Türk siyasi tarihi nice darbelere, darbe girişimlerine, ekonomik ve sosyal krizlere, skandallara ev sahipliği yapmış; dönemin başta gelen siyasileri sahip oldukları ideolojiler ve bu minvalde uyguladıkları ve uygulamaya yeltendikleri politikalar ile siyasi tarihimizin birer aktörleri olmuşlardır. Bu aktörlerin özel yaşamları da siyaset ahlâkı ve temsil ettikleri anlayış tarafından şekillenmiş, tabiri caiz ise özel hayatları sadece ve sadece siyaset olmuştur. Ancak kimi siyasiler var ki yaptıkları ile değil de yaşadıkları bir takım olaylar ile siyasi tarihimizin tozlu sayfalarına adlarını bir daha silinmemek üzere yazdırmışlardır.  Adnan Menderes de bu siyasilerin başında gelmektedir. 23 yıllık tek parti dönemini kapatıp, ülkemizde demokrasi ağacını filizlendiren Menderes, demokrasiye karşı bir müdahale olan 1960 darbesi ile indirilip, hukuk dışı bir dizi uygulamalar ile Yassıada’da yargılanıp, asılmış ve bu durum onu ve temsil ettiği zihniyeti günümüze kadar taşımıştır. Adnan Menderes’i siyasi tarihimiz için önemli bir figür haline getiren bir diğer etken ise, daha önce hiçbir siyasinin yaşamadığı kadar derin bir aşk hayatına sahip olmasıdır.

[box_dark]İlk Tanışma[/box_dark]

14 Mayıs 1950 ile birlikte Türkiye’de 27 yıllık tek parti dönemini kapatan ve ülkemize çok partili yaşamı getiren Ayhan-AydanDemokrat Parti ile birlikte Adnan Menderes, toplumda adete kahraman gibiydi. Tam da bu dönemde Ziraat Bankası Genel Müdürü Mithat Dülge’nin daveti sayesinde Dülge’nin yeğeni ve aynı zamanda geleceği parlak bir soprano olan Ayhan Aydan ile tanışan Menderes, ilk görüşte bu genç kadından etkilenmiş ve davetin hemen ertesi günü telefon ile Ayhan Aydan ile görüşmeye başlamıştır. Türk Operasının ilk önemli sopranosu olarak tanımlanan ve o dönemde sergilenen hemen hemen tüm eserlerde başrol oynayan Ayhan Aydan, Atatürk’ün modern Türk kadınını temsil etmekteydi. Ev telefonu ile başlayan ilk münasebet zamanla hediyelere ve 3 günde bir gönderilen çiçeklere yöneldi. Ancak ilk tanışdıkları zaman Ayhan Aydan orkestra şefi ve aynı zamanda Türk Beşleri arasında da yer alan Hasan Ferit Alnar ile evliydi. Aynı zamanda 1 oğlu vardı, ancak eşi ile boşanma arefesindeydi. İlişkilerinin ilk zamanlarında Adnan Menderes bu boşanma sürecine müdahil olup, hatta boşanmanın bir an önce bitmesi için Hasan Ferit Alnar’ı başbakanlığa davet etmiş, boşanması için Hasan Ferit Alnar’ı ikna etmiştir.  Böylece Türk siyaset hayatına malzeme olacak trajik bir aşk hikayesinin önündeki en büyük engel kaldırılıyordu.  Görüşme sonunda boşanmaya razı olan Hasan Ferit Alnar başvekilden, boşanma gerçekleşene kadar Ayhan Aydan ile olan münasebetine ara vermesini ister ve Adnan Menderes bu isteği kerhende olsa kabul eder. Hatta çevresine bu durum ile ilgili şu sözleri söylemiştir. “Beni görüşmekten men etti. Beni aylarca onu görmekten mahrum bırakıyor. Ne kadar ağır bir intikam aldığının farkında değil mi ?” Bu sözler  ikili arasında yaşanan aşkın ne denli büyük olduğunu gözler önüne sürüyor.

[box_dark]Boşanma Sonrası[/box_dark]

3460

Hasan Ferid Alnar

Boşanma sonrası ile birlikte sık sık Ayhan Aydan’ın evinde buluşmaya başlayan çift, zaman zaman sokağa çıkıyor, mahellenin gözü önünde yürüyüş yapıyorlardı. Artık mahallenin girişine gelen makam arabasının kime ne maksatla geldiği tüm mahalleli tarafından bilinir oldu. Halâ evli bir adam olan Adnan Menderes’in bu rahat tavırları sadece mahalle sakinleri tarafından değil, Adnan Menderes’in çevresi tarafından da dikkat çekmeye ve tepki toplamaya başlamıştı.  Adnan Menderes’in yakın çevresinden olan ve dönemin bakanlarından Dr. Mükerrem Sarol ise ikili arasında yaşanan bu aşkı şu sözler ile tarif ediyor.

“Adnan Bey çocukken Çine Çayı’nın kenarındaki salkım söğütleri altına oturur, ağacın çaya sarkan dallarını, hayellerindeki Sarı Ayşe’nin saçlarına benzetirmiş. Hepimizin gençliğinde romantik bir dönem olmuştur. Ama Adnan Bey 17 yaşında harbe gitmiş, kolejde talebeyken de hiç flört yaşamamıştı. Belki de bu yüzden her türlü imkanın önüne serildiği ileri yaşlarında, ilk gençliğie yaraşan hareketlerde bulunurdu. Tabii bu, onda 40 yaşından sonra futbol oynamak gibi bir tesir yapardı. Ayhan Hanım’ı hakikaten derin bir aşkla seviyordu. Onda Sarı Ayşe’yi bulmuştu. Bu ilişkide nezahet vardı, hürriyet vardı, sevgi vardı. Seksle, menfaatle, eğlenceyle açıklanamayacak duygular vardı. Adnan Bey, Ayhan Hanım’la gerçek bir romans yaşamıştır. Birçok kez evine birlikte gitmişizdir. Adnan Bey ona yorgun argın gelir, yüzünü yıkatır, rahat nefes aldırır, bir kadeh rakı verir. Adnan Bey orada, huzur dolu bir sevginin atmosferinde dinlenir. Bu derece ulviyet(yücelik) vardır orada…”

İkili arasında yaşanan ve kimseden saklama ihtiyacı hissedilmeyen bu ilişki, sonunda Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın kulağına gider. Celal Bayar bu konunun muhalefet tarafından Demokrat Parti’ye karşı koz olarak kullanılacağından ve partinin muhafazakâr tabanının yitirileceğinden endişe eder ve bu nedenle Adnan Menderes’e ilişkisini bitirmesini telkin eder. [pullquote_right]Celal Bayar endişelenmiştir. [/pullquote_right]Tabi aşktan gözü kör olmuş Adnan Menderes, gelen telkinleri göz ardı eder ve ilişkisini bitirmez. Ancak Celal Bayar’ın korktuğu başlarına gelmiş ve  bir gazete muhabiri sayesinde muhalefet bu ilişkiden haberdar olmuştur. Opera hakkında konuşmak amacıyla Ayhan Aydan’ın evinde girmeyi başaran bir mühabir, röportaj arasında çekilmiş resimlerin birinde Adnan Menderes’in bir resmini ve arkasında bizzat kendi eliyle yazdığı notu farkeder. Notta şunlar yazılıdır; “Severek ve en iyi temennilerimle.. Ayhancığıma”. Notu ve Adnan Menderes’in resmini çeken muhabir resmi Hürriyet’in Ankara temsilcisi Emin Karakuş’a ulaştırır ve fotoğraf Nihat Erim vasıtasıyla sonunda İsmet İnönü’ün eline geçer. Nihat Erim, partisinin ezeli düşmanı Demokrat Parti’ye karşı büyük bir koz elde ettiğine inanarak, hatta fotoğrafı çoğaltıp uçaklarla köylerin üzerine atma fikirlerini düşünerek İsmet İnönü’ye gitmiştir. Ancak aldığı sert cevap siyasi ahlâk konusunda ders niteliğindedir. İsmet paşa fotoğrafa elini dahi sürmeyerek şu sözleri sarf eder “Böyle laubaliliklere tahammülüm yoktur. Hiçbir insanın hususi hayatı bizim siyasetimize malzeme yapılamaz, kaldır bunu gündemden düşür, asla bu işe tebessül etme.”  Devletin zirvesinde bu olaylar yaşanırken yavaş yavaş sahneden çekilen Ayhan Aydan, bu dönemde iki kez hamile kalır ancak sağlık sorunları nedeniyle hamileliği düşük ile sonuçlanır. 3. kez hamile kaldığında ise tamamen evine kapanmış, Adnan Menderes ise bakımı için Zeynep Kamil Hastahanesi başhekimi Fehmi Bey’i görevlendirmiştir. Ancak 3.hamilileliğinde de erken doğum nedeniyle çocuğunu kaybetmiştir. Ahmet adını verdikleri bebek sadece 9 saat yaşamış, cesedi başbakanın şoförü Hayri Bey’în yardımlarıyla makam arabasında taşınmış ve aynı gün gizlice Cebeci mezarlığına gömülmüştür. Bu olaydan sonra da ilişkileri  bitmiştir. Zaten son zamanlarda Adnan Menderes yeni bir gönül ilişkisine yelken açmış, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görevli Ferit Vendi’nin eşi Suzan Sözen ile yeni bir ilişki yaşamaya başlamıştır. Çevresinde de oldukça çapkın biri olarak tanımlanan Adnan Menderes bu duruma rağmen rağmen, telefon görüşmeleri ve çiçek yollamalara devam etmiştir. Ta ki darbe sonrası çiçek yollayamayacak duruma gelinceye kadar…

Bebek davası sırasında Ayhan Aydan kürsüde Adnan Menderes hemen arkasında

Bebek davası sırasında Ayhan Aydan kürsüde Adnan Menderes hemen arkasında

[box_dark]Darbe ve Sonrası[/box_dark]

Darbe sonrası toplum nezdinde Menderes’i küçültmek amacıyla Menderes’e, kamoyunda bebek davası olarak bilinen, dava açıldı. Bu davada Adnan Menderes Ayhan Aydan’dan olma bebeği öldürmeye azmettirmekle suçlandı ve kanıt bulmak için bebeğin mezarı dahi açıldı. Tanık olarak Yassıada’ya giden Ayhan Aydan’ın ifadesi, bebek davasını Adnan Menderes’e açılan onlarca dava arasından beraat ettiği tek dava olarak tarihe geçirdi. Dava sırasında yol arkadaşları tarafından dahi hasmihane tutumla karşılaşan Adnan Menderes’i cesurca savunan Ayhan Aydan’ın şu sözleri davayı düşürmüştür. “Beyendiyi çok sevdim, kendilerinden bir çocuğum olmasını çok arzu ettim ancak hasta bünyem müsaade etmedi. Çocuğum 8 aylık doğdu ve öldü. Hangi vizcdansız ana üzerine titrediği bebeğinin ölmesine razı olabilir.” Bu sözler ve Adnan Menderes’i cesurca savunuşu davayı düşürmekle kalmadı,  aynı zamanda toplum nezdinde Menderes ile olan ilişkisine büyük saygı gösterildi.  Dava düşmesine rağmen ilişkileri yeni bir davanın konusu oldu. Boşanması için Ayhan Aydan’ın eşi Hasan Ferid Alnar’a örtülü ödenek üzerinden düzenli ve ciddi miktarlarda para vermekle suçlanan Adnan Menderes, bu davada mahkûm oldu.  Dava tutanaklarına göre 1951’de 3 bin lira, 1952’de 3 bin lira, 1953’te 707 dolar (2 bin lira), aynı yıl 2 bin lira daha, 1954’te 6 bin 500 lira sonra Ferit Alnar’ın babası Ragıp’a bin lira, 1955’te 500 lira, 1959’da 2 bin 163 lira olmak üzere toplamda 20 bin 163 lira ödeme yapıldığı anlaşılıyor. Kimileri bu paranın verilme nedeni olarak Ferid Alner’in Ayhan Adnan’ın peşini bırakması amacıyla verildiğini söylerken, kimileri bu duruma şiddetle karşı çıkıyor.  Cüneyt Özdemir’in konu ile ilgili belgeselinde konuşan Yılmaz Karakoyunlu verilen paranın musuki düzenlemesi ile ilgili olduğunu belirtiyor.  Sonuç olarak Adnan Menderes diğer bütün davalar da olduğu gibi, bebek davası hariç, bu davadan da hüküm giyerek asılıyor ve kanı kuşaklar boyunca silinemeyecek bir başbakan siyasi hayatımızda kendine yer ediniyor. Yaşadıkları aşk nedeniyle Adnan Menderes denince hemen akla gelen Ayhan Aydan ise idam sonrası köşesine çekildi. Konu ile ilgili tüm görüşmeleri reddetti ve Menderes’i rahmetle anmaya, fotoğrafını saklamaya devam etti. Ta ki 2009’da ölene dek…

Leave a Reply

Yazıcı Tamiri Sigma Defence Ankara Kız Yurdu