Türkiye İnovasyon Devleti’ne Geçiş İçin Ne Yapmalı?

Hızla gelişen teknolojiler sayesinde artık devletlerin yönetim şekilleri de değişmeye başladı. Her ne kadar kapitalizmin yarattığı eşitsizlik bu döneme kadar refah devleti uygulamalarıyla bir nebze olsun hafifletilmişse de hızla gelişen teknolojiler karşımıza yine kapitalizmin yaratacağı büyük bir işsizlik problemi çıkarabilir ve bu problem önümüzdeki yıllarda özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde sosyal patlamalara da neden olabilir. Peki bu problemle başa çıkabilmek Türkiye hangi adımları atarak bu durumu avantaja çevirmelidir?

indir

Öncelikle şu bir gerçek ki ülkemiz bir vasıfsız işçi cenneti konumunda. Maalesef verdiğimiz eğitim ve gençlere sunulamayan kendini geliştirebilme imkan bu durumun en önemli sebebi. Gençlerin ekonomik problemlerle boğuşmak zorunda kaldığı ve bilgiye ulaşma imkanının kısıtlı olduğu bu ortamda Türkiye’nin 21. yy’ın devlet yapısına ayak uydurma şansı şu an itibariyle bulunmasa da atılabilecek cesur adımlar ve sert uygulamalar bu durumu bir kaç yıl içerisinde tersine çevirebilir.

Türkiye’nin bu değişime ayak uydurabilmesi için ön şart olarak yetiştireceğimiz nesillerin üç temel vasfa sahip olması gerekiyor. Bunlardan birincisi teknoloji üretebilmek. İkincisi, teknolojiyi kullanabilmek ve üçüncü olarak ise teknolojiyi pazarlayabilmek. Aslında Amerikan Şirketi Apple’ın yıllık karının Türkiye’nin ISO 500 listesinde yer alan bütün firmalarının toplam karının 3.3 kat daha fazla olması veya Güney Kore’nin son yıllarda yapmış olduğu atılımın karşısında Türkiye’nin durumu yukarıda saydığım 3 vasfın neden bu kadar önemli olduğunun bir diğer kanıtı. İşte tam da bu nedenle Türkiye bir an önce  eğitimi siyasi kavgaların bir enstürmanı olmaktan çıkararak bu üc vasfa sahip nesiller yetiştirebilmeyi merkeze alan bir eğitim reformunu uygulamalıdır. Aksi takdirde bugün yapamadığımızı gelecek yıllarda da yapamayacak ve gelişmiş ülkelerle aramızdaki uçurum giderek daha da artacaktır.

B4mLndVIEAAclmv (1)

İşi gelecek nesillere bırakmadan bugünü kurtarmanın da elbette bir yolu var. Bunun yolu da Ar-Ge yatırımlarından geçiyor. Bugün dünyada kullandığımız teknolojilerin çoğunun Ar-Ge çalışmalarının birer ürünü olduğunu düşündüğümüz zaman Ar-Ge çalışmalarının ne kadar önemli olduğunu gözlemliyoruz. Buna ilaveten son zamanlarda yayımlanan araştırmaların Ar-Ge çalışmalarına ayrılan kaynak ile ülkelerin refah seviyesi arasında bir pozitif ilişki olduğunu göstermesi bize Türkiye’nin bugünü ve yarını için yapması gereken en önemli faaliyetlerden birisinin Ar-Ge’ye ayrılan kaynakların arttırılması olduğunu gösteriyor.

B2ga0_wIEAAinE2 (1)

Türkiye Ar-Ge yatırımı yapan ülkeler arasında sonlarda bulunmakta.

 

Bu konuda daha yazılacak, tartışılacak çok şey olduğunu bilmekle beraber ön koşul olarak Türkiye’nin hızla değişen Dünya’ya adapte olabilmek ve bu sert geçişi avantaja dönştürmek adına atması gereken olmazsa olmaz adımların eğitim reformu ve Ar-Ge çalışmalarına ayrılan kaynağın arttırılması ve bu kaynakların doğru yönlendirilmesi olduğunu düşünmekteyim. Aksi durumda bu haliyle bile ayak uyduramadığımız ve tüketim toplumu haline geldiğimiz bir düzende gelecek refahımız büyük bir tehdit altına girecektir. Aman dikkat!

Leave a Reply