Türkiye’nin aykırı adamı Nişanyan, Yale Üniversitesi mezunu. Türk Dili’ne ve Türk turizmine katkıları bir ‘Ermeni olmasına rağmen’ sayılamayacak kadar çok. Şu anda ise, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 65. Maddesi’nden dolayı cezaevinde. Çünkü bu maddeye göre, Şirince gibi SIT alanı ilan edilen yerlerde yapılan tüm inşa faaliyetleri cezai müeyyideye tabi.

Geçtiğimiz günlerde bir haftalık izinle cezaevinden çıktı Nişanyan.

Cezaevine dönmesine üç gün kala,kendisi ile Ankara’da sohbet etme fırsatı yakaladım. Her ne kadar birikmiş onlarca sorum olsa da süremiz kısıtlı olduğu için uzun bir röportaj gerçekleştiremedim kendisiyle. Birkaç soru sorabildim ancak.

Oldukça iyiydi, sağlığı yerinde. Ne mutlu ki hala uslanmamış, hala korkusuz.

 

‘’Bu memlekette öyle güvercin tedirginliğiyle yaşamaya gelmez. Köpek gördün mü değnekle üstüne yürüyeceksin.’’

‘’Bu memlekette öyle güvercin tedirginliğiyle yaşamaya gelmez. Köpek gördün mü değnekle üstüne yürüyeceksin.’’

Ne kadar süre hapishanede kalacaksınız?

On buçuk yıl. Bunun iki yılı tamamlanmak üzere.

İlk hapishane deneyiminiz olmasa da sizin gibi bir insan için zor olmalı son iki sene?

Cezaevinde öyle derin bir kasvet ve üzüntü içerisinde değilim, çalışmalar yapıyorum. Kendince bir ortam yaratıyorsun orada. Bir seneye yakın tek başıma kaldım daha sonra yanıma bir arkadaş verdiler. Kendisi emekli hakim, şimdi iki kişiyiz. Anlaşma gereği televizyonu gündüzleri o, akşamları ise ben izliyorum. Ekstra entel İsveç ve Arjantin filmleri üzerine tartışmalar yürütüyoruz.

Hapishanede de boş durmuyorsunuzdur…

Hala Nişanyan Sözlük üzerine çalışıyorum. Türkçedeki aşağı yukarı her kelimenin bulabildiğim en erken metin örneğini siteye ekleme fırsatı buldum, bunun için üç yüz elliye  yakın çeşitli eski Türkçe metni taradım.

 

''Zalimin aczini görmek ve göstermek için inşa edildi.''

”Zalimin aczini görmek ve göstermek için inşa edildi.”

Balçiçek Pamir ile geçtiğimiz Ocak ayında yaptığınız röportajda  ”Muhammed ve İslam’la ilgili o yazıyı yazmasaydım şu an burada olmazdım.” demişsiniz, açıkçası şaşırdım okuduğum zaman. O yazıyı yazdığınız için pişman mısınız yoksa röportajın yazıya geçirilmesi sırasında mı bir hata oldu?

Olur mu öyle şey, en ufak bir pişmanlık söz konusu bile değil. Balçiçek Pamir iyi niyetle bir röportaj yapmak istedi. Hapishaneye geldiğinde kayıt cihazını içeriye sokmadılar, onun için bir kağıda notlar almaya çalıştı. Aldığı notlarda da bazı ifadeler benim söylemek istediğim şeylerden farklı anlamlara çıkan alakasız cümlelere dönüştü. Aktarmada hatalar oluştu.

Sonuç olarak bu memleketin iki kutsalına yıllarca soktukça soktum. Üstelik de Ermeni’yim. Bunun bir cezası olmalıydı yaşadığımız ülkede. Yani ben de onların yerinde olsam cezalandırırdım kendimi. O yazıyı yazmasaydım  burada olmazdım dememin sebebi bir pişmanlık değil, yaşadığımız ülkeyi iyi tanımam.

Gündem ile ilgili iki sorum olacak, Avrupa’nın son dönemdeki göç politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?

Senin evinin bahçesine 500 tane Suriyeli gelse, ‘’Hoş gelmişler,  ne yapsak çorba mı dağıtsak?’’ der misin? Belki  ilk on tanesine, yirmi tanesine dersin ama beş yüz tanesine diyemezsin. Avrupa’nın durumu da bu, anlayışla karşılıyorum.

 

Ahmet Hakan geçtiğimiz günlerde genç bir akademisyen olan Volkan Erit ile bir söyleşi yaptı, Erit yaptığı araştırmada Türkiye’nin dindarlaşmadığını bilakis dinden uzaklaştığını iddia etti. Siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?

Evet okudum o röportajı. Bana doğru bir tespit gibi geliyor, şu içinde yaşadığımız dönemin bir güzelliği olacaksa o da bu olacak. Bir sürü insanın Müslümanlıktan sıdkı sıyrıldı şu son üç-beş senede. Bu bir gerçek. Buna karşılık da birtakım insanlar da çok feci bilendiler. Hangisi hangisine galip gelir bilemiyorum.

Röportaj talebimi kabul eden Sevan Nişanyan'a bir kez daha teşekkür ediyorum.

Bu kısa röportaj talebimi kabul eden Sevan Nişanyan’a bir kez daha teşekkür ediyorum.

Leave a Reply