Kim İçin ve Ne İçin Osmanlıca? Politika

Kim İçin ve Ne İçin Osmanlıca?

19. Milli Eğitim Şûrası Osmanlıca’nın liselerde zorunlu ders olarak okutulmasını oy çokluğuyla kabul etti. Halihazırda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunluluğunu tartıştığımız bir zamanda bana göre lüzumsuz olan bu gündem maddesi yine de üzerinde konuşulmayı hak ediyor. Çünkü azımsanamayacak bir kitle bu gelişmeden memnuniyetini açıkça belli ediyor.

19. Milli Eğitim Şûrasının Osmanlıcayı liselerde zorunlu olarak okutma kararı alması, yol açtığı tartışmalarla gündemi meşgul ediyor.

Kişisel kanaatim, eğer Osmanlıca dersi liselerde okutulmaya başlanacaksa bunun kesinlikle bir dayatma üzerine kurulmaması yönünde. Geçmişte devletin zoruyla yapılan eğitim muamelelerinin iyi sonuçlar vermediği aşikâr. Osmanlı tarihine ve diline ilgi duyan insanların bu dersi almak istemelerinde ve bu imkânın onlara sağlanmasındaysa bir sakınca göremiyorum. Sıkıntı, “zorunlu” tabiri etrafında yoğunlaşıyor.

Doğal olarak lâik kesimin tepkisini çekti bu gelişme. Onların derdi, zorunlu kısmına vurgu yapsalar da, ideolojik sebeplerden kaynaklanıyor. Osmanlıdan kaynaklanan, onun izini sürmeye götüren her şeyi günlük hayattan çıkarmaya meyilli bir ideolojiden başka bir şey beklemek anlamsız olur. Bu yüzden konunun bu düzlemde tartışılması kimseye yarar sağlamayacak.

Öte yandan, olay bir zorunluluktan çıkarılıp tercihe bağlı bir eğitimsel gelişme olarak adlandırılabilirse lâik kesimin karşı çıkabileceği argümanlar da tartışma düzleminden ayrılmış olur. Çünkü devletin eliyle Osmanlıcayı zorunlu ders haline getirmekle, Din Kültürü dersini zorunlu olarak okutmak arasında bir fark yok. Sonuçta bu gelişmeler belli hassasiyetleri olan kesimleri dışlayan ve görmezden gelen eylemler.

Mesela, şahsen lise yıllarımda Osmanlıca dersi almış olmayı hoş karşılardım. Bu duruşum, Osmanlı’nın tarihine ve diline ilgi duymamdan ve gelecekte de bu minvalde akademik araştırmalarda yer almayı bir yol olarak görebilmemden kaynaklanıyor. Benim gibi düşünen, ancak gerek zaman gerek imkân gereği fırsat bulamamış olanlar için bu gelişme takdire şâyan.

Nitekim, şûra yalnızca tavsiye mekanizması olarak çalışıyor. Yani Milli Eğitim Bakanlığı bu gelişmeyi hemen pratiğe dökecek diye düşünmemek lâzım. Zaten kamuoyundaki tepkilere cevap olarak şûra zorunlu Osmanlıca dersinin yalnızca İmam Hatiplerde ve sosyal bilimler liselerinde okutulmasını, diğer liselerde seçmeli ders olarak alınabilmesini tavsiye etti. Hassasiyetleri belli olan kesimler için yeterince uygun bir adım değil, ancak bakanlığın gelecekteki karar aşamasına olumlu etki edebileceğini düşünüyorum.

Burada bir parantez açmak şart. Ülkemizdeki farklı dinlere mensup insanlara Sünni Müslümanlığı bariz şekilde dayatan bir Din Kültürü dersini vermek Türkiye’deki şartlar göz önünde bulundurulduğunda yanlış bir eylem. Seçmeli olduğu yönünde bir algı mevcut, ancak gerek müfredat gerekse okullara giriş sınavlarında çıkan sorular nedeniyle tüm öğrenciler o süreçten ister istemez geçiyorlar. Şimdi bir de Osmanlıyla barışması mümkün olmayan kesimlere Osmanlıcayı dayatmak abesle iştigal. Bu gelişmenin karşı çıktığım tek yanı da bu.

Eğitimdeki çürümüşlüğün deneylerle giderilmeye çalışılması sorunu önemini korurken, Osmanlıca’nın zorunlu olarak okutulması çözüme yönelik bir anlam taşımıyor.

Tabii başka karşı argümanlar da üretmek mümkün. Şimdi eğitimdeki bütün sorunlar çözüldü mü ki Osmanlıcayı müfredata ekleyebiliyoruz gönül rahatlığıyla? Ülkemizin kaç lisesinde hayati önem taşıyan İngilizce hakkıyla öğretilebiliyor? Olay eğer bir dil kazanımı sağlamaksa neden mesleki hayat açısından büyük önem taşıyan yabancı dillere değil de günlük hayattaki getirisi sınırlı olan Osmanlıca’ya ilgi gösteriliyor? Haberlere konu olduğu üzere atalarımızın mezar taşlarını okuyalım diye Osmanlıcayı öğrenecek halimiz yok. Genele fayda sağlamayan bir dersi zorunlu olarak okutmanınsa devletin herkese yönelik eğitim argümanıyla uzaktan yakından alakası bulunmuyor.

Yaklaşık 15 yıllık eğitim hayatımdan yola çıkarak şunu söyleyebilirim: Bu ülkede yaşamanın bireylere kattığı benzersiz özellikler vardır. Bir tanesi de çürümüş ve işlevsiz bir eğitim sistemiyle büyümeye zorlanmak ve yenilik adı altında yapılan, üzerinde pek de düşünülmemiş deneylere alışmaktır. Milli eğitim şûralarının her yıl alıp durduğu tavsiye kararlarına baktıkça insanın Türkiye’nin eğitim sistemi konusunda umut besleyesi gelmiyor. Bu şûralardan ya belli bir kesime hitap eden, 4+4+4 gibi tavsiyeler çıkıyor ya da genele hitap eden ancak eğitimin düzeltilmesi yolunda hiçbir katkı sağlamayan deneyler. Liselere Osmanlıca dersi önerisi, şahsen olumlu algılasam da, Türkiye’deki sorunlu eğitimin diğer kısımlarının yanında sentetik ve çözüme yönelik olmayan bir gelişme olarak kalıyor. Zorunlu olarak dayatılmaya teşebbüs edilmesiyse benim gibi eğitimden hâlihazırda şikayetçi olanlara bir tartışma konusu daha sunmuş oluyor.

Enis Faruk Erdem

Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü Yüksek Lisans 1. sınıf öğrencisi.

1 Comment

  1. Erdinç
    07.12.2014 at 21:50 Reply

    İmam Hatip Liseleri müfredatında zaten 11. ve 12. sınıflar için seçmeli Osmanlı Türkçesi dersi bulunmaktadır.
    Sosyal Bilimler Liseleri’nde ise, halihazırda, kurulduğu yıl olan 2003’ten beri zorunlu olarak Osmanlı Türkçesi dersleri (10., 11. ve 12. sınıfta) verilmektedir.
    Yazı için teşekkürler,
    Erdinç

Yorum Yap!

İlgili Yazılar