Dokunulmazlıkların Kaldırılmasına Dair Politika

Dokunulmazlıkların Kaldırılmasına Dair

“Dokunulmazlıkların kaldırılması” mevzusu Türkiye gündeminde çok önemli bir yer edindi. Bu önem zamanla beraber artacağa benziyor ve dolayısıyla bu konuya dair akıllara birtakım sorular geliyor. Bu yazıda, elimden geldiğince, bazı soruları cevaplamaya çalışacağım.

Dokunulmazlık Nedir?

Milletvekilleri görevlerini icra ederken, kolluk kuvvetlerini emrinde bulunduran yürütme erki tarafından kendilerine yöneltilebilecek keyfi ve asılsız ceza kovuşturmaları ve tutuklamalardan “yasama dokunulmazlığı” ile korunurlar. Bu şekilde  görevlerini özgürce icra edebilecekleri varsayılır.

Kürsü Dokunulmazlığı Nedir?

CHP’nin söylemleriyle duyuyoruz kürsü dokunulmazlığını. Aslına bakarsanız kürsü dokunulmazlığı olarak ifade edilmek istenen yasama sorumsuzluğudur, aslında bir dokunulmazlık değildir. Dokunulmazlıkları düzenleyen, Anayasa’nın seksen üçüncü maddesi altında zikredildiği için dokunulmazlık ile karıştırılmaktadır.

Kürsü dokunulmazlığı, yahut daha doğru bir ifade ile yasama sorumsuzluğunun kapsamı Anayasa’da açıkça belirtilmiştir.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisce başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.”

CHP, “kürsü dokunulmazlığı” haricindeki bütün dokunulmazlıkların kaldırılmasını destekleyeceklerini ifade etmişti. Gerçekten de anayasal bir yasama sorumsuzluğu güvencesi olmaksızın yasama erkinin sağlıklı çalışmasını hayal etmek mümkün değildir.

Dokunulmazlıklar Kaldırılabilir mi?

Esas itibariyle “Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasî parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.” Fakat gündemdeki tartışma hususu Anayasa’nın 83. Maddesini değiştirme yönünde değildir, yani yasama dokunulmazlığı hususunda kalıcı bir değişiklik öngörülmemektedir. Halihazırda meclise dosyası intikal etmiş milletvekillerinin “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz.” hükmünden yararlanamayacağına hükmeden bir geçici maddeyi Anayasa’ya eklemek suretiyle dokunulmazlıkların kaldırılması gündemdedir..

Bu değişikliğin Anayasa’nın 2. maddesinde ifade edilen “demokratik…hukuk devletidir.” ifadesine ters olduğunu düşünüyorum. Çünkü belirli bireyler için yapılan bir yasama faaliyeti söz konusu. Aynı zamanda milletvekillerinin kovuşturulması için Meclis İç Tüzüğünde öngörülen yöntemlerin arkasından dolanma durumu oldukça açık. Dolayısıyla, bu anayasa değişikliği kabul edilse dahi, kanaatimce, Anayasa’ya aykırı olacaktır.

Fakat bir sıkıntı çıkıyor ortaya. Diyelim ki bu kanun geçti, ve halihazırda dosyası meclise intikal etmiş vekillerin “dokunulmazlıkları” kalktı, ilgili hükümden yararlanamadılar. Bu durumun anayasal denetimi nasıl olacak, Anayasa Mahkemesi’ne bu durum nasıl intikal ettirilecek?

Teklif AKP’den geldiğine göre, ne Cumhurbaşkanı ne de AKP meclis grubu yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürmez. Kemal Kılıçdaroğlu’nun enteresan bir açıklamasını hatırlayın; “Anayasa’ya aykırı, ama yine de kabul edeceğiz.” Abdullah Gül’ün de zamanında benzerinde bulunduğu bu yaklaşım, bu yasanın CHP tarafından da Anayasa Mahkemesi’ne götürülmeyeceğini gösteriyor bize. MHP’ye bakacak olursak da, Oktay Vural’ın bu değişikliği destekler şekilde konuşmalarıyla karşılaşırız.

Bu ihtimalleri eledikten sonra ortaya tek bir ihtimal kalıyor. O da meclis üye tam sayısının beşte biri miktarınca milletvekilinin Anayasa Mahkemesi’ne ortak başvurusu. HDP’nin milletvekili sayısı bunun yarısı anca ediyor, dolayısıyla bu ihtimal de günümüz konjonktüründe karşılıksız kalıyor.

Peki acaba dokunulmazlıkları kaldırılan bireyler, bireysel başvuru yöntemi ile seçilme haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir mi? Buna olumlu cevap vermek çok zor, zira Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. Maddesi yasama işlemleri aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapmanın yolunu kapatıyor.

Dokunulmazlıklar Kalkarsa Kimler Etkilenecek?

Oransal olarak baktığımızda en çok etkilenecek parti kuşkusuz HDP. Mecliste 59 milletvekili olan HDP’nin 45 milletvekili ile ilgili dosyalar meclise intikal etti. Söz konusu yasanın geçmesi ile bu vekillerin hepsi yargılanacak ve kuşkusuz büyük bir çoğu tutuklanacak. Sadece Selahattin Demirtaş’a dair 71 dosya bulunmakta.

CHP’nin 51, AKP’nin 25 ve MHP’nin 7 milletvekiliyle ilgili dosyalar meclisteyken, ayrıca bağımsız milletvekili olan Aylin Nazlıkaya ile ilgili de dosyalar (5) mecliste bulunmakta.

Söz konusu değişikliğin yapılması halinde bütün bu vekiller ile ilgili yasal prosedürler başlayacaktır.

Tutuklanan milletvekilleri meclise gelemeyecek. AKP Anayasa’yı tek başına değiştirecek çoğunluğa bu sayede ulaşabilir mi?

Hayır, çünkü anayasanın değiştirilmesine dair hükümler toplantıya katılan milletvekillerinin değil, üye tam sayısının çoğunluğunu esas almaktadır.

Gelecekte Neler Olacak?

Siyasi partiler, Cumhuriyet Başsavcısının açacağı davayla, Anayasa Mahkemesince “terör odağı” olmaları halinde kapatılabilmekte, yöneticilerine siyaset yasağı getirilebilmektedir.

Geçmişe baktığımızda HEP’in kapatılması, 18 milletvekillinden (ki dava açıldığında milletvekili 16’ydı) 13’ünün dokunulmazlığının kaldırılmasından sonra olmuştur.

Günümüzdeki durum ve geçmişteki tecrübeler ışığında, Eş-başkanlarının ve üyelerinin 2/3’ünün dokunulmazlığı kaldırılacak olan HDP’nin zor günler yaşayacağını tahmin etmek zor değil.

Son Sözler

Anayasa değişiklikleri; kanun değişiklikleri gibi meclisin inisiyatifindedir, milli iradenin tecellisidir. Fakat, aynı milli irade, tepeden tırnağa bütün devlet görevlilerinin yetkilerini yürürlükte olan Anayasa ile sınırlamıştır. Devlet, bütün faaliyetlerinde, milli iradenin tecellisini sağlarken dahi, bu sınırlar içerisinde durmak durumundadır. Dolayısıyla, hukuka uygun yapılacak yasal değişiklikler milli iradenin bir yansıması olup, kutsalken; gündemi oluşturan değişikliğin kaim hukuk ilkeleri gözetilmeden yapılması en çok HDP’ye değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin devlet geleneğine ve hukuk devleti olma iddiasına zarar verecektir.

İlgili Yazılar