Hep Korkaktı Katillerimiz Politika

Hep Korkaktı Katillerimiz

Sabaha karşı operasyonlar, baskınlar, yargısız infazlar, ev basmalar, delil karartmalar… Tüm bunlar nefes almaya çalıştığımız ama nefesimizi kesmek isteyenlerin yani devletin polisinin eylemleri. IŞİD’in değil devletin polisinin devletin imkânlarıyla, onayıyla, emriyle yaptığı infazlar. Kendi yarattıkları yargı sistemleriyle, karşılarındaki savunmasız insanlara kaza değil devletin kurşunuyla vurdukları ve bundan psikopatça zevk aldıkları, yargılanmadıkları, yargılandıklarında beraat ettikleri, delilleri kararttıkları devlet düzeni yani faşizm sadece Dilek Doğan’a değil nice canlara uygulandı.

18 Ekim’de İstanbul Sarıyer Küçükarmutlu mahallesinde Özel Harekât polisinin dingonun ahırına girercesine yaptığı baskın sonucu hayatını kaybeden Dilek Doğan(25) kaldırıldığı Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde devletin polisinin kurşunuyla hayata veda etti. Polis baskınında savunmasız genç kadın göğsünden yakın mesafede vuruldu. Ailesinin gözleri önünde ‘Galoş giyin’ dediği polis tarafından katledildi. Hastaneye kaldırıldığında polise teslim edilen kıyafetlere ne oldu bilinmiyor. Olay yerinde ne araştırma yapıldı ve diğer delillere ne oldu bilinmiyor. Dilek’in annesi cenazesinde kızının elbiselerini polisin aldığını ve yine delillerin karartıldığı söylüyor evladının acısını yaşarken. ‘Yine’ diyor annesi çünkü devletin görevini, işleyişini biliyor yine kararttılar diyor; kızının hayatını da katledilişinin delillerini de kararttılar diyor. Ve yine Dilek’in ailesi diyor ki ambulans geç geldi. Biz buna şaşırıyor muyuz peki? Hayır, ambulanslar hiç zamanında gelmez çünkü hele ki yaralılar polis kurşunuyla can çekişiyorlarsa. Biz ‘barış’ isteyenlerin kanlı meydanlarından biliyoruz ve daha nicelerinden biliyoruz. Çünkü devlet öldürmek istediğine ne ambulans yollar ne savcı.

Günay Özaslan’ın yine Dilek gibi yargısız infazla polis tarafından evinde katledildiğini biliyoruz, cenazesini polisin nasıl gaza boğduğunu da. Devletin kendi halkına açtığı bu savaşta bir hukuk dahi yok. Cenazeye saygı yok. Ne dirimize ne ölümüze saygı var. Şırnak’ta infaz edildikten sonra zırhlı araca bağlanarak yerde sürüklenen yurttaş da gördük. Yani böyle kötülükten öte psikopatlıklar gördük. Evladını söküp aldığı anayı yuhalatacak bir ahlak anlayışı var katillerimizin. En kötüsü de bu işte; savaş desek savaş böyle mi olur? Savunmasız insanları katledip ölülerine hem fiziki hem sözlü işkence yapmak savaş olamaz. Bu yapılan başka bir şey, kelime karşılığı olmayan bir kötülük bu. Dilek’e de farklı bir yol uygulanmadı elbette. Ailenin istediği cenaze yıkama aracı dahi gönderilmemiş. Ancak Dilek’in katlinden sonra kaldırıldığı hastanenin önünde bir sürü toma, akrep ve türevlerini görebiliriz. Devletin imkânları ambulanstan çok tomaya, akrebe, silaha harcanıyorsa devlet halkı yaşatmak için değil öldürmek için vardır diyemez miyiz?

Yitip giden Dilek’in ardından Selahattin Demirtaş şöyle bir açıklamada bulundu: “Çok büyük bir dram. Mesela Başbakan çıkıp bunu yuhalatacak mı acaba çok merak ediyorum, yoksa acısını mı paylaşacak? Sorumluları açığa mı aldıracak? Annesini duydunuz. ‘Biz Maraş’tan ölümden kaçtık buraya geldik, evladımızı burada dizimizin dibinde öldürdüler’ diyor. Her gün Türkiye’de bu tür dramlar yaşanıyor, ortada siyasi sorumlu yok. Herhalde bir bakana sorsanız yine sırıtacaktır. Fakat bu katliamların, bu cinayetlerin yargı karşısında hesabı sorulacaktır. Kimse bu iktidara güvenerek suç işlemesin. Hiçbir polis, vali, kaymakam kimse bunlara güvenerek suç işlemesin; çünkü arkalarında sürekli bunlar durmayacak. Herkes hukuka göre işini yapsın kardeşim. Hukuk bu ülkede er veya geç hâkim olacak ve geriye doğru bütün suçların hesabı sorulacak. Bundan emin olsun herkes.” Peki, insanları evlerinde infaz eden polislerin doğrudan emri aldığı organlar neler dedi? Miting meydanlarında anaları yuhalatanlar, o analar için kelimelerce hakaretler sıralayanlar sadece bir cümlelik açıklamalarla yetindiler. Ahmet Davutoğlu: “Yanlış bir uygulama varsa peşi bırakılmaz gereği yapılır.” dedi. Yanlış bir uygulama varsa lafı üzerinde biraz durulmalı diyorum ben, belki mantıklı bir açıklama bulunabilir. Polis eve giriyor ve savunmasız bir kadını çekip vuruyor. Bu bir yanlış uygulama mıdır? Varoluşsal ve epistemolojik problemlerle uğraşan bir başbakanın böylesine bir infazın yanlış bir uygulama olup olamadığa karar vermesini bekliyorum. Zira yanlış bir uygulama diye adlandırmadan ziyade bu katlin baştan ayağa yanlış olduğunu görmemek hiçbir fikre sığamaz, sığmamalı.

Başka bir açıklamanın sahibi Numan Kurtulmuş ise şu sözleri sarf etti: “Devam etmekte olan bir tahkikat. Yine bir operasyon sırasında ev sahipleriyle polis arasındaki kargaşada hayatını yitiren genç bir kızımız. Allah rahmet eylesin. Ailesine arkadaşlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Şundan emin olsun milletimiz: Şırnak’ta terörist cenazesinin polis aracına bağlanarak çekilmesi sırasında da ilk gün söyledik; herkes rahat olsun. Arkasında kimler varsa ortaya çıkar. Bu bütün operasyonlar çok zor. Nereden kurşun geleceği belli değil. Çok titiz olmak zorundayız. Ama aynı zamanda vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak mecburiyetindeyiz. 3 emniyet görevlisi açığa alındıysa bu soruşturma da devam ediyor. Eğer bir hata varsa kusur varsa hele hele kasıt varsa ortaya çıkarılır ve gerekli cezalar verilir.” Neresinden tutulsa adeta bir alay havasıyla yapılan açıklama her şeyin özeti gibi.  Ev sahipleriyle polis arasındaki kargaşada hayatını yitiren genç bir kızmış Dilek, devletin gözünde buymuş yani.

Artık sıradanlaşmış olan ama insanlık kırıntısı taşıyan herkesin her defasında yüreğini sızlatan ana feryatlarından biri daha kazındı akıllara. Dilek’in annesinin feryatlarını duyanınız izleyeniniz var mı bilmiyorum ancak şöyle aktarayım sizlere: “Ben onun kirli parasıyla büyütmedim ben çocuğumu; kuru ekmekle büyüttüm, onurlu gururlu büyüttüm ben onu, şerefli namuslu büyüttüm ben çocuğumu. Benim çocuğumu gelip de evimde vuracak hakkı yok, onu yapamazdı, ben bilemedim… Yavrum yavrum önüne durmadım senin, duramadım katil kurşunuyla gittin. Yavrum yavrum ben sana kıyamazdım öpmeye kıyamazdım ben onu…”

 

 

Kaynaklar

http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video/395403/Dilek_Dogan_in_annesi__Kizimi_vuran_polisin_yuzunu_taniyorum.html

http://www.birgun.net/haber-detay/polis-kursunuyla-vurulan-dilek-dogan-yasamini-yitirdi-93476.html

http://www.birgun.net/haber-detay/fasizmin-pratigi-ve-keyfiligine-karsi-dilek-dogan-in-yasam-mucadelesi-93244.html

http://www.birgun.net/haber-detay/selahattin-demirtas-tan-dilek-dogan-aciklamasi-93525.html

http://www.cnnturk.com/turkiye/hukumetten-dilek-dogan-aciklamasi

 

İlgili Yazılar