GazeteBilkent
"Gazeteciliğe Bilkent'i, Bilkent'e GazeteBilkent'i getiriyoruz!"

Kültür - Sanat

14.01.2014

Yazan:

Ben de Özledim Neden Yayından Kaldırılıyor?

46jvbs

“İnsan gerçekten hayret ediyor”

Abdullah Gül

Reytingler düşük. Evet. Makul. Bu sebepten kaldırıldı.

Peki, Eflatun Film ne yapsa bu diziyi seneler boyu izliyor olurduk? Size cevaplar hazırladım.

Biz naif aşk hikayelerini sevmeyiz. Aynı evde sevişmeden kalabilen iki insanı, Ali Atay’ı ve Sera Tokdemir’i sevemedik. Bunun yerine Sera Tokdemir Ali Atay’dan hoşlanıp Serkan Keskin’den çocuk yapmalı, akabinde Osman Sonant’la evlenmek zorunda kalmalıydı. Tabii, entrika lazım.

Ya da Sera Tokdemir başındaki beladan kurtulduğu gün Ali Atay kanser olduğunu öğrenmeliydi. Ali Atay’ın kanser tedavisi olumlu sonuç verdiğinde, Sera Tokdemir felç olmalıydı. Yoksa niye kavuşmasınlardı, saçmaydı, az ömürleri kalmalıydı.

Ali Atay, Serkan Keskin ve Osman Sonant yerine üç tane kısa etekli kız olmalıydı. Aralarındaki muhabbetler, ana sınıfı öğrencilerinin algısını zorlamayacak düzeyde olmalı ve bir sezon boyunca her biri en az üç erkekten hoşlanmalıydılar. (Tercihen aynı üç erkeğe, değiş tokuş usulüyle)

Onur Ünlü’nün haremi olmalı, tüm kadınlarla sevişebilmeli, çok gerekirse sefere çıkmalıydı. Ama çok da gerekmemeliydi. Testesteronumuzu salıvermeliydik diziyi izlerken. Yoksa dizi geç saatteydi, uyurduk.

Serkan Keskin deniz kızını gördüğünde uzaktan uzaktan seyretmemeliydi, seviyorsa gidip konuşmalıydı. Numarasını almalı, mümkünse daha sonra Kız Kulesi’ne karşı çıkma teklifi etmeliydi.

Bir çocuk olmalıydı dizide, herkes çocuğun babasını farklı bilmeliydi. Çocuk, dizide sık sık bahsi geçecek gayrımeşru bir ilişkinin meyvesi olmalıydı. Tercihen bu gayrımeşru ilişki zorlama ile olmalıydı.

Burak Aksak Karadeniz, Ali Atay Güneydoğu, Serkan Keskin Ege şivesiyle konuşmalıydı.

Dizinin kahramanları dizi çekmemeliydi. Taksi şöförü, polis ya da doktor olmalıydılar.

Sera Tokdemir’in İstanbul’un üç güzel semtinde üç güzel villası olmalı, şımarıklıktan hiçbirinde oturmamalı, Ali Atay’ın fakirlikten ağzı kokmalıydı. Bu şartlar gerçekleşmeden Ali Atay’la karşılaşmamalıydı.

Deniz Kızı’nın ailesi mutaassıp ve muhafazakar olmalı, Serkan Keskin’in annesi herkesin adını bildiği ama çok azının oynadığı kart oyunlarından oynamalı (briç, konken), babası annesini, annesinin en yakın arkadaşlarından biriyle aldatmalıydı.

Dizide Osman Sonant şiir ve roman okumamalıydı. Şiiri ve romanı diziye uyarlamalılardı. Hadi illa ki okuyacak Dan Brown falan okusaydı bari.

Senaryonun tamamı aynı kalsa da olayların Kapadokya’da yahut Güneydoğu’da bir konakta geçmesi reytingleri en az yüzde 15 arttırırdı. Ama o zaman Deniz Kızı olmazdı. Evet, bu yüzden bundan vazgeçmiş olabilirler.

Hiç olmadı, halay çekmeliydiler. Umarsız, kaygısız, spontan bir halay…


Yazar hakkında

Semih Dölek





Yorumlar


  1. Diziyi hiç izlemedim ama yazı hoş olmuş, kalemine sağlık.


  2. Ali Kemal Özkan

    Kardeşim eline sağlık çok iyi yazı olmuş. Türk milletinin durumunu açıkça ortaya koymuşsun.


  3. Dilara Ercan

    Harika bir eleştiri, tebrik ederim.


  4. wada

    ya filmi o saate koyarsan reytingi düşük olur tabi…bu ne ya biz illa bunların istediği dizileri mi izlemek zorundayız…


  5. harun çevlik

    bende bu saatten sonra star izlersem adam değilim bu ne lan ali abimi serkan abimi osman abimi saat 3 te koysalar izlerim ben kaldırmakda ne oluyor ulan şu andan itibaren star bitmiştir


  6. berke

    gerizekalı kitleye hitab eden bir diziydi. gıcık oluyordum böylesi ne idüğü belirsiz bir şeyi izleyenlere. iyi olmuş.


  7. Berna

    konusu hikayesi olmayan GEZİ ZEKALI bir dizi ne hoş olmuş kalkması ekrandan bir çöp atılmış



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


 
 

 
1

Erol Köroğlu’nun Gözünden Türk Edebiyatı ve Birinci Dünya Savaşı

Bilindiği üzere, 2014 yılı Temmuz ayıyla birlikte I. Dünya Savaşı’nın üzerinden tam olarak 100 yıl geçmiş oldu. Bu nedenle, dünyanın çeşitli yerlerinde I. Dünya Savaşı ile ilgili makaleler yazıldı ve et...
Halil Mervan Murat
0

 
 
tttt

Polonya Çağdaş Sanatı CerModern’de

CerModern çok önemli sergilere 24 Ekim-30 Kasım tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. İşte o sergiler: “ÖZGÜRLÜĞÜN ÖZEL ALANLARI” Polonya Çağdaş Sanat Sergisi (Sergi Tarihi: 25 Ekim – 30 Ka...
Sena Uysal
0

 
 
bu2

Bu Konsere Hazır Mısınız?

Geçmişten günümüze Türkiye’nin müzikal platformdaki varlığının fark edilişini sorgularsak galiba geçmişe çoktan bir perde çektik. Günümüzde artık Avrupa’daki sanatçıların özellikle İstanbul̵...
Biriz Özbakır
0

 

 
ANE BRUN

Ankara’da İskandinav Rüzgarı!

Önümüzdeki hafta Ankara’da İskandinav esintileri hissedeceğiz. Altus Kültür-Sanat tarafından organize edilen ve 5-7 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek olan Nordik Müzik Festivali‘ne ilgi yoğun olac...
Mustafa Özer
0

 
 
Calibro-touch-lux

Türkiye’nin E-Kitap Okuyucusu “Calibro” Sizlerle!

Yazının icadından bu yana binlerce yıl geçti. Tarihin başından beri yazılar, diller, alfabeler doğdu, öldü, unutuldu… Ancak, yazının ve kitabın gücü hiç azalmadı. Kitaplar her dönemde insanı ve dünyay...
Ozan Yiğit Demirbaş
2

 
 
fü

“Fü”

Cermodern bu kez tiyatroseverleri;  “Korku Tüneli”,”Disosya” gibi oyunlarda rol alan Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı “Fü” adlı oyunla buluşturuyor. Yönetmenliğini Sami B...
Tuğba Çelikpençe
0