Mert Aydın ile Söyleşi: Spor Gündemine Eleştiriler Röportajlar

Mert Aydın ile Söyleşi: Spor Gündemine Eleştiriler

4b85c098-919a-4be5-b1bb-840727d2b3f0
4.Medya Zirvesi sonrası Ömer İşler ile birlikte FIFA’dan doping soruna kadar pek çok konu hakkında Mert Aydınla söyleştik; daha fazlası için sayfanızı aşağı indirmeye devam edin…

GazeteBilkent(Ömer): Söyleşiye tanımlayarak başlayalım isterseniz. Eduardo Galleano kendisini “stat stat gezen iyi futbol dilencisi” olarak tanımlıyor siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Mert Aydın: Çıtayı çok yükseğe koydunuz. Galleano ile başa çıkamayacağım için klasik bir cevap vereyim; ben iyi bir futbol ve spor izleyicisiyim.Ancak futbol daha önde.Küçükken futbol maçlarına giderek başladım. Babam, kardeşim ve beni ikinci lig maçlarına da götürdü; Şeref Stadı’nın toprak sahasında maçlar izlediğimiz de oldu.

GazeteBilkent(Dilay): Ülkemizde futbol yorumculuğu nicelik olarak fazlaca gelişmiş durumda ancak nitelik olarak neredeyiz?

Mert Aydın: Bu şimdi zor bir soru. Konuya üst düzey yaklaşan insanlar olduğu gibi yerlerde sürünenlerde var.Burada belirleyici olan televizyon izleyicilerinin vasat anlayışlarıdır. Televizyon izleyicisinin ortalaması nedir? O ortalama neyse yorumcunun ortalaması da o’dur.

GB(Dilay): Tabii bir de Beyaz Futbol gerçeği var…

Mert Aydın: Tabii şimdi, beyaz futbol/siyah futbol diye bir isim koymaya gerek yok. Çok düzeyli programların içinden de böyle insanlar ve programlar çıkabiliyor.Dediğim gibi izleyicinin vasatı aynı zamanda yorumcuların da ortalaması demektir.Yoksa bizde de en altta ve en üste insanlar var ama burada önemli olan ortalama.

GB (Ömer): Daima sporcu eğitimlerinden ve yetersiz oluşumuzdan şikayet etmekteyiz ancak sporun arka planında yorumcu, yazar ve yönetici olarak eğitim konusunda yeterli miyiz?

Mert Aydın: Birçok konuda olduğu gibi spor medyasında da insanların kendini geliştirme konusunda çok iyi yerde olmadığını düşünüyorum. Çok yetenekli, çok kaliteli olup boş vermiş olan insanlar da var, birazcık gayret gösterebilirse müthiş işler yapabilecek insanlarda… Ama mesela, ‘bütün futboldan gelenler kötüdür ya da iyi yorumcu değillerdir‘ demek doğru değil. Benim tanıdığım futboldan gelip ayrıca üzerine ciddi araştırmalar yapan, bilimsel çalışmalar yapan insanlar da tanıyorum. Futboldan gelenleri de tu kaka etmek çok sağlıklı değil.

GB (Ömer):Aslında buna en iyi örnek Metin Tekin olabilir, konuşmalarında alıntılar görüyorum?

Mert Aydın: Yani şöyle bir şey var; TRT çalışanları, arada dışarıdan spor medyası isimleri çıkıp yorum yapıyorlardı ama özel kanallar çıkınca herkese bir anda bir ekmek kapısı doğdu. Yani ne oldu da bir anda bir sürü insan televizyona çıkmaya başladı? 90’lardaki bu furyadan sonra 90’ların sonunda ve 2000’lerin başında televizyon programlarında bir azalım oldu. Fakat şimdi yeniden bir patlama oldu, spor kanalları açıldı çünkü. Kanalların bordrolu yorumcuları var. Ama onun dışında bazen gün içinde yorumcu lazım oluyor, biri gerekiyor, böylece kanal birini çağırıyor bu eski bir futbolcu da olabiliyor. Sonra bu futbolcuyu başka bir kanal görüp biz de çağıralım diyorlar, sonra eğer ağzı da laf yapıyorsa kanal kanal dolaşmaya başlıyor. Böyle acayip bir piyasa oluşuyor. Ve de bunların bir çoğu ilk etapta parasız yapıyorlar bu işi. En sonunda mutlaka bir yerinden süzülme olacak, birileri gidecek çünkü bu piyasanın bu kadar kişiyi kaldıracağını bende düşünmüyorum ama bu olumlu bir şey mi olur olumsuz bir şey mi bende karar veremiyorum.

GB (Ömer):  Sanırım buna seyirci karar verecek…

Mert Aydın: Her zaman da öyle olmuyor açıkçası, seyirci mi yoksa medya yöneticileri ve patronlar mı? onu çok bilmiyorum. Aslında buna yorumcuların kendileri karar verecek, belli biri noktadan sonra kaldıramayanlar bu işe veda edecek. İnşallah bu nedenlerden insanlarla vedalaşılır.

GB (Dilay): Atletizmde çok güzel günler yaşadık. Kazanılan madalyaların sonrasında-mesela- Antalya’da her yere Aslı Çakır Alptekin’in adı verildi…

Mert Aydın: Sporu bırakmadan kimsenin adı bir yerlere verilememeli diye düşünüyorum. Hele ki doping gibi bir ihtimal varken kaldırması daha zor oluyor…

GB (Dilay):  Sonra bir sabah bir uyandık, manşetlerde gördük ki doping olayı ve ismi her yerden kaldırıldı, ortaya çıkan bu kabus durumlarının kaynağı sizce eğitim mi?

Mert Aydın: Şöyle bir şey var, biz bunları sizden daha önce biliyorduk. Yani sana şok olduğu gün bize şok olmadı.Ortaya çıkan Aslı’nın kulübüyle ve birileriyle pazarlık haberlerini biz 1.5 yıl önce öğrendik. Tabii kanıtlayamadığımız bir şeyi haber olarak çıkamayız…Ayrıca bazı sporculara daha az test yapılıyor,bazısına daha fazla. Lance Armstrong olayında gördük ki adamı iki kere yakalamışlar, ikisinde de açıklamamışlar. Bunları duyduğu zaman bir sporcunun sisteme olan güveni azalıyor. Sisteme olan güveniniz azaldığından birilerinin sizi yoldan çıkarması çok kolay oluyor.

GB (Dilay): Yani doping yapmayan yok sen de yapsan ne olur gibi mi?

Mert Aydın: Çok güzel bir örnek, Ben Johnson 15 yaşından 18 yaşına kadar hiç doping yapmadan çalışıyor. 18 yaşında antrenörü diyor ki; ‘uluslar arası bir atlet olmak istiyor musun?’ Ben Johnson da ‘evet’ diyor. ‘O zaman iki seçeneğin var,bütün sporcularla aynı seviyede başlayacaksın ya da onlardan bir metre geriden başlayacaksın hangisini tercih edersin?‘ bak önde başlamak demiyor, aynı çizgide başlamak diyor. Ve 18 yaşında bir genci çok kolay bununla kandırabilirsin. Bu noktada bu sorunu nasıl halledeceğiz? Dünya nasıl halledecek? Bu sadece bizim sorunumuz değil. Tekrar söyleyeyim dünyada bu işin çaresini bulmaları lazım. Ya da şöyle bir şey diyelim sıfırlamak söz konusu olmaz da, bu gün hırsızlıkta suç cinayette suç ama hepsini yapan var.Yani sıfırlayamazsın. Bir  cezası yok ama en aza indirme cezası var. Bence esas mesela burada . Ama bunu gerçekten herkes istiyor mu? Dünya sporunu yönetenlerin hepsi bunu istiyor mu? Yoksa herkes kendi çocuğunu ikan edebilir yapma diye ama nereye kadar?

GB (Ömer): Taraf olmaktan ve kutuplaşmaktan günümüz sorunları olarak bahsedebiliriz. Eğer öyleyse futbolculuktan yorumculuğa ulaşan süreç etik olarak değerlendirilebilir mi?

Mert Aydın: Tamamen farklı meslekler, dünyanın her yerinde yapıyorlar burada neden yapmasınlar… Önemli olan bu değil. İster futboldan gelsin ister gelmesin ben onu hiç ayırmıyorum. Önemli olan o kişi mesleğini layığı ile yerine getiriyor mu, getirmiyor mu? Esas melese budur. Yani Rıdvan Dilmen’in Fenerli olmama yada Metin Tekin’in Beşiktaşlı olmama ihtimali var mı? yok. Şimdi böyle bir durumda onların öyle değişmiş gibi davranmalarını bekleyemeyiz. Ancak onlardan beklediğimiz şu olur; o takımı tutup tutmamalarından bağımsız olarak yorum yapmaları. Yoksa tabii ki Metin Tekin, Beşiktaş’ın şampiyon olmasını istiyordur. Ya da Rıvan, Fenerbahçe’nin… Ama yorum yaparken bu isteğinizin öne çıkmaması lazım. Ama biz de bir yerden sonra televizyona çıkan insanlar bunun kavgasını veriyorlar. Sanki spor yazarının görevi tuttuğu takımı korumakmış ya da takımının şampiyonluğunda bir katkısı bulunması gerekiyormuş gibi bir hava var. Bu hava olmamalı. Bu hava sadece futboldan gelen yazarlarda yok, gelmeyenlerde de var, işin kötü yanı o. Öbür türlü onlara suçu atar bırakırdık ama öyle değil…

GB (Dilay):FIFA’da yaşanan skandallar malum…

Mert Aydın: Ben daha bitmediğini düşünüyorum hiçbir şeyin. Yani bu burada kalacak bir şey değil, o yüzden taşların yerine oturmasını beklemek lazım.Bu işin içinde Amerika’nın olması, Amerikalıların İsviçre’de Joseph Sepp Blatter ve tayfasının yaptıklarından rahatsız olmasından kaynaklanan bir süreç. Ama bu kadar paranın döndüğü bir dünyada yolsuzluk olmadan bir takım olayların olmaması çok kolay değil, bunlar yaşanıyordur. Tabii bunlar uluslararası organizasyonlarda da yaşanıyor, ülke federasyonlarında da ama federasyonlarda daha az yaşanıyor. Çünkü orada belirli görev tanımları var. Net bir şekilde o ülkenin kuralları ve yasaları var. Ama uluslararası organizasyonlar biraz farklılar. O yüzden sanki oralara sarkıyor bütün olaylar.

GB (Dilay): Peki, bu tip organizasyonlar dünya kupası gibi organizasyonları etkiler mi ya da Avrupa’da düzenlenen şampiyonaları etkiler mi, insanların güveni azalır mı?

Mert Aydın: Yok, daha önce Joseph Sepp Blatter’ın yolsuzluk yapmadığını bilmeyen yoktu. Kitaplar yazıldı adamla ilgili bir şey etkilenmedi yani…

GB (Ömer): FIFA’da yaşanan bu olaylar futbolun çehresinin değişmesine yol açar mı? Örneğin: Çin, Amerika gibi…

Mert Aydın: Çin böyle giderse dünya kupası yapayım diyecek, bu da çok anormal değil. Bugün olimpiyat yapan bir ülke, neden dünya kupası yapmasın? Sadece Çin’de ortaya çıkan bu aşırı meblağlar bazı dengeleri bozabilir.Yani Çin’de futbolun iyileşmesinin, futbolun daha çok takip edilmesinin kimseye bir zararı olmaz. Çok büyük bir pazar olur ve bu iyi bir şey. Sadece çok vasat bazı oyuncuların bile çok astronomik rakamlara transfer ediliyor olmaları rahatsız edici, hadi vasat demeyim de bazı 30 yaş üzerindeki oyuncuların kariyerlerinin sonunda, son bir vole vurmak için Arabistan’a gitmeleri ya da ABD’de futbol hayatlarını sonlandırmaları çok da anormal bir durum değil. Mesela, Avrupa’da istediği ülkede istediği takıma gidebilecek- Real Madrid ve Barcelona’yı saymazsak- futbolcuların inanılmaz fiyatlarla kandırılıp Çin’e götürülüyor olmaları ilerisi için rahatsız edici bir nokta olabilir. Tabii bu paralar ödenirse eyvallah ama ödenmezse de Çinle ilgili ciddi sıkıntılar olur.

GB (Dilay): Biraz konuyu değiştirmek istiyorum. Türkiye’de futbol en fazla konuşulan spor; ancak bu durumun başarıya dönüşmemesinin sebebi sizce nedir?

Mert Aydın: Türkiye ile ilgili bölümünü inceleyebiliriz ama futbolda başarı derken neyi kastettiğimiz çok önemli. İngiltere’de milli takım seviyesinde bir şey yapamıyor. Futbol, basketbol ya da voleybol gibi değil. Basketbol ya da voleybolda kulüplere yapabileceğin az yatırımlarla dünyanın en iyi oyuncularını kendi takımına getirme şansın var. Kadın basketbolunda dünyanın en iyi oyuncularını getiriyorsunuz zaten. Kadın voleybolunda da getirebiliyorsun. Basketbolda Avrupa’nın en iyi oyuncu ve koçları getirme şansın var. Ama futbolda ne kadar çok paran olursa olsun Messi ya da Ronaldo’yu getirme şansın yok. O yüzden de onları birbirleri ile kıyaslamamak gerekiyor. Kulüpler düzeyinde her dakika başarı beklemek veya başarıyı bir kupa kazandırma olarak görmek sonuç vermez. Milli takım tarafında ise başarıyı şöyle tanımlayabiliriz bence, devamlı büyük turnuvalara katılabilmek. Bunu sağlarsanız, başarılar da gelecektir. Asıl önemli olan devamlı o bölgede olmaktır. Siz devamlı orada olursanız belli bir noktaya gidersiniz. 10 yılda bir katılırsanız, bu sizi başarılı yapmaz, istikrarlı hiç yapamaz. Her sene o finallerde olursanız, orada olmanın öz güvenine sahip olursun…

GB (Ömer): Toki aracılığı ile yapılan statların takımların hizmetine sunulması sizce doğru mu?

Mert Aydın: Şöyle bir şey var kendi yapıtlarını dolduramayanlar olabilir. Senin dediğin doğru ama bir sorun var;standartlar doğru değil. İngiltere Premier Ligi’nde, Manisa’daki gibi bir statta maç yapılma ihtimali yok, lige almazlar. UEFA teftiş kurulu Avrupa maçlarında Karabük’ü teftişe geldi, belirli bir tribüne seyirci almayın, burada can tehlikesi var dediler, adamlar bizi bizden çok düşündü. Sonrasında Karabük’ün Avrupa maçlarına seyirci alınmazken lig maçlarına alındı ve alınmaya devam ediyor. Bizdeki mantık bir şey olmaz ve de hep bir şey olduktan sonra fark ediyoruz. Mesela benim bir esprim var, biz Clark Kent’i sevdiğimiz için mi süper lig dedik? Süper olması için bir şeylerin süper olması lazım. Bizim UEFA kriterlerini lig kriterlerini, lig kriterleri yapmamız lazım. Ama bizde böyle yürümüyor her şey politik,politik nedenlerle her yerde maç oynatılıyor bazı statlara izin veriliyor.

GB (Ömer): Yani bizde politika futbolun bu kadar içinde mi?

Mert Aydın: Geçmişte politika futbolun içine giriyordu. Şimdi politika futbolu yönetiyor. En önemli fark bu, geçmişte de olan politik müdahaleler var. Ama müdahale var ara sıra şimdi ise müdahale yok direkt olarak yönetiliyor.

Dilay GB: Son olarak tribünleri dolduran taraftar gruplarının yargılanması  veya başkanlar tarafından hakaret edilmesi futbol kimin için oynanıyor sorusunu akla getiriyor. Sizce futbol kimin için ve ne için oynanıyor?

Mert Aydın: Futbol seyirci için oynanır ama iki olayı birbirinden ayırt etmek lazım. Eğer siz taraftarı başka nedenlerden dolayı yargılıyorsanız, bu doğru değil. Mesela sizine karşılar ya da ülkeyi yıkmak istiyorlar gibi…Bunlar bambaşka nedenler… Ancak taraftar grupları da çok sağlıklı bir durumda değil; oralarda da yolsuzluk var, oraya buraya satılan biletler var. Bu davranışlar da taraftar gruplarını melek yapmıyor. Yani tüm suç aslında yöneticilerde değil, iş biraz karşılıklı…

İlgili Yazılar