Kudüs Albümü (1): Hira Dağı’nın Evlatları

Bu şehirde Muallak Kayası’na diz çökmüş o Davudî sesiyle Mezmur okuyor Davud; dağlar, kuşlar dikkat kesilmiş onu dinliyor. Sultan Süleyman insanlardan, cinlerden, kuşlardan, rüzgardan müteşekkil ordusuyla yürüyor yeni ülkelere. Kardeşleri kuyuya atıyor Yusuf’u; Yakup bir ağaç gövdesinde oğluna ağlıyor. Gesthsemane Bahçesi’ndeki zeytin ağaçlarının gümüş yansımaları altında İsa havarileriyle söyleşiyor. Tepelerin yumuşaklığı, servilerin güzelliği, her yere bir uhrevi dinginlik hakim…Hz. Peygamber, Aksa’nın avlusunda bütün peygamberlere namaz kıldırıyor, refref üzerinde Cebrail’e selam veriyor. Sahabe mezarlarıyla Yahudi mezarları aynı istinat duvarına sırt veriyor. Lahuti bir koro halinde başlayan ezan seslerine çan sesleri karışıyor. İrili ufaklı yüzlerce kubbe kan kızıl ışıklarında yıkanıyor. Güneş batmıyor, gömülüyor adeta şehrin içinde.

Yebusluların Şalem’i, İsrailoğulları’nın Yaruşayim’i, Romalıların Aelia Kapitolina’sı, Müslümanların Kuds-ü Şerif’i… Tarihte 40 defa kuşatılmış, 3’ü tamamen olmak üzere 32 defa yakılıp yıkılmış bir şehir Kudüs. Kidron Vadisi’ndeki Gihon kaynağı etrafında kurulmuş bu şehir, altında 25 farklı şehri saklayan bir arkeoloji parkı desek abartmış olmayız. Ne yazık ki kelimelerin dar kalıpları insanları ve taşlarıyla bütünleşmiş bu şehri hakkıyla betimlemek için yetersiz kalıyor. Söylenmesi gerekenleri tarih kitaplarına ve romanlara bırakarak, dilerseniz Kudüs’ü nasıl gördüğümü kendi objektifimden çekilen fotoğrafları paylaşarak aktarma kolaycılığına kaçayım. Üç yazı dizisi halinde yayınlanacak olan bu mütevazi fotoğraf albümü, Kudüs’teki üç semavi dinin desenlerini sizlere olanca güzelliğiyle aktarmayı hedeflemektedir.

M9

Eski Kudüs’ün sınırlarına geldiğinizde ilk gözünüze çarpan buranın ne kadar tanıdık olduğudur. Nitekim şehri çevreleyen surların son onarımı Kanuni tarafından Mimar Muhammed Çelebi’ye yaptırılıyor. Hanlar, çarşılar, çeşmeler, mescitler bir İstanbul esintisi gibi karşımızda dikiliyor bir anda. Çok tanıdık ve çok bizden manzaralar var. Manidar olarak da sur boyundaki cadde Sultan Süleyman Caddesi olarak adlandırılmış. Şam Kapısı’ndan (Damascus Gate) girdiğinizde, Kapalı Çarşı kadar debdebeye, görsel zenginliğe ve çeşniye sahip olmasa da, aynı coşku ve hareketliliğe benzer bir çarşı buluyorsunuz. Fairouz’un sesinden “Şehirlerin Çiçeği” kulağımızda duyulmaya başlıyor. Kapıdan giriyor ve Müslüman mahallesinin renkli dünyasına adım atıyoruz.

_DSC0771

M10

M8

Ve duvar yazıları… En çok da Aksa’ya çıkan sokaklarda karşınıza çıkıyor. Sadece mekanın ehemmiyetine dair şeyler değil, farklı büyüklüklerde resmedilen Filistin direnişinin sembolü Hanzala figürleri, isimler, hatta sevgiliye duyulan özlem dâhi yazılmış kararan taşlara.

_DSC0839

m3

Her dükkanın içerisinde, simetrik olarak yerleştirilmiş bir veya birkaç portre duruyor. Resimlerdeki karizmatik duruşlu babalar, dedeler, patronlar yarım tebessümüyle karşılıyor misafirleri. Daha sokağa girmeden kokusunu aldığınız baharat dükkanları, tezgah önünde akşama kadar bağıran meyve satıcıları, şerbetli tatlıcılar, ekmek fırınları… Dükkanların içerisinde eşyaların dili olsa da nesiller boyu süren bir hikayeyi anlatsa diye geçiriyor insan içinden.

M11

Aksa Camii Emevi mimarisindeki güzelliklerin zirve yaptığı bir mescid. İnce ahşap işlemecilikleri ile dinlendirici renk tonlarıyla süslendirilmiş sade ve zarif mimari, içeriye girdiğiniz andan itibaren üzerinizde tesirini bırakıyor. Ne acı ki 1969’da akıl sağlığı bozuk bir Avustralyalı tarafından yakılan bu mescid içerisinde bulunan ve ahşap kakmacılığın çok nadide eseri olan 700 yıllık Zengi minberi de kül olmuş. 2007 yılında ise en meşhur kakma ustalarının bir araya gelmesiyle minber aslına uygun şekilde tekrar üretilmiş.

_DSC0779

_DSC0823

m4

Kudüs’ü İslam coğrafyasının bütün bölgelerinden ziyaret etmeye gelenler var. Via Dolorossa’yı dolaşan bir Özbek grubu dikkatimi çekiyor. Semerkant’tan geliyor olmaları, hemen aramızda sıcak bir diyaloğun kurulmasına da vesile oluyor. Kadim bir şehir ve medeniyetten geliyor olmanın hakkını verircesine gezdikleri yerlerde pür dikkat rehberleri dinliyorlar ve küçük defterlere mekanlarla ilgili notlar alıyorlar. Hızlı akan şehrin taş sokaklarına kıvrılıyoruz tebessümle ayrılarak.

M5

_DSC0782

_DSC0804

_DSC0770

_DSC0821

M12

_DSC0798

_DSC0795

Cuma namazı çıkışında ise farklı gruplar tarafından İsrail protestoları yapılıyor. İrili ufaklı gruplar yeri geliyor slogan atıyor, yeri geliyor dikkat kesilmiş bir hatipi dinliyorlar. Çok kalabalık olduğunda ise İsrail polisi Aksa içerisine 40 yaşın altındakileri sokmuyor. Her ne kadar günlük hayata hoşgörü hakim olsa da, uzun süredir devam eden baskı ve işgale duyulan öfke fırsat buldukça dile getiriliyor.

_DSC0835

m2

Türk olduğumuzu anlayıp bizi durduran İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu bir Filistinli abinin dediği gibi burası bir selam şehri. Müslüman mahallesinden geçerken selam alıp vermek o kadar yaygın ki, bu aynı zamanda insanların üzerindeki gerginliği de bir anda ortadan kaldırıyor. Dükkanlardan geçerken müşteri bekleyen dükkan sahipleriyle istemsiz olarak göz göze geliyor ve başlar öne eğilerek selam mırıldanıyorsunuz. Ancak ne yazık ki aynı abinin ifadeleriyle Türk misafirler çok selam vermiyorlarmış ki Kudüs sakinlerinin de bundan epey şikayetçi olduğunu söyledi. Bu haklı sitemi de buradan iletmiş olayım.

m1

M6

_DSC0815

M

_DSC0778

Sadece Kubbet’üs Sahra’nın avlusunda oynayan çocukları görmek için bile buraya gelmeye değer diyorsunuz içinizden. Her birerleri dünyanın farklı yerlerinden misafir ağırlamaya alışmış olmalı ki nereliyseniz o dilden sesleniyorlar size. Türk takımlarını, futbolcuları, şehirleri sayıyorlar. Tebessümle karşılık veriyorsunuz tabii istemsiz olarak. Kız çocukları arkanızdan yetişip elinizden tutuyor, kendini sevdiriyor, oyun oynatıyor. Kirlenen şeyleri onlar örtbas ediyor kısaca.

M5

 

 

Leave a Reply

Ankara Bilgisayar Servisi Sigma Defence