Utanç Günleri: 6-7 Eylül Tarih

Utanç Günleri: 6-7 Eylül

http://www.internethaber.com/images/other/1.20140906123706.jpg

6- 7 Eylül 1955… Türk milleti için bir utanç, birçok azınlık mensubu vatandaş için ise Türkiye’deki sonlarının başlangıcı olan iki gün. Kimilerine göre bir hükumet operasyonu, kimilerine göre halkın olağan tepkisi ancak gerçek kaynağı asla öğrenilemeyecek, sadece evlerin, iş yerlerinin değil, yüzlerce yıllık yaşama kültürünün de yerle bir edildiği  yağma günleri.

1953 yılından itibaren Kıbrıs’ın Yunanistan’a katılması amacıyla Rumlar adada “ENOSİS” adı altında yaklaşık 20 yıl süren bir gerginliğe yol açacak şiddet eylemlerine başladı.  1955 yılına gelindiğinde ise Kıbrıs Türklerine yapılan baskılar Türkiye’de, medyada geniş yer bularak yankılandı.Zamanın önde gelen gazetelerinden Hürriyet’in  ” Kıbrıs Türktür” başlığıyla çıkması ülkenin olayı ne denli ciddiye aldığının bir göstergesiydi. Aynı yıl 24 Ağustos günü, adada olayların daha da artması ve EOKA’nın Türklere saldırılarının ardından, Başbakan Adnan Menderes: ” Kıbrıs asla Yunanlıların olmayacaktır. ” çıkışıyla hem adadaki Türklere arkalarında olduğu mesajını veriyor hem de iç siyasette darda olduğu bir dönemde elini güçlendiriyordu. EOKA’nın ada Türklerine yaptığı acımasız saldırıların ardından Türkiye katliam endişesiyle İngiltere’ye nota verdi. Ardından 29 Ağustos günü olayların iki tarafı, Yunanistan ve Türkiye, İngiltere tarafından Londra’ya konferansa davet edildi.

Dönemin gazetelerinde çıkan İstanbul’daki patrikhanenin, Kıbrıs Rumlarının Enosis çeteleri için yardım topladığı, Rumların ticarette Türkleri sömürdüğü gibi haberler halk arasında gerginliği artırmıştı.

5 Eylül günü Menderes, Kıbrıs Türktür Derneği Başkanı Hikmet Bil’le aracında özel olarak görüşüyordu. Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu tarafından Londra’dan gönderilen telgrafı anlattı. “Çok sıkışık durumdayım, beni destekleyin.” diyordu Zorlu ancak bu desteğin nasıl olacağı konusunda bir fikri yoktu. Bil’e göre Londra’da Fatin Rüştü’nün sıkışıklığını giderecek mesele bir gün sonra Selanik’te yaşanacaktı.

6 Eylül tarihli İstanbul Express gazetesi ikinci baskısı

6 Eylül tarihli İstanbul Express gazetesi ikinci baskısı

6 Eylül 1955 Salı günü ise Selanik’te Atatürk’ün evinin bahçesine bomba atılıyor ve tarihimize kara bir leke olarak geçecek olayların ilk kıvılcımı yanıyordu. Haber saat 13’te Anadolu Ajansı tarafından radyodan duyurulmuştu. DP İstanbul milletvekili Mithat Perin’in sahibi olduğu İstanbul Ekspres  gazetesi “Atamızın Evi Bombalandı” manşetiyle ikinci baskısını yapıyor ve 290 bin gibi o dönem için olağanüstü sayılabilecek bir sayıda basılarak İstanbul’un her yerine dağıtılıyordu. Daha sonra yağmacıların, ellerinde bu gazetelerle sloganlar attıkları görülecekti.

Olayların seyri değişmişti, saat 17’ye doğru “Kıbrıs Türk’tür, Türk Kalacak” sloganıyla çoğunluğu üniversiteliler olmak üzere gençler sokağa dökülmüştü. Taksim’deki yürüyüş kontrollü başlamış ancak havanın kararmasıyla birlikte öğrencilerin yerini çevre illerden ve semtlerden gelen öfkeli kalabalıklar almıştı. Saatler 19’u gösterdiğinde utanç gecesi başlıyordu.

Şehir dışından gelen insanlar ,ellerinde tek tip sopalarla, azınlıklara ait mağazaların yan yana dizildiği İstiklal Caddesini hedef haline getirmişlerdi.  Gözü dönmüş kalabalık dükkanlardaki alet ve makineleri dışarı çıkararak paramparça etmiş, adeta savaş sonrası yağma harekatına girişmişti. Belki gözdağı olur diye göz yumulan gösteri çığırından çıkmış sokak vahşete yenik düşmüştü. Polis, olayları sadece seyrediyor; asker, yardıma gelmiyordu. Kiliseler, konsolosluklar ve evler de göstericilerin hedefindeydi. Rum vatandaşların evlerinin adresleri hakkında önceden bilgi sahibi olduğu belli olan kişiler saldırıları organize ediyordu. 200 kişilik bir grup motorlara binip Büyükada’ya geçmiş, kiliselerle okulları tahrip etmişti. Kimi Türkler , Rum komşularını korumak için evlerin önünde nöbet tutmuş, kimi onları evine alarak saldırganlardan korumuştu. Zamanın ünlü futbolcusu, Milli Takımın ve Fenerbahçe’nin efsanesi “Futbolun Ordinaryüsü” lakaplı Lefter de hedefteydi. Hepsini isim isim tanıdığı saldırganlar evini taşlamış “Vurun şu gavura” diye bağırmışlardı. Olayları duyan futbolcu arkadaşları onu korumaya gelmiş, evinin önünde barikat kurmuşlardı.

Yağmacılar tarafından ters çevrilmiş bir araba

Yağmacılar tarafından ters çevrilmiş bir araba

Gece yarısı olaylar İzmir ve İskenderun’a da sıçramıştı. İstanbul ve İzmir’de sıkıyönetim ilan edilmiş ve askere vur emri verilmişti ancak olaylar yatışmıyordu. Dışişleri eski bakanlarından Fuad Köprülü olaylara şahit olunca bastonuyla saldırganları dağıtmaya girişmişti. İstanbul Valisi, Galata Köprüsü’nü açarak şehri ikiye bölerek savunmak zorunda kalmıştı.
7 Eylül sabahı silahlı kuvvetler İstiklal Caddesini kontrol altına aldı, cadde zemininde yağma eşyalarından bir katman oluşmuştu. Celal Bayar ve Adnan Menderes buraya gelerek hasarı yerinde tespit etmişlerdi ve tanıkların ifadelerine göre dehşetle etraflarına bakıyorlardı.

celal bayarŞehrin dışından- İzmit ve Adapazarı’ndan- gelen yağmacılar geri dönmek üzere Haydarpaşa Garı’na geldiklerinde üstlerinde yağmaladıkları mallarla yakalandılar. Olayların ardından yaklaşık 5000 kişi gözaltına alındı. Şehirde manzara hiç iç açıcı değildi, 80 ibadet yeri, 5000’e yakın dükkan, 2600 ev, 60 okul tahrip edilmişti. 3 ölü 30’u ağır 500 yaralı vardı. Bazı papazlar sünnet edilmeye çalışılmış, bazıları dövülmüştü. Gözü dönmüş yağmacıların birçok Rum kadına tecavüz ettiği ortaya çıkmıştı. Bütün bunlar büyük bir göçün başlangıcı olmuş, azınlıklar ülkeyi terk etmeye başlamıştı, önce kız çocukları gönderiliyordu.  Dönemin İçişleri Bakanı Namık Gedik’in de dediği gibi mozaik -etnik çeşitlilik- çatlamıştı.

Olayların yatışmasının ardından yayınlanan hükumet bildirisinde her şeyin bir “Komünist Tertibi” olduğundan söz ediliyordu, sonradan suçsuz oldukları anlaşılan ve beraat eden, dönemin tanınan 45 solcusu- Aziz Nesin, Kemal Tahir gibi kişiler- tutuklanmıştı. Fuat Köprülü, “Hadiseler Zorlu’nun ilhamıyla, Menderes ve Gedik tarafından tertiplenmiştir” diyerek 27 Mayıs’tan sonra Yassıada’da yapılacak 6-7 Eylül davasına dayanak olacak cümleleri söylemişti. Olaylar hakkındaki yaygın kanaat hükumetin Kıbrıs konusuna destek için böyle bir tertibe girişmiş olabileceği fakat sonradan gösterilerin kontrolden çıktığı olsa da başta Menderes olmak üzere hükumet üyeleri bu suçlamaları asla kabul etmedi.

[divider]Kaynakça

Can Dündar- O Gün Belgeseli( 6-7 Eylül Olayları)

http://www.medyafaresi.com/haber/lefterin-ic-burkan-anisi-70-yil-sonra-ortaya-cikti/76592

http://www.academia.edu/8751120/6-7_EYL%C3%9CL_OLAYLARI_VE_PERDEN%C4%B0N_ARKASINDAK%C4%B0_BA%C5%9EROLLER

Resim Kaynakçası

http://www.internethaber.com/images/other/1.20140906123706.jpg

https://ellhnikaxronika.files.wordpress.com/2014/03/4f5bd-express.jpg

https://iceriks.com/wp-content/uploads/2015/09/s-3ba9533ee458d98916a0d74042f7789806454b4f.jpg

http://www.genconculer.com/wp-content/uploads/2014/07/iste-6-7-eylul-olaylari_32247_b.jpg

İlgili Yazılar