Az Halkın Çok Hüznü: ‘Ez’idiler Politika

Az Halkın Çok Hüznü: ‘Ez’idiler

Yezidiler değil ‘Ezidiler’ yüzyıllardır gün yüzüne çıkmayan, çıkarılmayan; her azınlığın kaderi gibi karalamaya çalışılan bir halkın, inanışın adıdır. Peki, neden Yezidilik değil diyorum? Çünkü hala bu unutulmuş, zulümlere uğramış halkı karalama peşinde olanların takmaya çalıştığı bir isimdir Yezidilik. Yezid’le ya da halk arasında Yezidlikle bilinen hiçbir belirtiyi göstermemiş olan Ezidiler, hâlâ tam saygı gösterilmeyen ve de dinsizlikle, şeytana tapmayla suçlanan mazlum bir halk.

Haklarında Batılı araştırmacıların kaynaklarından başka pek bilgiye rastlanmıyor ve kendi eserlerimizde kötü anıldıkları yazılardan başka bir şey maalesef ki pek yok elimizde. Kaldı ki nüfusları hakkında bile sağlıklı bilgi bulunamıyor. Ortadoğu ya da Anadolu’daki birçok azınlığın muzdarip olduğu bu durum, elbette ki sürekli katliama ve asimilasyona uğrayan halkların ortak kaderi olmuştur. Ezidiler ve onlar gibi hep hor görülmüş halklar ya dağlara, başka ülkelere kaçtıkları ya da kimliklerini saklamak zorunda oldukları için nüfus sayıları hakkında kesin ya da doğruya en yakın bilgiler pek edinilememektedir. Ayrıca edebiyat tarihimizde türünde nadir ve nadide olarak gördüğümüz Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde Ezidilerden hoş bahsetmemekle birlikte 1655’te Diyarbakır valisi Firari Mustafa Paşa’nın Sincar’da gerçekleştirdiği Ezidi katliamından da gururla söz eder. Refik Halid Karay ise: “Bildiğimiz bütün inançların Rus salatası.” gibi aşırı saygılı bir cümleyle Ezidiliğin tanımını yapmıştır. Bu aşağılamalar ya da öcü muamelesi yapmalar edebiyatımızdaki yazarlara özgü değil; Puşkin’in “Erzurum Yolculuğu”nda Ezidilere karşı değişen önyargısı anlatılır.

Bu kadar karalamaya maruz kalan Ezidiler kimdir, ne yer, ne içer sorularını uzun uzun açamayız bu yazıda belki ama şöyle bir göz atabiliriz: Ezidiler yüzyıllardır Türkler, Kürtler, Araplar, Hıristiyanlar, birçokları ve son zamanlarda da IŞİD tarafından katliamlara uğramıştır. İnanışlarını bir türlü kabul etmek istemeyenler tarafından defalarca asimile olma tehlikesiyle karşılaşmışlar ve sonuç genelde erkeklerinin öldürülmesi, kadın ve çocuklarının pazarlarda satılmasıyla sonuçlanmıştır. Osmanlı zamanında da 2014’te IŞİD tarafından da aynı teknikler uygulanmıştır. Hıristiyanlar tarafından destek verme süsü adı altında misyonerlik devreye girmiştir ve daha nicelerine maruz bırakılmışlardır… Bu kadar uğraşılan Ezidiler için ‘can almak’ kesinlikle yasak olduğundan hiçbir katliama ‘kaçmaktan’ başka cevap vermemişlerdir. Can almak yasak olduğundan askerliği reddetmişlerdir ve bu Osmanlı zamanında büyük sorun teşkil etmiştir. Zorla askere alınan Ezidiler mavi üniformayla dahi sınanmışlardır çünkü mavi renk Ezidiler için günah ve yasaktır. Yalan söylemeye yol açacağından ticaret yapmak da onlar için iyi değildir. İlginçtir ki işte böylesine katil, yalancı, sapkın, şeytana tapan bir halk yüzyıllardır katliamlara uğramakta…

Yanıbaşımızdaki halk hakkında doğru düzgün bilgi sahibi olmamakla birlikte hâlâ karalama kampanyaları yürütülen Ezidiler unutturulmak, asimile edilmek istenen Anadolu’daki ya da Ortadoğu’daki azınlıklardan sadece bir tanesi. Bazı katı ya da diğer dinlerden farklı bulunabilecek özelliklerinin yanı sıra yer yer Müslüman, Hıristiyan, Alevi inanışlarından özellikler bulundurur ama bu onları ‘Rus salatası’ yapmaz. Üç büyüklerin (Hıristiyanlık, Yahudilik, Müslümanlık) de birçok benzer ve birbirleri tarafından ‘saçma’ bulunan kuralları, inanışları vardır. Kaldı ki yazıda adı geçen bütün dinlerin vatanı Ortadoğu’dur. Ne hikmetse neredeyse bütün dinlerin Ortadoğu’da çıkması benzerlikler ve birbirinden çok da kopamayacak yeni dini yorumlar ortaya çıkarmıştır doğal olarak. Hepsini üstünkörü ve aşağılayıcı şekilde ele alacak olsak sonumuz Charlie Hebdo’dan da beter olabilir.

Görünen o ki ‘can’a zarar vermeyi yasak bilmiş, kendi halinde yaşamaya, sadece yaşamaya çalışan halklar ortak acıların kurbanları olmuşlardır. Yaftalayacak bir şey bulunamadığında ‘ama imkânları olsa onlar da öldürür’ mottosuyla anılmışlardır. İlk olarak onlara bazı zamanlar sadece nefes alabilecekleri kadar hak tanınmıştır. ‘Ellerinde fırsat olsa’ senaryosu gerçekten fazlaca uzaktır. Can’a kıyamayan ancak herkesin kıydığı Ezidileri unutmayalım. Eskiden bu topraklarda gördükleri zulümleri bilmek, dile getirmek bizleri suçlu kılmaz. Ama duymazlıktan gelmek kılar.

Ezidilerin nüfusları hakkında kesin bir bilgi yok belki ama az olduklarını biliyoruz ve az olan değerlidir…


[box_light]Kaynakça[/box_light]

Güne Söylediklerim (Murathan Mungan)

Êzidiler kimdir ve ne yaşadılar?

İlgili Yazılar