

Neden Yazıyorum?, George Orwell

2 Comments

  1. Mehmet Albayrak
    13.08.2016 at 12:29 Reply

    Çok güzel yazmışsınız, ellerinize emeğinize sağlık. Ama, keşke biraz yerli yazarlarımızdan da bahseden şeyler ekleseniz. Kültürümüz çok zengin ondan da bahsetmek tarihimizi unutmamak lazım gerekir

  2. Cansu Şahin
    21.08.2016 at 18:54 Reply

    Teşekkür ederim sağ olun. Haklısınız halihazırda yakınımızdan, yerli örnekler de vermek mümkün ve kaynak yok değil ancak Orwell kadar cesur bir kalem bulmak konusu zor biraz. Bu kitabını yazarken İngiltere’nin bombalanıyor oluşu beni yazmaya itti ben de bu eseri Ankara bombalanırken okumaya başladım. Her türlü yanlışı eleştirebilmek apayrı bir meziyet ancak yine de yerli verilebilecek örnekler var tabii ki. Başka yazılarımda görebimeniz dileğiyle…

Yorum Yap!

İlgili Yazılar